Bilal Erdoğan; yeniden bu toplumda “dindar olan insan iyidir” yargısını güçlendirmek zorundayız, demiş.

Bu, dini referans almış bir iktidarın 24 yılda dindarları güvenilmez insanlar haline getirdiğinin bir itirafıdır.

Çünkü bazı dindarlar iktidarın nimetlerinden yararlanarak elde etikleri haksız kazançlarla servetlerine servet katmışlardır.

Yani harama el uzatmışlardır.

Dindarlar cemaat yurtlarında çocuklara tecavüz etmişlerdir.

Dini bütün bakanlar, bir defadan birşey olmaz veya kendi rızaları vardı diyerek bu tecavüzleri olağanlaştırmışlardır.

Dindarlar, ülkede yaşanan haksızlıklara, adaletsizliklere ve yolsuzluklara göz yummuşlardır.

Bir bakan kendi firmasından kendi bakanlığına fahiş fiyatla dezenfektan satmıştır.

Kızılay başkanı deprem zamanı kızılay çadırlarını para karşılığı satmıştır.

İşe yerleştirmelerde sadakat liyakatin önüne geçmiştir.

KPSS sınavlarında dereceye girenler mülakatlarda elenmiştir.

Yapılan sınavarda sorular çalınarak bazılarına haksız avantaj sağlanmıştır.

HSYK Adalet bakanlığına bağlanarak yargı siyasallaştırılmıştır.

Bunlar daha da çoğaltılabilir…

Ama şu gerçek asla untulmamalıdır:

Sadece dindar olmakla iyi insan olunmuyor!

Ancak kişi bir de vicdan sahibiyse iyi insan olur.

Çünkü saf dindar insan Allah korkusuyla hareket eder; bir hata yaptığında da Allahın affediciliğine sığınır.

Vicdan sahibinin ise sığınacağı bir limanı yoktur; çünkü vicdanın affı yoktur.

                                         13.01.2026


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.