Zonguldak’ta yaşadığım 35 yılda TTK adını duymadığım bir gün bile olmadı sanırım. Burada insanlar genellikle “TTK’da çalışıyorum” ya da “TTK’dan emekliyim” (ya da madenden) diye tanıtır kendini.
TTK ile çalışma nedeniyle bağı olmayanlar ise genellikle orada çalışanların hayatlarına dokunan işler yaparlar.
Dolayısıyla TTK, Zonguldak’ta insanların var olmasının temel nedenidir.
Buradaki varoluş, maden ocaklarında zorla çalıştırılan işçi hikâyeleriyle başlasa da sonrasında Türkiye’nin pek çok ilinden, köyünden, kasabasından akın akın gelenlerin yeni hayatlar kurduğu hikâyelere dönüşmüştür.
Zonguldak’ın her bir tepesinde, Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen insanlar evlerini yapacak kadar düzlükler oluşturarak hayatlarını kurmuşlar.
Tepeleri, yamaçları evlerle dolu; sokakları basamaklı, ormanla deniz arasında bir şehir Zonguldak.
Ülkemizin her yanından gelmiş olan Zonguldaklıların ortak noktası; TTK’nın sağladığı iş, iş sahibi olmanın verdiği huzur, hoşgörü ve birbirine saygıdır.
Hafızalara kazınmış bir ortak özellik de işine aşına sahip çıkma konusunda birlikte gösterdikleri çabadır. Ancak bunun yerini bugünlerde sessiz bir bekleyiş aldı.
TTK’ya bağlı dört işletmede, ÇSGB müfettişlerinin raporları doğrultusunda işi durdurma kararları verildi. Olay ilk duyulduğunda birkaç kişinin, merak ve endişeyle “Nasıl olacak, Zonguldak ne olacak?” dediğini duydum. Sonrasında ise çok da konuşulmadığını gördüm.
Neden konuşulmuyor acaba? İnsanlar, “Konuşmaya gerek yok, ne gerekiyorsa yaparlar” diye mi düşünüyor…
Ya da burada üretilen kömürün ülkemiz için önemi yok, kapatılsa da sorun olmaz mı deniyor…
Belki de “Çalışanların hakkı zaten korunur, sonrası da bizi ilgilendirmez” diyorlar…
Zonguldak sessiz sessiz bekliyor. Aziz Nesin hikâyesinde olduğu gibi: “Dur bakalım, ne olacak!”
Sağlıkla, umutla kalın…
4 Şubat 2026
Sevil Kaynarca Kızgut

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
