KESK Zonguldak Şubeler Platformu, Zonguldak Vergi Dairesi önünde yaptığı basın açıklamasıyla TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerine ve buna bağlı ücret politikalarına sert tepki gösterdi. Açıklamayı KESK adına Özgür Erkal okurken, eyleme Demokrasi Platformu bileşenleri, meslek ve kitle örgütü temsilcileri ile siyasi parti yöneticileri de katıldı.

“2025, emekçiler için kâbus yılı oldu”

Açıklamada, zamlarla ve artan hayat pahalılığıyla geride bırakılan 2025 yılının, asgari ücretliden emekliye, işçiden kamu emekçisine kadar emeğiyle geçinen milyonlar açısından adeta bir “kâbus yılı” olduğu vurgulandı. Yıllardır sürdürülen yoksullaştırma politikalarından 4 milyon kamu emekçisi ve 2,5 milyon kamu emeklisinin doğrudan etkilendiği ifade edildi.

KESK, maaşların her ay eridiğini, yoksulluğun ise gün geçtikçe derinleştiğini belirterek, iktidarın gerçek hayat pahalılığıyla örtüşmeyen “suni enflasyon verileri” üzerinden ücret artışlarını sınırladığını kaydetti.

“TÜİK verileri hayatın gerçeğini yansıtmıyor”

TÜİK’in 2025 yılı Aralık ayı enflasyonunu yüzde 0,89, yıllık enflasyonu yüzde 30,89, son altı aylık enflasyonu yüzde 12,2, 12 aylık ortalamayı ise yüzde 34,88 olarak açıklamasına tepki gösterilen açıklamada, bu rakamların yaşanan gerçek enflasyonla hiçbir ilgisinin olmadığı ifade edildi.

KESK, İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) yıllık enflasyonu yüzde 37,68, Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) ise yıllık enflasyonu yüzde 56,14 olarak açıkladığını hatırlatarak, “TÜİK’in enflasyonu mu, yoksa halkın yaşadığı hayat pahalılığı mı gerçek?” sorusunu yöneltti.

“Maaşlar TÜİK verileriyle eritildi”

Açıklamada, iktidar, yandaş konfederasyon yönetimi ve Hakem Kurulu’ndan oluşan yapının, toplu sözleşme süreçlerinde Merkez Bankası’nın tutmayan enflasyon tahminlerini esas aldığı belirtilerek, bu nedenle maaş artışlarının daha ilk aylarda enflasyonun gerisinde kaldığı ifade edildi. KESK’e göre, yalnızca son iki yılda kamu emekçilerinin maaşları yüzde 20 oranında eridi.

Asgari ücret, emekli ve kamu emekçileri kaybediyor

KESK, TÜİK verilerine rağmen asgari ücretin enflasyonun dahi altında artırıldığını vurgulayarak, 2025 yılı için yüzde 27 artış yapılan asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığını belirtti. Açıklamada, asgari ücretin TÜİK’in kendi verilerine göre bile 32 bin 165 TL olması gerektiği, her asgari ücretlinin aylık yaklaşık 4 bin 100 TL, yıllık ise 49 bin 200 TL kayba uğradığı ifade edildi.

SGK ve BAĞ-KUR emeklilerinin maaşlarının yalnızca yüzde 12,2 artacağı, kamu emekçileri ve emeklilerinin ise enflasyon farkı ve toplu sözleşme artışıyla birlikte Ocak ayından itibaren ortalama yüzde 20 zam alacağı, ancak reel artışın yaklaşık yüzde 12,5’te kaldığı belirtildi.

“Zamlar maaş artışlarını yutuyor”

KESK, 2026 yılına girerken toplu taşıma ücretlerine yüzde 35, sağlıkta katkı paylarına yüzde 30, köprü ve otoyol geçişlerine yüzde 22, MTV ve damga vergisine yüzde 19 zam yapıldığını hatırlattı. Kira artış oranının ise yüzde 34,88 olacağı belirtilerek, kamu emekçilerinin maaş artışlarının büyük bölümünün kiraya gideceği ifade edildi.

Açıklamada ayrıca, en düşük memur maaşıyla alınabilen ekmek ve çeyrek altın sayısının yıllar içinde dramatik biçimde azaldığına dikkat çekildi.

“Büyüyen sermaye oldu, yoksulluk derinleşti”

KESK, iktidarın yıllardır büyüme söylemleri kullandığını ancak bu büyümeden emekçilerin pay almadığını savundu. 2024’ün “emekli yılı”, 2025’in ise “aile yılı” ilan edilmesine rağmen emeklilerin ve ailelerin açlıkla karşı karşıya bırakıldığı ifade edildi.

2026 bütçesine de dikkat çekilen açıklamada, her dakikada onlarca asgari ücret tutarının faize, silahlanmaya, sermaye teşviklerine ve hazine garantilerine aktarıldığı, tüm bu yükün ise halktan toplanan vergilerle karşılandığı vurgulandı.

14 Ocak’ta iş bırakma çağrısı

KESK Zonguldak Şubeler Platformu, mevcut toplu sözleşmenin TÜİK verileriyle fiilen hükümsüz hale geldiğini belirterek, maaşlara ek zam yapılmasını ve gerçek bir toplu pazarlık sisteminin kurulmasını talep etti. Aksi halde kamu emekçilerinin açlık sınırına sürükleneceği uyarısı yapıldı.

Açıklamanın sonunda, 14 Ocak Çarşamba günü tüm yurtta üretimden gelen gücün kullanılacağı ve iş bırakılacağı duyurularak, tüm konfederasyonlar, sendikalar ve emekçiler ortak mücadeleye çağrıldı. KESK, çağrının yalnızca kamu emekçilerine değil, sömürü düzeni altında ezilen tüm kesimlere yönelik olduğunu vurguladı.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.