30.12.2025 Cumhuriyet Gazetesi

1-Beyaz esaret yurdu sardı

“Türkiye genelinde pek çok kentte kar ve soğuk hava etkisini sürdürdü. Meteoroloji, genellikle iç ve doğu Anadolu bölgesindeki buzlanma ve don riskine karşı yurttaşları uyardı. Kırşehir’de sıcaklık gece sıfırın altında 6 dereceye kadar düştü. Kars’ta ise termometreler eksi 17 dereceye kadar düştü.”

Bu haberin başlığını hiç beğenmedim hatta çok üzüldüm! Çünkü kar yağışı çok güzel ve faydalı bir olaydır ve doğaya, canlılara ve biz insanlığa çok faydalar sağlar; yaşamımızı zenginleştirir. Ne demek “beyaz esaret”?

Elbette her fayda gibi bu faydanın da bir maliyeti olacaktır ve insanlar gereken, bildiği tüm önlemleri alarak zararsız, en çok faydalı ortamları hazırlayabilir ve hazırlıyoruz. Kar olmasaydı nasıl kayacaktık, nasıl kartopu oynayabilecektik?!!

2- Türbin için yok ediş

“Bursa’daki 11 bin 282 ağacın 8 bin 676’sı sadece rüzgârgüllerine yol açmak için   kesilecek.     

Türkiye’nin orman nüfusu üzerinde baskı devam ediyor. Şirketlerin başvurularını tek tek onaylayan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, her gün yeni bir duyuru yapıyor. Son olarak Nilüfer ve Orhaneli’ni kapsayan alanda “depolamalı rüzgâr enerji santrali”(DRES) projesine onay aldı. Bakanlığın verdiği: çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) olumlu izniyle birlikte şirketin önünde engel kalmadı.”

Kapitalizmin yarattığı ekonomi ile normal tüketimimizin 3-8 kat fazla maliyetle tüketim yapıyoruz. Kapitalistler sadece kârlarını düşündüklerinden doğaya ve insana olan maliyeti hep göz ardı ediyorlar.  Emeklilere, emekçilere düşük ücret vermek için her zorluğu çıkarıyorlar ve verdikleri çok düşük ücret karşılığı çok miktarda madde ve emek satmak için kalitede en düşük seviyeye düşmeye çalışıyorlar. Sonunda sağlıklı ve kaliteli gereken doğal madde ve emeğin 8 katına kadar fazla tüketim yapıyoruz ve sonuçta hammaddeler, enerji ve emek boş yere-çok fazla tüketiliyor.      

Orhan Bursalı

3- Ekonomik panoramada kısa gezinti ve utanmazlık tartışması 

“(Hükumetin Başarıları)

1-        39 OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) ülkesi içinde işsizlikte yüze 28,5 ile birinciliğe oturduk.

2-        İşe katılım oranı yüzde 55,1. Kostarika yüzde 61,4, İzlanda yüzde 84,7, OECD ortalaması yüzde 69,9.  

3-          İş aramaktan umudunu kesen 2,495 milyon olmuş ve 2020’ye göre 1 milyon artmış.

4-        Yüksek enflasyon, düşük kur politikaları nedeniyle Tekstilde 300 bin işçi işsiz kalmış ve işletmeleri mısıra taşınmış.

5-        Ülke dışında satın alınan konutlara ödenen 2,8 milyar doları buldu…

6-        Düşük kur yüksek enflasyon nedeniyle yurtdışından et ithalatı arttı ve geliri artmayan vatandaş et tüketemez, çiftçi de üretemez hale geldi.

7-        Son iki yıl içinde asgari ücret yüzde 65 artarken ekmek fiyatları yüzde 89 artmış.

8-        Mehmet Şimşek, enflasyon düşüyor diyor ama halkın yüzde 75’i buna inanmıyor.

9-        En zengin 100 Türk listesine göre Türkiye’deki dolar milyarderi 35’e yükseldi. Ama tüketici fiyat endeksi artışı, asgari ücreti ezip geçiyor.”

 Ekonomik olarak çalışamayan işletmeler kapanıyor veya yurt dışına taşınıyor; toplam üretim kapasitesi düşüyor ve böylece yeni işçi alma olanakları ortadan kalkıyor.

Bu düşük kur uygulamasının nedenini bir türlü anlamış değilim. 2023’e göre döviz kuru en azından resmi enflasyona göre yüze yüz artması, doların kuru en az 60 lira olması gerekirken bugün (07.01.2026) 43,43 liradır. Neden? Ekonomimizi yıkmak için mi? Türkiye ekonomisini yabancılaştırmak için mi? Türkiye halkını yabancılara kul ve hatta köle yapmak için mi? Yoksa bir avuç kişiyi zengin kalanını kul-köle yapmak için mi? Yoksa yapay zekâ geleceği için mi biz böyle yaşamaya hazırlanıyoruz?

Onun için mi eğitim seviyesi düşüyor ve bilimsel yaşam yerine dinsel yaşam dayatılıyor ve toplum sadakaya muhtaç edilmeye çalışılıyor?

4- İşgücü piyasası çıkmazda   

“Açılan işletmelerin başarı hikâyesi değil, işsizlik ve sanayisizleşmenin dayattığı tutunma çabası

Geçen 11 ayda 25 bini aşkın şirket, 103 bine yakın esnaf kapandı. Şahıs işletmeleri açılışındaki artışın ardında ise KPSS’yle atanamayanların, makul ücretle iş bulamayanların esnaflık umudu var.

2025’in ilk 11 ayı, Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) verilerine göre 102 bin 976 esnaf kepenk kapattı; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) verilerine göre 25 bin 987 şirket kapandı. Aynı dönemde 288 bin 447 esnaf işletmesi ve 100 bin 984 şirket açılışı kaydedilse de uzmanlara göre büyük resim sağlıklı bir ekonomik hareketliliği değil, aksine ekonomik sıkışmanın dayattığı bir yönelime, hatta “çöküşe” işaret ediyor.

Kurulan şirket sayısında 2024’ün ilk 11 ayına kıyasla yüzde 1,8’lik ufak bir gerileme gösteren TOBB’a göre, gerçek kişi ticari işletme açılışı yüzde 11,7 arttı. TESK ise sicil sayısında 823 kişilik artış kaydederken kapanış sayısı 17 bin geriledi. TESK Başkanı Bendevi Palandöken’e göre artışların sürmesinin ve hatta artmasının arkasında aslında güvenceli ve yeterli sabit gelir imkânlarına ulaşamamak var.

Çünkü:

Birleşik Metal-İş Sendikası Sınıf Araştırmaları Merkezi’nin (MİSAM) “Asgari ücretle Geçim Araştırması”, 2026 Şubat ayında asgari ücretlinin içine itildiği tabloyu ortaya koydu. “Eşi çalışmayan ve iki çocuklu bir asgari ücretli, 28 bin 75 liralık bir ücretle temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Asgari ücretlinin gıdaya ayırabildiği aylık tutarı yaklaşık 8 bin lira. Bu miktar günlük 267 liraya, kişi başına öğün için ise yalnızca 22 liraya denk geliyor (Yalnızca bir simit parası).”

Normal bir ekonomik yaşama dönmek için devlet gözlerini, kulaklarını ve hatta beynini de kapatıyor, halkımızı 1980 emperyalizm şartlarına göre yönetmeye çalışıyor. 1980’e kadar günlük çalışma süresi 8 saat iken bir vardiya 7,5 saate indirildi ve aradan 45 yıl geçmesine rağmen hala günlük 7,5 saat. Tüm Avrupa’da haftalık çalışma süresi 35-36 saate indirilmişken bizde neden yıllardır herhangi bir çalışma ve öneri yok? Hadi devletin gözleri görmüyor, kulakları duymuyor ve beyni düşünmüyor da işçi-memur sendikaları da duymadım, görmedim ve düşünmedim neden diyorlar. Neden bizde de haftalık çalışma süresi 35 saat olmasın. Hatta iki vardiya çalışma olanağı olan işletmeler günlük iki vardiya çalışamazlar mı?  Tüm çalışma yaşlarında olanları iş hayatına katamaz mıyız? Bu yolda sanayi üretim kapasitesi-olanağı da yüzde 50 artmaz mı?


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.