Zonguldak’ta aylardır “kimin sorumluluğunda, kim hizmet verecek?” sorularıyla tartışılan üst geçitte Karayolları Genel Müdürlüğü 15. Bölge Müdürlüğü tabelasının asılması, yalnızca teknik bir ayrıntı değil, aynı zamanda siyasal ve idari bir mesaj niteliği taşıyor. Uzun süredir ortada bir muhatap belirsizliği varken, tabelanın asılmasıyla birlikte kamuoyunda “mekânın sahibi geldi” yorumlarının yapılması tesadüf değil.
Susma sayfalarında defalarca vurguladığımız gibi, tartışma başından beri bir üst geçit meselesini aşmış, yetki–sorumluluk ilişkileri üzerinden yürüyen bir politik polemiğe dönüşmüştü. Üst geçidin açılışından bu yana yaşanan eksiklikler, özellikle asansör meselesi, sürekli olarak Zonguldak Belediyesi üzerinden tartışmaya açıldı. Oysa yapının planlanmasından işletme sorumluluğuna kadar uzanan süreç, başından beri çok daha karmaşık bir idari tabloya işaret ediyordu.
Karayolları Genel Müdürlüğü 15. Bölge Müdürlüğü tabelasının asılmasıyla birlikte bu tablo bir ölçüde netleşmiş görünüyor. Yetkililerin asansör çalışmalarıyla ilgili yaptığı açıklamalar, üst geçidin fiili hizmet sorumluluğunun hangi kurumda olduğuna dair tartışmaları da yeniden düşünmeyi zorunlu kılıyor. Bugüne kadar “belediye neden yapmıyor?” sorusu etrafında dönen eleştiriler, artık başka bir zeminde ele alınmak durumunda.
Burada küçük ama gerekli bir parantez açmak gerekiyor. Kimi basın organlarının aylardır bu konuyu tek taraflı biçimde Zonguldak Belediyesi üzerinden köpürterek ele alması, kamuoyunun sağlıklı bilgiye ulaşmasını kolaylaştırmadı. Eleştiri elbette gazeteciliğin asli unsurlarından biridir; ancak eleştirinin, sorumluluk alanlarını bilinçli biçimde bulanıklaştırarak yapılması, kamusal tartışmayı aydınlatmak yerine manipülatif bir hatta sürükler. Bugün tabelanın asılmasıyla ortaya çıkan tablo, bu yayınların sorgulanmasını da beraberinde getiriyor.
Öte yandan Karayolları 15. Bölge Müdürlüğü tabelasının, üst geçidin kendisinden daha gösterişli olması yönündeki ironik yorumlar da kent hafızasında yerini aldı. “Önce tabela mı, hizmet mi?” sorusu, Zonguldak’ın yıllardır alışık olduğu bir kamu yönetimi pratiğine işaret ediyor. Asansörün devreye girip girmeyeceği, ne zaman tam anlamıyla hizmet vereceği ise bu tartışmanın gerçek ölçütü olacak.
Sonuç olarak; üst geçide asılan bir tabela, yalnızca bir kurumun adını değil, aylardır süren bir tartışmanın yönünü de değiştirmiş durumda. Asıl mesele ise hâlâ aynı yerde duruyor: Zonguldak’ta kamusal hizmetler polemikle değil, şeffaf sorumluluk ve somut hizmet üzerinden mi konuşulacak, yoksa tabela değiştikçe tartışma başlığı mı değişecek? (Susma/Haber-Yorum)

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
