6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş ve 20 Şubat 2023’te Hatay merkezli büyük depremlerin üzerinden üç yıl geçti. Depremlerin yarattığı büyük yıkımın ardından, ikincil bir felaket haline gelen hava kirliliği ise deprem bölgesinde halk sağlığını tehdit etmeye devam ediyor. Depremden en çok etkilenen beş ilde hava kirliliği hâlâ yasal sınır değerlerin çok üzerinde seyrediyor.

Temiz Hava Hakkı Platformu (THHP), Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yayımladığı resmi verilerle 2025 yılına dair hava kalitesi değerlendirmesini içeren bir açıklama yayımladı. Buna göre, depremden en çok etkilenen beş ilde hava kirliliği hâlâ yasal sınır değerlerin çok üzerinde seyrediyor. Hava kirliliğinin en önemli göstergelerinden biri olan partikül madde (PM10) düzeyleri, 2025 yılında Bakanlık tarafından belirlenen yıllık ortalama sınır değer olan 40 µg/m³’ün:

  • Elbistan–Kahramanmaraş’ta 3,2 katı,
  • Malatya ve Osmaniye’de 2,8 katı,
  • Hatay’da ise 2,5 katı olarak ölçüldü.

Öte yandan hava kirliliğinin gözle görülür biçimde devam ettiği Antakya gibi kent merkezlerinde çok sayıda hava kalitesi izleme istasyonu ölçüm yapmıyor ya da ölçüm sonuçları kamuoyu ile paylaşılmıyor.

THHP’den yapılan açıklama şu şekilde:  “6 Şubat’ı anarken, deprem bölgesinde hava kalitesinin iyileştirilmesi ve yurttaşların sağlığının korunması için gerekli adımların hâlâ atılmadığını üzülerek görüyoruz. Kentlerde bina yıkım ve inşa faaliyetleri kontrolsüz biçimde sürdürülüyor, etkin bir toz yönetimi uygulanmıyor. ÇED Gerekli Değildir kararlarıyla hızla ve denetimsiz şekilde işletmeye alınan beton santralları ve taş ocakları, havadaki toz ve partikül madde yükünü daha da artırıyor. Altyapısı henüz tamamlanmamış sokak ve caddelerde yoğun araç trafiği ciddi düzeyde toz oluşumuna yol açıyor.

Toz kirliliği en çok bebekleri, çocukları, gebeleri, yaşlıları ve kronik hastalığı olan yurttaşları etkiliyor. Bölgede solunum yolu şikayetlerinde belirgin bir artış gözleniyor. Partikül maddeler ayrıca kalp-damar, beyin ve sinir sistemi, böbrek hastalıklarına ve kanserlere yol açabiliyor.

Elbistan, Malatya, Osmaniye ve Hatay başta olmak üzere tüm deprem bölgesinde, temiz hava ve sağlıklı yaşam hakkını esas alan acil adımlar atılmalıdır:

  • Hava kalitesi düzenli olarak izlenmeli ve ölçüm sonuçları eksiksiz biçimde kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
  • Daha ince partikül maddeler olan ve çok sayıda ölüme de yol açabilen PM2.5 ölçümlerine gecikmeden başlanmalıdır.
  • Enkaz depolama ve ayrıştırma alanları yerleşim yerlerinden uzaklaştırılmalıdır.
  • Yeniden inşa süreci, toz yönetimi teknikleri uygulanarak ve mevzuata uygun şekilde yürütülmelidir.
  • Bölgedeki hava kirliliği ile ilişkili hastalıkların takibi ve kontrolü açısından İl Sağlık Müdürlükleri tarafından yerel eylem planları geliştirilmeli ve somut adımlar atılmalıdır.

Geleceği; halk sağlığını yok sayarak değil, hakları ve yaşamı koruyarak inşa edebiliriz.”


Deprem bölgesinde hava kirliliği alarmı: Üç yıl geçmesine rağmen sınır değerlerin çok üzerinde


6 Şubat 2023 Kahramanmaraş ve 20 Şubat 2023 Hatay merkezli depremlerin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen, bölgedeki hava kirliliği halk sağlığını tehdit etmeyi sürdürüyor. Temiz Hava Hakkı Platformu’nun (THHP), Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın resmi verilerine dayandırarak yaptığı 2025 yılı değerlendirmesine göre, depremden en çok etkilenen beş ilde partikül madde oranları hâlâ yasal sınırların çok üzerinde seyrediyor.

Açıklamada, hava kirliliğinin önemli göstergelerinden biri olan PM10 değerlerinin, Bakanlık tarafından belirlenen yıllık ortalama 40 µg/m³ sınırını ciddi şekilde aştığı belirtildi. Ölçümlere göre Elbistan’da bu değer sınırın 3,2 katına çıkarken, Malatya ve Osmaniye’de 2,8 katı, Hatay’da ise 2,5 katı seviyesinde kaydedildi.

Öte yandan Antakya gibi hava kirliliğinin gözle görülür biçimde sürdüğü bazı kent merkezlerinde hava kalitesi izleme istasyonlarının ölçüm yapmadığı ya da verilerin kamuoyuyla düzenli olarak paylaşılmadığına da dikkat çekildi.

THHP, deprem bölgesinde hava kalitesini iyileştirmeye yönelik adımların hâlâ yeterince atılmadığını vurgulayarak, kontrolsüz yıkım ve inşa faaliyetlerinin toz yükünü artırdığını belirtti. Etkin bir toz yönetimi uygulanmadığı, “ÇED gerekli değildir” kararlarıyla hızla faaliyete geçen beton santralleri ve taş ocaklarının kirliliği büyüttüğü ifade edildi. Altyapısı tamamlanmamış cadde ve sokaklarda yoğun araç trafiğinin de toz oluşumunu artırdığı kaydedildi.

Açıklamada, toz kirliliğinin en çok bebekleri, çocukları, yaşlıları, gebeleri ve kronik hastalığı bulunan yurttaşları etkilediği belirtilerek, bölgede solunum yolu rahatsızlıklarında artış gözlendiği ifade edildi. Partikül maddelerin kalp-damar hastalıkları, sinir sistemi rahatsızlıkları, böbrek hastalıkları ve kanser riskini de artırabileceği vurgulandı.

Platform, Elbistan, Malatya, Osmaniye ve Hatay başta olmak üzere tüm deprem bölgesinde temiz hava ve sağlıklı yaşam hakkını esas alan acil adımlar atılması gerektiğini belirtti. Bu kapsamda hava kalitesinin düzenli izlenmesi ve verilerin eksiksiz paylaşılması, PM2.5 ölçümlerine başlanması, enkaz depolama alanlarının yerleşimlerden uzaklaştırılması, yeniden inşa sürecinde toz yönetimi tekniklerinin uygulanması ve hava kirliliğine bağlı hastalıkların takibi için yerel eylem planlarının hazırlanması çağrısı yapıldı.

THHP, deprem sonrası yeniden yapılanma sürecinin halk sağlığını gözeten bir anlayışla yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, yaşamı ve hakları koruyan politikaların öncelik haline getirilmesi gerektiğini ifade etti.(https://iklimkrizi4.wordpress.com/)


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.