Türkiye Taşkömürü Kurumu’nda (TTK) Kozlu, Karadon ve Üzülmez müesseselerinde üretimin 13 Ocak sabahı itibarıyla durdurulması, yalnızca bir “iş güvenliği denetimi” sonucu değildir. Bu karar, Zonguldak’ın ve Türkiye’nin içine girdiği yeni tarihsel eşikte, kamunun neyi yönettiğini, kimi koruduğunu ve geleceği kimin için kurduğunu sorgulatan yapısal bir krize işaret etmektedir.

Dünya; yapay zekâ, otomasyon, yeşil enerji ve yeni sanayi politikalarıyla köklü bir dönüşümden geçiyor. Kömür çağının gerilediği, veri merkezleri, elektrik altyapıları, enerji depolama tesisleri ve dijital sanayinin yükseldiği bu dönemde asıl stratejik mesele şudur:

Bu dönüşümü kim yönetecek, kim ödeyecek ve kim ayakta kalacak?

Zonguldak’ta bugün yaşanan kriz, işte bu büyük dönüşümün yerel yüzüdür.

Bir mühendislik alarmı: Bu bir “yorum farkı” değil

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişlerinin raporları, Karadon, Kozlu ve Üzülmez ocaklarında hayati sistemlerin — havalandırma, su tahliyesi ve insan nakli — ikinci bir enerji kaynağı olmadan çalıştığını ortaya koydu.

Bu teknik bir ayrıntı değildir.
Bu, bir madende elektrik kesildiğinde kaç işçinin sağ çıkacağını belirleyen kırmızı çizgidir.

Fanlar durursa gaz birikir.
Pompalar durursa su yükselir.
Asansörler durursa işçi mahsur kalır.

Bu tabloya “yorum farkı” demek, mühendisliği değil; madencinin hayatını tartışmaya açmak demektir.
Soma’dan Amasra’ya, Ermenek’ten Kozlu’ya kadar tüm faciaların ortak dili aynıdır:
Önce sessizlik, sonra inkâr, sonra mezar.

Yeni dünya, eski ihmal

Bugün dünya; yapay zekâ merkezleri, veri merkezleri, yeşil enerji santralleri ve elektrik altyapıları için milyonlarca nitelikli mavi yakalıya ihtiyaç duyuyor. Elektrikçiler, mekanikçiler, tesisatçılar, bakım-onarım işçileri artık dijital çağın en kritik emekçileri.

Ama Zonguldak’ta hâlâ, 19. yüzyıl altyapısıyla 21. yüzyılın riskleri yönetilmeye çalışılıyor.
Mavi yakalının geleceğin anahtarı olduğu bir dünyada, Türkiye’nin en köklü maden havzasında işçiler hâlâ yedeksiz fanlara, yedeksiz pompalara ve yedeksiz bir devreler mahkûm ediliyor.

CHP’li Ertuğrul’un Meclis’te açtığı gedik

CHP Zonguldak Milletvekili Eylem Ertuğrul’un Meclis’e taşıdığı soru, krizin özünü ortaya koyuyor:

“Bu eksiklikler yeni değilse, neden yıllardır giderilmedi?”

Sayıştay raporlarında, denetimlerde ve önceki Meclis önergelerinde bu risklerin yer aldığı biliniyor. Buna rağmen yıllarca hiçbir şey yapılmadıysa, bugün yaşanan kriz ani değil; bilinerek ötelenmiş bir kamusal ihmalin sonucudur.

Ertuğrul’un sorduğu şu soru artık yalnızca Zonguldak’ın değil, Türkiye’nin sorusudur:
“Bu sürecin bedelini işçiler mi ödeyecek, yoksa TTK adım adım tasfiye mi ediliyor?”

“Kırmızı çizgi” kimin için?

İYİ Parti İl Başkanı Yavuz Erkmen’in TTK’yı “Zonguldak’ın kırmızı çizgisi” ilan etmesi anlamlıdır.
Ama asıl soru şudur:

Bu çizgi kömür tonajından mı, yoksa madencinin canından mı geçiyor?

Müfettiş raporlarını “sözde” diye küçümsemek TTK’yı savunmak değildir.
Gerçek savunma, TTK’yı geleceğe hazırlamak; onu güvenli, teknolojik ve insani hale getirmektir.

EMEP: Bu bir teknik sorun değil, yaşam hakkı ihlalidir

EMEK Partisi (EMEP) Zonguldak İl Başkanı Ateş Türeli, Karadon, Kozlu ve Üzülmez’de havalandırma, su tahliyesi ve insan nakli gibi hayati sistemlerde yedek enerji kaynağı bulunmamasının, bir teknik eksiklik değil, doğrudan bir yaşam hakkı ihlali olduğunu vurguladı.

EMEP’e göre iş durdurma kararı bir engel değil, işçinin yaşamını korumaya yönelik zorunlu bir adımdır.

SOL Parti’nin işaret ettiği çöküş

SOL Parti’nin vurguladığı yetki karmaşası, devletin yapısal sorununu açığa çıkarıyor.
TTK Enerji Bakanlığı’na bağlı, denetim Çalışma Bakanlığı’nda, sorumluluk ise ortada yok.

Bir bakanlık “dur” diyor, diğeri susuyor, kurum ortada kalıyor.
Bu, bir iş kazası değil; yönetilemeyen bir kamu düzenidir.

Asıl skandal: Kurum konuşmuyor

Tüm bu siyasi tartışmaların ortasında en vahim olan şudur:
TTK Genel Müdürlüğü hâlâ kamuoyunun karşısına çıkıp açık, teknik ve şeffaf bir tablo koymuş değildir.

Hangi ocakta hangi sistem eksik?
Ne kadar sürede, ne kadara tamamlanacak?
Üretim ne zaman güvenli olacak?

Bu sorular yanıtsızdır.
Zonguldak, bu sessizliğin ne anlama geldiğini tarihinden biliyor.

Susma’dan son söz

Bu kriz yalnızca kömürle ilgili değildir.
Bu kriz, Türkiye’nin sanayi geleceğini, emekçiyi ve kamuyu nasıl konumlandıracağıyla ilgilidir.

Dünya yeni bir sanayi çağına girerken Zonguldak eski ihmallerle boğuluyorsa, burada sorun kömür değil; kamunun kendisidir.

Eğer TTK gerçekten Zonguldak’ın kırmızı çizgisi ise,
o çizgi önce madencinin yaşamından geçer.

Bir tek işçinin canı,
bin ton kömürden,
bin veri merkezinden,
bin yapay zekâdan daha değerlidir.Zonguldak uyarıyor:
Bu sessizlik çok tanıdık… ve çok tehlikelidir (SUSMA)


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.