Hafta sonu Bodrum’da Can Atalay’ın yaşamını ve hukuk mücadelesini konu alan bir belgesel gösterildi.
Muğla Barosu tarafından düzenlenen programda gösterilen belgesel titizlikle hazırlanmış, Can Atalay’ın yer aldığı, çoğunda da öncülüğünü yaptığı hak mücadelelerinden çarpıcı görüntülere yer verilmiş.
Şerafettin Can Atalay, 2026 yılı itibariyle Türkiye’nin en çok konuşulan hukuki ve siyasi figürlerinden bir olmaya devam ediyor.
Silivri Cezaevinde 25 Nisan 2022 tarihinden beri Anayasa Mahkemesinin “hak ihlali “kararına rağmen rehin tutulan Can Atalay kararlı, onurlu mücadelesini cezaevinde de sürdürüyor.
Yatmayan bilmez, günlük yaşamımızda yıllar bile öyle çabuk geçerken mahpusta günler ve hatta saatler bile o kadar ağır geçer ki!
Dile kolay 9 Şubat 2026 itibariyle hesaplandığında Can Atalay 3 yıl dokuz aydır (toplamda 1386 gündür) cezaevindedir.
Üstelik de somut hiçbir suçu yok iken.
Üstelik kararları kesin olması gereken Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararına rağmen.
Üstelik 770 yıl ceza istenen Aziz İhsan Aktaş gibi rüşvetçiler, mafya liderleri, uyuşturucu baronları, ülkenin tüm zenginlik kaynaklarına çöken çeteler dışarda korumalarla suç işlemeye devam ederken.
14 Mayıs 2023 seçimlerinde TİP Hatay Milletvekili seçilen Can Atalay’ın anında tahliye edilmesi gerekirken Ocak 2024 de Milletvekilliği TBMM Genel Kurulunda düşürüldü.
Geleneksel TİP Amasya İl Başkanıyken öldürülen amcası Şerafettin Atalay başta olmak üzere siyasi kimlikleriyle tanınan bir ailede politik bir ortamda büyüyen Can Atalay hukukçu kimliğinden öte çok yürekli bir hak savunucusu, özgürlük savaşçısıdır.
Can Atalay, kamuoyunda derin iz bırakan birçok faciada mağdur ailelerin avukatlığını üstlenmiş ve bu olayların” kaza” değil “sosyal cinayet” olarak tanımlanması için mücadele yürütmüştür.
Soma Maden Faciası, Çorlu Tren Kazası, Hendek Havai Fişek Fabrikası Patlaması, Ermenek Maden Kazası, Aladağ Yurt Yangını ve en önemlisi Gezi Parkı Davasında Taksim Dayanışmasının avukatlığını üstlenmiştir.
Can Atalay bu davaların yanı sıra birçok gazeteci ve yazarın düşünce özgürlüğü davalarında da avukatlık yaparak düşünce özgürlüğünü savunmuştur.
Gezi Parki Davasından 18 yıl hapis cezası alan Can Atalay’ı Türkiye İşçi Partisi cezaevindeyken Hatay’dan aday gösterdi ve yaklaşık 70 bin seçmenin oyuyla Milletvekili seçilen Atalay geçmişteki emsal kararlara ve Anayasa Mahkemesinin hak ihlali ve tahliye kararına rağmen rehin tutulmaya devam edilmiş ve TBMM genel Kurulunda da vekilliği düşürülmüştür.
Tıpkı diğer Gezi mağdurları, Osman Kavala, Selahattin Demirtaş ve binlerce siyasi tutuklular gibi Can Atalay’da yalnızca düşüncelerinden, haksızlıklara karşı duruşlarından dolayı cezaevlerinde özgürlüklerinden yoksun bırakıldılar.
Öte yanda siyaset yapıyorum diyerek kişisel çıkar ve rant uğruna kendilerini o görevlere getiren seçmenlerin iradesini çalan, siyaset borsasında kendilerini pazarlayan soytarıları gördükçe Can Atalay gibi yurtseverlerin değeri daha çok ortaya çıkıyor.
Halen devam eden Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davası başta olmak üzere failden suç yaratmaya yönelik tüm siyasi davalarda yaşanan hukuksuzluklar elbette bir gün bitecek ama bu haksızlıkları hukuksuzlukları yapanlar gün gelecek mutlaka bu yaptıklarının hesabını vereceklerdir.
Osmanlılardan başlayıp Cumhuriyet döneminde de bu tür baskı ve zulümlerle karşılaşmaya alışık halkımız zalimleri de unutmaz, ülkesi ve halkı uğruna her türlü zorluğa, baskıya göğüs geren, bu uğurda büyük bedeller ödeyen insanları da unutmaz.
8 aya yakın bir zaman elde hiçbir kanıt, suç unsuru, belge olmadan cezaevinde tuttuğunuz Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ı istemeseniz de tahliye etmek zorunda kaldınız.
Murat Çalık başta olmak üzere birçok siyasi tutuklu cezaevi koşullarında tedavisi mümkün olmayan sağlık sorunlarına rağmen ısrarla ve inatla cezaevinde tutulmaya devam ediliyor.
İtirazlar artıp, halk sokağa dökülünce de ortamı yatıştırmak için iktidarın küçük ortağı üzerinden barış çağrıları yapılıyor.
Bir zamanlar Anayasa mahkemesini yok sayan ve hatta üyelerini terörle ilişkilendiren, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını tanımayan iktidar mensuplarının barış ve demokrasi konusunda samimiyetine nasıl güveneceğiz?
Siyasetin böylesine kirlendiği, milletvekillerinin, belediye başkanlarının siyaset pazarında mezata çıkarıldığı, ahlaki çürümenin tavan yaptığı bir ülkede bu kirli siyaset ikliminde temiz kalabilmiş az sayıda insanımız da ne yazık ki cezaevlerinde etkisiz kılınmaya çalışılıyor.
Devlet Bahçeli kurucu öndere gösterdiği duyarlılığı Demirtaş’a, Kavala’ya, Atalay’a ve diğer tüm siyasi tutuklulara da gösterirse ancak, söylediklerinin bir anlamı olur.
Can Atalay dahil, politik konumlarından, düşüncelerinden dolayı cezaevlerinde bulunan tüm siyasi tutukluların, hak savunucularının en kısa zamanda özgürlüklerine kavuşabilmelerini diliyorum.
Barış ve demokrasi uğruna verilen mücadelede bedel ödeyenlere selam olsun.

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
