Zonguldak’ta son günlerde Devrek ilçesi Yağmurcu ve Özbağı köyleri arasında planlanan hidroelektrik santrali (HES) projeleri üzerinden yürüyen tartışmalar sürerken, konuya bu kez bilimsel ve teknik bir uyarı geldi. Jeoloji Yüksek Mühendisi, Jeoloji Mühendisleri Odası Zonguldak İl Temsilcisi ve A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Ali Baltaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla HES projelerinin Zonguldak coğrafyasında çevreye ve jeolojik yapıya verebileceği olası zararları ayrıntılı biçimde değerlendirdi.

Baltaş, özellikle eğimli topoğrafya, heyelan riski, fay zonları ve karstik yapının yaygın olduğu Zonguldak’ta HES projelerinin yalnızca ekolojik değil, aynı zamanda ciddi bir jeolojik tehdit oluşturduğuna dikkat çekti.

“Eğimli Arazilerde Yamaç Dengesi Bozulabilir”
Ali Baltaş açıklamasında, yerel basında yer alan Devrek’teki HES karşıtı köylü eylemlerinden hareketle, bölgenin jeolojik özelliklerine vurgu yaparak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Yerel basınımızda çıkan haberlere göre Zonguldak’ın Devrek ilçesinde Yağmurcu ve Özbağı köyleri arasında yapılması planlanan HES (hidroelektrik santral) projelerine yörede yaşayan vatandaşlarımız karşı çıkmıştır.
Bu haberden hareketle, eğimli bir topoğrafyaya sahip olan bölgemizde HES’lerin çevreye ve jeolojik yapıya ne tür zararlar verebileceğini tartışmak gerekmektedir.”
Baltaş, HES inşaatları sırasında büyük miktarda kayaç kullanılarak hafriyat yapıldığını, bu hafriyatın çoğu zaman maliyet gerekçesiyle vadilere ve çukur alanlara döküldüğünü belirterek, bunun ciddi riskler barındırdığını ifade etti:
“Bu durum, yağışlarla birlikte özellikle eğimli arazilerde milyonlarca yılda oluşmuş yamaç dengesinin bozulmasına, var olan heyelanların tetiklenmesine ve potansiyel yeni heyelan alanlarının oluşmasına yol açabilir.”
“Akarsu Yataklarının Jeolojik Dengesi Bozuluyor”
HES inşaat sürecinde akarsu yataklarında su akışının kesilmesinin de önemli sonuçlar doğuracağına işaret eden Baltaş, sediman dengesinin bozulmasının kalıcı etkiler yaratabileceğini vurguladı:
“HES’lerin inşası sırasında konumlanacağı akarsu yatağında su akışının kesilmesi gerekecektir. Bu da akarsu yatağında sürekli akan suların zaman içinde oluşturduğu sediman (çakıl, kum, kil vb.) dengesinin bozulmasına yol açacaktır.
İnşaat tamamlanıp tekrar su verildiğinde ise akarsu yatağında bozulan denge yeni erozyon ve birikintilerin oluşmasına, yumuşak kayaçlardan oluşan yamaçlarda kararlılığın bozulmasına ve vadiye akmasına, dolayısıyla nehrin jeolojik yapısının değişmesine neden olacaktır.”
“Fay Zonları ve Yeraltı Suları Tehdit Altında”
Baltaş, HES projelerinin yalnızca yüzeysel değil, derin jeolojik süreçleri de etkileyebileceğini belirterek, özellikle fay zonları ve karstik alanlara dikkat çekti:
“HES’lerin inşasından sonra vadi içinde akarsu rejiminin değişmesi, dengede olan kaya kütlelerinin gerilimlerinde değişikliklere yol açmasının yanı sıra, özellikle bölgede bulunan harekete meyilli fay zonlarının tetiklenmesine neden olabilir.”
Zonguldak’ta yaygın olarak bulunan karstik arazilerin ise ayrı bir risk alanı oluşturduğunu ifade eden Baltaş, şu uyarıda bulundu:
“HES’lerin yapılması, ilimizde olduğu gibi yüzeyde geniş alanlar kaplayan karstik arazilerin bulunduğu bölgelerde yüzey sularının kaybolmasına, bazı çeşmelerin kurumasına ve yeraltı su rejiminin bozulmasına yol açabilecektir.”
“Önlemler Kağıt Üzerinde Kalıyor”
Açıklamasının sonunda, teorik olarak risklerin azaltılabileceğini ancak pratikte bunun gerçekleşmediğini vurgulayan Baltaş, HES projelerine yönelik yapısal bir soruna işaret etti:
“Sonuç olarak HES’lerin yapımı sırasında ve sonrasında oluşabilecek bu zararların çoğu, uygun jeolojik etüt, doğru lokasyon seçimi ve iyi bir inşaat yönetimi ile bir dereceye kadar azaltılabilir.
Buna karşın ülkemizde bugüne kadar hayata geçirilen birçok HES projesinde bu önlemlerin yeterince alınmadığı da ortadadır.”
Ali Baltaş’ın açıklaması, Devrek’te süren HES karşıtı mücadelenin yalnızca çevresel kaygılara değil, aynı zamanda bilimsel ve jeolojik gerçeklere dayandığını bir kez daha ortaya koyarken; Zonguldak’ta planlanan enerji projelerinin “kamu yararı” iddiasının hangi riskler pahasına gündeme getirildiğini de gözler önüne seriyor.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
