Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Zonguldak Merkez İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen birlik ve dayanışma kahvaltısı, adı ve amacı itibarıyla örgüt içi bağları güçlendirecek, moral ve motivasyonu artıracak bir buluşma olarak planlandı. Geniş katılımın olduğu programda partililerin bir araya gelmesi, sohbet etmesi, dayanışma duygusunu büyütmesi ve ortak bir heyecanı paylaşması bekleniyordu.

Taşrada yapılan bu tür buluşmalar çoğu zaman yalnızca bir kahvaltıdan ibaret değildir; bir anlamda örgütün nabzının tutulduğu, kırgınlıkların törpülendiği, samimiyetin yeniden üretildiği alanlar olarak görülür. Hatta kimi zaman bu buluşmalar, Nazım Hikmet’in dizelerinde ifadesini bulan o ortak duygunun; “hep bir ağızdan türkü söylemek, hep beraber çekmek ağı” halinin yaşandığı anlara dönüşebilir.

Ancak Zonguldak’taki programın ilerleyen bölümlerinde yapılan konuşmalar, etkinliğin ruhunu farklı bir noktaya taşıdı. Birlik ve dayanışma vurgusunun yerini zaman zaman sert siyasi değerlendirmelere ve özellikle basına dönük eleştirilere bırakması, kahvaltının atmosferini bir örgüt içi toplantı ya da danışma kurulu havasına yaklaştırdı.

Birlik çağrısı yapılırken gerilim dili

Programda birlik ve beraberlik mesajları verilse de, aynı kürsüden yerel gündeme ilişkin sert ifadelerin kullanılması dikkat çekti. Özellikle basına yönelik “neden bunu yazmıyorsunuz”, “sürekli beni yazıyorsunuz”, “vicdan muhasebesi yapıyorlar mı merak ediyorum” gibi çıkışlar, toplantının tonunu değiştiren başlıklar arasında yer aldı.

Basına dönük bu tür ifadeler, eleştiri sınırları içinde değerlendirilebilir. Ancak bir dayanışma buluşmasında gazetecilerin doğrudan hedef gösterildiği izlenimi yaratabilecek söylemler, kentte zaten hassas olan siyaset-medya ilişkisini daha da gerilimli bir zemine çekme riski taşıyor.

Örneğin, yerel sorunların yeterince yazılmadığı yönündeki eleştiriler dile getirilirken, basının adeta tek taraflı ve bilinçli bir suskunluk içindeymiş gibi sunulması, sahadaki gazetecilik pratiğini görmezden gelen bir yaklaşım olarak da yorumlandı. Benzer şekilde, bazı yayınların ima yoluyla “kişisel çıkar” ya da “algı oluşturma” çabası içinde gösterilmesi, basınla kurulan ilişkinin mesafesini daha da artırabilecek bir dil olarak dikkat çekti.

Taşrada siyaset: Moral mi, mesaj mı?

Oysa bu tür buluşmalar, özellikle yerel örgütler açısından moral depolama, dayanışmayı büyütme ve ortak bir ruh yaratma açısından önemli fırsatlar sunar. İnsanların yan yana gelmesi, gündelik siyasetin sert dilinden bir süre uzaklaşıp birbirini dinlemesi, ortak hafızayı güçlendirir.

Bu nedenle, yerelde yapılan bir kahvaltının siyasi bir kürsüye dönüşmesi, etkinliğin amacına dair soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Çünkü bu tür toplantılarda verilen mesajlar sadece salondakilere değil, ertesi gün gazeteler ve sosyal medya aracılığıyla tüm kente ulaşıyor.

300 kişilik birlik, on binlerce kişilik algı

Böyle bir organizasyon, salonda bulunan 300–500 kişilik katılımcı grubunu bir araya getirebilir, onları motive edebilir ve örgüt içi bağlılığı güçlendirebilir. Ancak asıl belirleyici olan, bu buluşmadan dışarıya nasıl bir fotoğraf çıktığıdır.

Eğer kamuoyuna yansıyan görüntü; dayanışma, samimiyet ve ortak akıl yerine, basına tepki gösterilen, eleştirilere sert karşılık verilen bir toplantı olarak kalırsa, bu durumun seçmen üzerindeki etkisi farklı olabilir. Çünkü yerel seçmen, sadece verilen mesajın içeriğine değil, kullanılan üsluba da bakar.

CHP’nin yereldeki dili neyi büyütüyor?

CHP’nin ülke genelinde iktidar hedefi doğrultusunda yürüttüğü siyasetin taşradaki karşılığı, büyük ölçüde bu tür organizasyonlarda şekilleniyor. Yerelde kullanılan dil; kapsayıcı mı, birleştirici mi, yoksa zaman zaman ayrıştırıcı bir tona mı kayıyor sorusu, partinin geniş kitlelerle kuracağı bağ açısından önem taşıyor.

Dayanışma adıyla yapılan bir buluşmada, yerel basına dönük sitemlerin ve eleştirilerin öne çıkması, “kentte barış içinde bir arada yaşama duygusu nasıl güçlendirilecek?” sorusunu da beraberinde getiriyor. Çünkü basın da bu kentin bir parçası, siyaset de, sivil toplum da… Aynı şehirde yaşayan farklı aktörlerin birbirini hedef alan bir dil yerine, birlikte yaşamı büyüten bir dil kurması bekleniyor.

Son tahlilde bu kahvaltı, örgüt açısından bir buluşma ve motivasyon alanı yaratmış olabilir. Ancak oradan basın aracılığıyla kamuoyuna yansıyan tablo, çok daha geniş bir kesimi etkiliyor.

Bu etkinlik salondaki yüzlerce kişiyi ikna etmiş olabilir. Asıl soru şu: Aynı görüntü kentin on binlerini CHP’ye yaklaştırır mı, yoksa mesafe mi koydurur? Bunun yanıtını ise zaman ve sahadaki siyasal karşılık belirleyecek.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.