ZONGULDAK – Zonguldak’ın Kozlu ilçesine bağlı Taşbaca Mahallesi’nde bir evin bahçesinde metan gazı tespit edilmesi üzerine iki katlı evde yaşayan ailenin güvenlik gerekçesiyle tahliye edilmesi, bölgede metan gazının kaynağına ilişkin soru işaretlerini beraberinde getirdi. Jeoloji Yüksek Mühendisi, Jeoloji Mühendisleri Odası Zonguldak İli Temsilcisi ve A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Ali Baltaş, sosyal medya hesabından yaptığı teknik değerlendirmeyle olası kaynaklara dikkat çekti.
Yerel basında yer alan bilgilere göre, evde yapılan incelemelerde doğal gaz şebekesinden kaynaklı bir sızıntı tespit edilmezken, metan gazının jeolojik ve çevresel nedenlerle ortaya çıkmış olabileceği ihtimali öne çıktı. Ali Baltaş, Kozlu’nun jeolojik yapısını hatırlatarak konuyu bilimsel çerçevede değerlendirdi.
Baltaş, Kozlu ilçesindeki Taşbaca Mahallesi’nin Karbonifer penceresi üzerinde yer aldığına dikkat çekerek, ilk akla gelen değerlendirmenin metan gazı kaynağının yüzeye yakın konumda bulunan kömürlü formasyonlar olabileceği yönünde olduğunu belirtti. Bölgede Karbonifer pencerelerinin bulunduğu alanlarda kömür damarları ile yan kayaçların doğrudan hava ile temas edebildiğini ya da yüzeye çok yakın konumda yer aldığını ifade eden Baltaş, çatlamış, kırılmış ve aşınmış alanlarda yerel metan gazı çıkışlarının olağan bir durum olduğuna vurgu yaptı.
Metan gazının davranış biçimine de değinen Baltaş, derinlik arttıkça basınç nedeniyle gazın kömür bünyesinde daha iyi tutulduğunu, yüzeye yakın ya da sığ derinliklerde ise üzerindeki basıncın azalmasıyla metanın fay ve kırık zonları boyunca doğal yollarla atmosfere kaçabildiğini aktardı. Basınç altında sıkışmış olan metan gazının atmosfere yayıldığında konsantrasyonunun düştüğünü, bu nedenle yüzeyde fark edilmesinin zorlaştığını ve yeraltı madenlerine kıyasla çok daha düşük risk oluşturduğunu ifade etti.
Baltaş, bunun ancak metan gazının kömür ya da yan kayaçlardan ayrıldıktan sonra kapalı bir ortama dolması ve zamanla yoğunlaşması durumunda riskli hale gelebileceğini belirtti. Bu tür birikimlerin ise dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguladı.
Bölgede metan gazı ile ilgili tarihsel sorunların daha çok yeraltı madenlerinde grizu patlamaları şeklinde yaşandığını hatırlatan Baltaş, bunun temel nedeninin Zonguldak taşkömürlerinin, Türkiye’deki linyitlere kıyasla kömürleşme derecesinin daha yüksek olması olduğunu belirtti. Kömürleşme derecesi arttıkça, turbadan başlayarak linyit, bitümlü kömür, koklaşabilir kömür ve antrasite doğru metan içeriğinin genellikle arttığını ifade eden Baltaş, bu nedenle koklaşmış kömür ve antrasit gibi kömürleşme derecesi yüksek kömürlerin daha fazla metan barındırdığını aktardı.
Ali Baltaş, metan gazının yalnızca jeolojik kaynaklardan değil, çevresel ve biyolojik süreçlerden de oluşabileceğine dikkat çekti. Katı atık depolama sahalarında, yeterli miktarda organik atığın birikmesi halinde anaerobik (oksijensiz) ortamda bakteriler tarafından parçalanma sürecinde metan gazı üretildiğini belirtti. Açık depolama alanlarında bu gazın genellikle atmosfere dağıldığını ve patlama oluşturacak yoğunluğa ulaşmadığını ifade etti.
Bunun yanı sıra hayvancılık ve tarımsal faaliyetlerin de metan gazı üretiminde rol oynadığını kaydeden Baltaş, özellikle inek gibi geviş getiren hayvanların sindirim sistemlerinde gerçekleşen enterik fermantasyon süreciyle metan oluştuğunu, tarımsal faaliyetlerde ise suyla dolu pirinç tarlalarının önemli metan kaynakları arasında yer aldığını belirtti.
Uzman değerlendirmesi, Kozlu’daki olayın yalnızca tek bir nedene indirgenmemesi gerektiğini ortaya koyarken, bölgenin jeolojik yapısının bu tür gaz çıkışları açısından dikkatle ele alınması gerektiğine işaret ediyor.

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
