
Zonguldak son günlerde yoğun bir gündemin içinde. Madencilikten eğitime, emekten yerel yönetime kadar pek çok başlık aynı anda konuşuluyor. Ancak bu çokluk, kentin geleceğine dair ortak bir yön duygusu üretmekte zorlanıyor. Açıklamalar var, değerlendirmeler var, vaatler var; fakat netlik hâlâ sınırlı.
Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) etrafında şekillenen tartışmalar bu belirsizliğin merkezinde duruyor. GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil’in açıklamaları, üretimin durdurulması tartışmalarına karşı madencinin kaygısını ve tepkisini açıkça gösteriyor. “Üretim durursa Zonguldak durur” vurgusu, sendikal bir söylemin ötesinde, kentin tarihsel gerçeğine işaret ediyor. Ancak bu uyarıların karar süreçlerine ne ölçüde yansıdığı hâlâ net değil.
AKP Zonguldak İl Örgütü’nün 2025 yılı yatırımlarına ilişkin değerlendirmeleri ise güvence dili üzerine kurulu. “TTK kapanmayacak”, “madencinin feneri sönmeyecek” mesajları kamuoyunu rahatlatmayı hedefliyor.
Buna karşın üretimin hangi koşullarda, hangi güvenlik önlemleriyle ve ne zaman tam kapasiteye döneceğine dair somut bir yol haritası hâlâ paylaşılmış değil.
Güvence cümleleri güçlü,belirsiz lik ise yerinde duruyor.
Kent gündeminin bir başka başlığı Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN). Üniversitenin akademik alanda elde ettiği başarılar, Zonguldak açısından önemli ve umut verici. Ulusal ve uluslararası düzeyde artan görünürlük, bilimsel üretimdeki hareketlilik ve BEUN Rektörü’nün görev süresi boyunca sürdürdüğü aktif çaba dikkat çekiyor.
Üniversitenin kentle daha güçlü bağlar kurması ve akademik başarının toplumsal karşılığa dönüşmesi ise hâlâ geliştirilmesi gereken bir alan olarak duruyor.
Çaycuma’ya ilişkin haberler ise Zonguldak’ın başka bir yüzünü gösteriyor. Tarım, eğitim ve üretim odaklı gelişmeler, ilçenin görece daha planlı bir hat izlediğini gösteriyor.
Ancak bu ivmenin tüm kente eşit biçimde yayılmaması, Zonguldak’ın kendi içinde de dengesiz bir gelişim yaşadığını ortaya koyuyor.
Bu belirsizlik ortamının en ağır yükünü ise emekliler taşıyor. Tüm Emeklilerin Sendikası’nın Madenci Anıtı’ndaki açıklaması, yalnızca ekonomik bir talep değil; “geçinemiyoruz” cümlesinin kitlesel bir itiraza dönüşmüş durumda. Seyyanen zam talebi karşılıksız kalırken, iktidarın sunduğu düzenlemelerin yoksulluğu derinleştirdiği eleştirisi kent meydanında yankı buldu.
Basın cephesinde ise başka bir çelişki var. 10 Ocak buluşmalarında basının “demokrasinin vazgeçilmez unsuru” olduğu sıkça vurgulanıyor.
Ancak gazeteciler, ekonomik güvencesizlik, baskı ve görünmez sansürle çalışmaya devam ediyor.
Basına yönelik övgü ile basının gerçek çalışma koşulları arasındaki uçurum, bu kentte artık görmezden gelinemeyecek kadar belirgin.
Bütün bu başlıklar bir araya geldiğinde ortaya çıkan tablo net: Zonguldak’ta herkes konuşuyor ama konuşulanlar ortak bir gelecek fikrine dönüşmekte zorlanıyor. Madencinin güvenliği, emeklinin geçimi, üniversitenin niteliği, yatırımların sürdürülebilirliği ve yerel dengeler birbirinden kopuk ele alınıyor.
Oysa bu kent, açıklamalardan çok netlik, sözlerden çok uygulama, temennilerden çok ortak akıl bekliyor.
Zonguldak’ın ihtiyacı olan şey, başlıkların çoğalması değil; bu başlıkların aynı yere bakmasıdır.
Cemevi bir Hak’tır
Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Zonguldak Şubesi, kentte Alevi-Bektaşi yurttaşların inanç ve ibadet merkezi olan Cemevi talebine ilişkin girişim ve görüşmelerini sürdürüyor.
Bu kapsamda, Alevi Kültür Dernekleri Zonguldak Şube Başkanı olarak ve Dernek İnanç Komisyonu Başkanı Ali Haydar Özdemir ile birlikte; Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Zonguldak İl Başkanı Devrim Dural ve Merkez İlçe Başkanı Nazmi Özden ve İl Yönetim Kurulu Üyesi Metin Bank’ında katılımıyla Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’i makamında ziyaret ettik.

CHP heyetine ve Belediye Başkanımıza, topluluğumuza gösterdikleri sıcak ve samimi tutum nedeniyle teşekkür ediyoruz.
Anadolu’nun farklı illerinden gelerek bu kente yerleşen Alevi-Bektaşi topluluğu, Zonguldak’ın çok kültürlü, barış ve kardeşlik kenti olmasında önemli rol üstlenmiştir ve bu yaklaşımı bugün de sürdürmektedir.
Talep edilen Cemevi, bu barış ve kardeşlik duygularını daha da güçlendirecektir.
Bu nedenle Cemevi talebi yalnızca Alevilerin değil, tüm toplum kesimlerinin ortak talebidir diye düşünüyoruz.
Sağlıcakla
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
