ACABA!  

Cimrilik ve ticari kurnazlık konusundaki tüm fıkralarda Yahudiler anlatılır. Derler ki; Yahudiler ticaret konusunda çok akıllıdırlar, kar hesaplarında kılı kırk yararlar, sıkı pazarlıkçıdırlar ve özelliklede, (argo söylemden kurtulmak için sözü biraz incelterek söylersek) “Binmeyeceğe eşeğe ot vermezler” derler.

Son yıllarda bir takım gelişmeler beni ürkütmeye başladı. Ülke toprakları satılıyor, ülkenin demirbaşı sayılan bütün varlıkları yabancı sermayeye veya onların işbirlikçilerine özelleştirme adı altında peşkeş çekiliyor. Bu işlerden sorumlu “AKP Hükümeti” nin bakanı da “Kar ziyan anlamam parayı verene çatır çatır satarım” diyor.

Ülkemizde Yahudilerin yoğun olarak yaşadığı biliniyor. Osmanlı döneminde birçok ekonomik cambazlıkları olduğu tarihçiler tarafından yazılmaktadır. Cumhuriyet döneminde de özellikle İkinci dünya savaşında uygulanan “Milli Koruma Kanunu” ile gündeme gelmişler, vergi kaçırdıkları için Aşkale’ ye sürgüne gönderilmişler. İkinci Dünya Savaşında ki bu uygulamayı haklı göstermek için o zamanın Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ nün 1942 yılında meclisi açış konuşmasında ki şu sözleri sık sık hatırlatılır.

“ Şuursuz bir ticaret havası, haklı sebepleri çok aşan bir pahalılık belası… Bulanık zamanı bir daha ele geçirilemez fırsat sayan eski çiftlik ağası ve elinden gelse teneffüs ettiğimiz havayı ticaret metaı yapmaya yeltenen vurguncu tüccar… Büyük bir milletin hayatına küstah bir suretle kundak koymaya çalışmaktadırlar… Ticaretin ve iktisadi faaliyetin serbestliğini bahane ederek milleti soymak hakkını hiç kimseye, hiçbir zümreye tanımamalıyız.”

O dönemde sürgüne giden Yahudi tüccarlardan biriside Zonguldaklıların yakından tanıdığı İshak Alaton’ un babasıdır. Alaton’ un babası dört ay kadar Aşkale’de sürgünde kalmıştır. Daha sonraları Alaton bu olayı büyük bir mağduriyet olarak anlatır durur.

İshak Alaton yıllar sonra Zonguldaklıların gündemine bomba gibi düşer. “Maden işçileri ülkeyi batırıyor, hiç çalışmasınlar evlerinde otursunlar madenleri kapatalım işçiler maaşlarını alsınlar, Somon balığı yetiştirsinler”demiştir.

Bu fikirler tartışılmaya başlanmıştır. Geçen süreçte birçok hükümet gelip geçmiştir. Zonguldak şehri üç

Vilayete bölünüp, madenleri daraltıp işçi sayısı düşürülerek, dışarıya göç verilerek gün be gün küçülmüştür.

Zonguldak üçe bölünüp madenlerin küçültülmesi kadar ağır bir darbe daha yemek üzeredir. Bu darbe Ereğli Demir Çelik Fabrikaları’nın satılmasıyla gelecektir. Yani Zonguldak bitecektir. Olayın ulusal güce verdiği zararda ayrıca düşünülmelidir.

Yani Zonguldak Taşkömürleri ve dünyanın sayılı demirçelik fabrikalarından birisi elden çıkacaktır. İşin ilginç tarafı da Zonguldak’ta bu gelişmelere gizliden gizliye alkış tutan ve goygoyculuk yapanlar vardır.

Aşağıya yazdığım satırlar İshak Alaton’ un sözleridir:

O zaman beni yel değirmenlerine saldıran bir Donkişot olarak gördüler. Şimdi herkes düşünceme geldi. Dün beni Başbakanlık Baş Danışmanı Özer Ertuna telefonla aradı ve Zonguldak’ın kalkınması ile ilgili projeye katkı yapmamı istediğini söyledi. Bizde 13 ya da 14 Ağustos’ da Ankara’da Zonguldaklı işadamlarını toplayıp hükümete somut öneriler götüreceğiz.

6 yıllık mücadelem semeresini verdi, kamuoyu oluştu. İkinci iş olarak bir “Zonguldak Kalkındırma Vakfı” kuralım dedim. 3 ay önce bu vakıf için 100 milyon lira gönderdim. Zonguldaklı İşadamları Derneği ZOGİAD harekete geçti. Alternatif iş olanaklarını araştırıyoruz. Öncelikle Bartın’da bir somon balığı tesisi kuruldu”

İshak Alaton geçen seneler Filyos vadisine gelir. Peugeut marka araba imal edecek bir fabrika yeri aramaktadır. Filyos vadisini çok beğenmesine rağmen “Bu sendika varken Zonguldak’a yatırım yapamam” diyerek niyetinden vaz geçer. Yani “sendika dişlidir, direnişçidir, buranın insanları boğaz tokluğuna çalıştırıp kendini bana sömürttürmez” demek istemiştir. Tüm bunlar Kapitalist üretim ilişkilerinin temel felsefesidir. Ayrıca, başka ülkeden ne kopartılırsa kardır felsefesiyle hareket eden ve Vaat edilmiş toprakların hayaliyle yaşayan bir Yahudi tüccar için doğal bir düşünce tarzıdır.

Ama hatırlatılması gereken bir konu vardır. İshak Alaton’ un babası “MKK” ile haklı veya haksız Aşkale’de dört ay sürgünde kalıp geri dönmüştür. Aynı dönemde ve aynı kanunla benim ailemden üç kişi bu ülkenin hayati önem taşıyan kömür üretimi için Üzülmez kömür ocaklarında göçükte kalıp ölmüşlerdir. Yine bu dönemde 1000 den fazla maden işçisi iş kazalarından ve hastalıklardan ölmüş 10 binlercesi de yaralanmış, sakat kalmıştır. Yani bizler Vaat edilmiş topraklar” için değil de, bu memleket için madenlerde çalışmışız ve kayıplar vermişiz. Ölülerimizi bu topraklara gömmüşüz, bu topraklardan başkada hayalini kurduğumuz bir toprağımız yoktur. Onun için Zonguldak’a ve madenlere ölümüne sahip çıkmak mecburiyetimiz vardır.

Geçen seneler İshak Alaton Zonguldak limanına talip olduğunu açıklamıştı. Benim asıl merak ettiğim Zonguldak’a maden işletmeye gelecek şirketlerin içinde Yahudilerin veya İshak Alaton’ un hissesinin olup olmadığıdır.

İsrail’in demir çeliğe ve kömüre oldukça fazla ihtiyaç hissettiği söylenmektedir. Doğaldır da Büyük Ortadoğu Projesi” ve “Vaat edilmiş topraklar” tankla, topla, tüfekle hayata geçirilecektir. Amerika ve bizdeki işbirlikçilerde bu işe çanak tutmaktadırlar. Onun için Kar ziyan anlamam parayı verene çatır çatır satarım” diyecek kadar gözleri dönmüş bir vaziyettedirler. “ERDEMİR” Yahudi şirketlere veya İshak Alaton’ a satılırsa ulusal çıkarlar açısından ne kadar haklı bir iş yapmış! Olacağız ki sorma gitsin. Özellikle de İsmet İnönü’ nün yukarıdaki sözünün şimdi de geçerli olduğunu düşünüyorum. Çünkü ülkemin kötüye gittiğini, geleceğini vahim görüyorum. Bu nedenlerle Ereğli TSO Başkanı Ahmet Likoğlu’nu ERDEMİR’ e talip olduğu için kutluyor ve destekliyorum. Bu gelişmeden mutluluk duyuyorum.

Diğer bir konu da İshak Alaton’ un 1993 senesinde gönderdiği parayı kimler almış. Bunlar kimlerdir. 1993 den sonrada büyük miktarda paralar gelmiş midir? Madenler satılsın veya kapansın diyen goygoycuların nerelerden beslendiğini ve kendime hiç yakıştıramadığım halde bu insanların şeceresini çok merak ediyorum. Çünkü Zonguldak’ı ve ülkemi çok seviyorum.

Not: Bu makale 2003 yılında yayınlanmıştır.

Erol Çatma. 05316728615.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.