Susma Gazetesi yazarlarından Hüsamettin Ayvacı’nın bu haftaki köşe yazısında evrensel insan hakları ile Türkiye’nin derinleşen toplumsal ve ekonomik sorunlarını aynı zeminde buluşturarak okuru sarsıcı bir yüzleşmeye davet ediyor. “Nereye Gidiyoruz?” başlığıyla kaleme alınan yazı, yalnızca bir görüş metni değil; rakamlarla, tarihsel referanslarla ve açık sorularla örülmüş güçlü bir kamusal sorgulama niteliği taşıyor.

Ayvacı’nın, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 1948’de kabul edilen temel maddelerini hatırlatarak başlıyor: yaşama hakkı, özgürlük, eşitlik, adil yargılanma, kişi güvenliği… Ardından bu evrensel ilkelerin Türkiye’de nasıl aşındığını, özellikle hukuk, adalet ve güçler ayrılığı tartışmaları üzerinden somut örneklerle ele alıyor. Yazının bu bölümü, insan haklarının soyut bir metin değil, doğrudan gündelik hayatla ilişkili olduğunu güçlü biçimde ortaya koyuyor.

Ancak yazıyı dikkat çekici kılan asıl unsur, ekonomik verilerle kurulan çarpıcı bağ.
Emekli maaşlarından asgari ücrete, enflasyon oranlarından döviz kurlarına, kapanan şirket ve esnaf sayılarına kadar uzanan ayrıntılı rakamsal tablo, ülkedeki gelir adaletsizliğini ve yoksullaşmayı gözler önüne seriyor. Ayvacı’nın “rakamlar konuştuğunda” insan haklarının neden yalnızca kâğıt üzerinde kaldığını sorguluyor.

Yazıda öne çıkan temel vurgu net:

İnsan hakları ihlalleri ile ekonomik kriz birbirinden kopuk değil; tersine, aynı siyasal ve toplumsal zeminin ürünleri.

“Yüzde 1’in serveti büyürken milyonlar neden yoksullaşıyor?”,
“Asgari ücret ve emekli maaşı neden reel kaybı telafi etmiyor?”,
“Enflasyon neden düşük gösteriliyor, bedelini kim ödüyor?”

Ayvacı’nın, yazısını bu sorularla bitiriyor ve yanıtı okura, yani kamuoyuna bırakıyor.

Susma Gazetesi’nde yayımlanan bu köşe yazısı, insan hakları tartışmasını soyut bir etik başlık olmaktan çıkarıp, mutfaktaki tencereye, kapanan dükkâna, güvencesiz yaşama taşıyor. Rakamların diliyle kurulan bu anlatı, okuru yalnızca bilgilendirmiyor; rahatsız ediyor, düşündürüyor ve taraf olmaya zorluyor. Bu hafta Susma’da, insan haklarının neden yalnızca bildirgelerde değil, yaşamın tam ortasında savunulması gerektiğini hatırlatan güçlü bir metin var.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.