Geçtiğimiz günlerde 6 Şubat depreminin 3. yıl dönümünde, deprem nedeniyle 11 ilimizde yaşanan can kayıplarını ve yıkımı andık. Emeği geçen herkese saygı ve minnetlerimi sunuyorum. TTK mühendis ve işçilerinin kurtarma çalışmalarında gösterdiği özveri için de şükranlarımı sunuyorum.

Gençlik yıllarımdan beri zihnimi meşgul eden bir gözlemim var. Bizim toplumumuz son görevleri seviyor, önemsiyor; yaşamak için gerekli olan ilk görevleri ise daha az önemsiyor. Son görevler çok değerli. Ancak diğer görevleri ihmal ettiğimizde, son göreve verilen önem pek çok yönüyle sorgulanması gereken bir duruma dönüşüyor.

Kent merkezindeki sahillerde boğulan bir insanın bedenini bulmak için neredeyse filo görevlendiriyoruz ama boğulmasını önlemek için can simidi bulundurulmasını sağlayamıyoruz. İnsanları hasta eden sorunları ortadan kaldırmak yerine genellikle tedavi hizmetlerine öncelik veriyoruz. Depreme dayanıklı evler yapabilecekken, enkaz altından canlarımızın, cansız da olsa bedenlerini bulmak için acı içinde uğraşıyoruz.

Çocukluğumdan beri pek çok deprem hatırlıyorum. Kayıtlara baktığımda, 1950-2000 yılları arasında ülkemizde büyüklüğü 4.9 ve üzerinde, doğusundan batısına hemen her bölgede yaklaşık 35 deprem olmuş. 2000-2023 yılları arasında ise yine benzer özellikte, büyük can kayıpları ve yıkımla sonuçlanan 40 deprem yaşanmış.

6 Şubat 2023 depreminin oluşturduğu can kaybı ve yıkım hafızalarımızda, acısı ise yüreğimizde hâlâ çok taze. Kayıplar sonrası yaşadığımız acı tarifsiz. Deprem ülkemizde kendini hiç unutturmuyor. Artık depremin değil, gerektiği gibi yapılmayan binaların öldürdüğünü de biliyoruz.

İnşaat sektörünün çok geliştiği ülkemizde depreme dayanıklı bina yapmayı da biliyoruz. Öyleyse depremlerde binalarımızın yıkılmasının başka nedenleri olmalı. Deprem sonrası arama kurtarma konusunda da kaynağımız, insan gücümüz ve bilgimiz varken yeterince etkili olamıyoruz.

17 Ağustos 1999’da yanı başımızda olan depremde Kocaeli’de kurtarma çalışmalarına katılan Maden Mühendisi Aydın Kasapoğlu, TTK işletmelerinde maden işçilerinin depremde arama kurtarma çalışmalarına ilk kez katılışını şöyle anlatıyor: “Kozlu işletmesinde deprem günü genel elektrik kesintisi nedeniyle işçiler yer altında mahsur kalmıştı. İşçiler kurtarıldıktan sonra üretime devam edemedik. Maden mühendisi arkadaşlarım Nevzat Ünlü ve Aygün Ekici’yle birlikte ne yapabileceğimizi tartışırken, işçilerle birlikte ekip oluşturarak kurtarma çalışmalarına katılabileceğimize karar verdik. Yetkili makamlardan izin alma süreçleri biraz uzadı. Maden Mühendisleri Odası’nın da desteği ile izin çıktı.” 6 Şubat 2023’te ekip sorumlusu olarak giden maden mühendislerinden de kurtarma çalışmalarının hikâyesini dinledim. 24 yıl arayla her ikisi de ekip oluşturma, ulaşım güçlüğü ve deprem bölgesinde çalışacakları alanların belirlenmesinde yaşadıkları sorunlar nedeniyle çok zaman kaybettiklerini anlattılar.

Durum böyle olunca bu acıları tekrar tekrar yaşamamız unutmakla ilgili değil. Sanırım işçisinden yöneticisine pek çoğumuzun zihni “Bir şey olmaz ya da olacaksa olur” gibi düşüncelerle dolu ve zihinlerde tedbir almaya yer yok.

Dilerim ülkemizde işçisinden yöneticisine, denetleyeninden uygulayana kadar herkes işini gerektiği gibi yapar; hayatımızın her alanında tedbir alınarak sorunların önlenebileceği inancı yaygınlaşır. Sağlıkla, umutla kalın…    


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.