İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi
“10 Aralık 1948 günü Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nca kabul edilen ve 48 oyla kabul edilen, Türkiye’nin de olumlu oy verdiği bildirgeyi Dış İşleri Bakanlığı 1948’de kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni “İnsan hakları anayasası” olarak tanımlar.
Bildirgeye uymanın zorunlu olmadığı belirtilse de 77 yıl sonra uymanın zorunlu olması gerektiği şartlar doğmuştur ve insanlığın çok ihtiyacı vardır.
Madde 11-1. Kendisine cezai bir suç yüklenen herkesin savunması için gerekli olan tüm güvencelerin tanındığı kamuya açık bir yargılama sonucunda suçluluğu yasaya göre kanıtlanıncaya kadar suçsuz sayılma hakkı vardır.( Bu madde Türkiye’de işlememekte, suçluluğu ispat edilmeyen gözaltılar suçlu gibi işlem görmektedir.)
2. Hiç kimse, işlendiği sırada ulusal ya da uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan herhangi bir fiil yapmak ya da yapmamaktan dolayı suçlu sayılamaz. Kimseye suçun işlendiği sırada yasalarda öngörülen cezadan daha ağır ceza verilemez.
Madde 12- Hiç kimsenin özel yaşamına, ailesine, evine ya da yazışmasına keyfi olarak karışılamaz, onuruna ve adına saldırılamaz. Herkesin, bu gibi müdahaleye ya da saldırılara karşı yasa tarafından korunma hakkı vardır. (Türkiye’de bu haklar keyfi olarak saldırı altındadır.)
Madde 13- 1. Herkesin, Devletin sınırları içinde seyahat ve oturma özgürlüğüne hakkı vardır.
2. Herkes, kendi ülkesi dâhil herhangi bir ülkeden ayrılma ve o ülkeye dönme hakkına sahiptir.
Madde 14- 1. Herkesin, baskı altında tutulduğunda başka ülkelere sığınma ve kabul edilme hakkı vardır.
2. Gerçekten siyasal nitelik taşımayan suçlardan kaynaklanan ya da Birleşmiş Milletlerin amaç ve ilkelerine aykırı fiillerden kaynaklanan kavuşturma durumunda bu hak ileri sürülemez.
Madde 15- 1. Herkesin bir ülkenin yurttaşı olma hakkı vardır.
2. Hiç kimse keyfi olarak uyruğundan yoksun bırakılamaz, kimsenin uyruğunu değiştirme hakkı yadsınamaz.
Madde 16- 1. Yetişkin erkeklerle kadınların ırk, uyrukluk ya da din bakımından herhangi bir sınırlama yapılmaksızın evlenmeye ve bir aile kurmaya hakkı vardır. Evlenmede, evlilikte ve evliliğin bozulmasında hakları eşittir.
2. Evlilik, ancak evlenmeye niyetli eşlerin özgür ve tam oluruyla yapılır.
3. Aile, toplumun doğal ve temel birimidir; toplum ve devlet tarafından korunur.
Madde 17- 1. Herkesin, tek başına ya da başkalarıyla ortaklık içinde mülkiyet hakkı vardır.
2. Kimse mülkiyetinden keyfi olarak yoksun bırakılamaz. (Bu mülkler nasıl kazanılmış, devletin, doğanın ve emeğin hakkı varilmiş mi? Verilmemişse yoksun bırakılır.)
Madde 18- Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğü hakkı vardır; bu hak din veya inancını değiştirme özgürlüğünü ve din inancını, tek başına veya topluca ve kamuya açık veya özel olarak öğretme, uygulama, ibadet ve uyma yoluyla açıklama serbestliğini de kapsar.
19- Herkesin kanaat ve ifade özgürlüğüne hakkı vardır; bu hak, müdahale olmaksızın kanaat taşıma ve herhangi bir yoldan ve ülke sınırlarını gözetmeksizin bilgi ve fikirlere ulaşmaya çalışma, onları edinme ve yayma serbestliğini de kapsar.
Madde 20- 1. Herkes, barış içinde toplanma ve örgütlenme hakkına sahiptir.
2. Hiç kimse bir örgüte üye olmaya zorlanamaz.”
(Cumhuriyet Gazetesi 29 Ocak 2026- kitap eki? Ferda Fidan
“SIMONE WEİL (3 Şubat 1909-24 Ağustos 1943) VE KÖKLER
Adil bir toplum nasıl kurulur?
Bir çeşit anayasa taslağı, siyasal ve felsefi manifesto: “Kökler ve Direnişçi yazarı…
Kökler adıyla çevrilen yapıt, adil bir toplumun hangi ahlaki temeller üzerine kurulması gerektiğini anlatan siyasal ve felsefi bir manifestodur.
İki dünya savaşının darmadağın ettiği Avrupa’nın manevi değerlerinden uzaklaştığını teşhis eden Weil, kitabında modern insanın ahlaki görevlerini unutmasının onu köklerinden kopardığı tezi ile ideal bir toplumun yeniden inşası için insanın yeniden “kök salması” gerektiğini savunur.
Önerileri:
1- Totaliter rejimler, materyalizmin zirve yaptığı rejimlerde zirve yaptığı toplumda ortaya çıkar. Bu yüzden savaştan sonra kurulacak uygarlığın ruhani bir boyutu olması gerekir.
2- Maneviyat her zaman dinsellik anlamına gelmediği için özellikle dindar olmadan da ruhaniyet sahibi olunabilir.
3- Bu boyuta ulaşmak isteyen bir toplumun kuruluşunda insanın insana karşı görevlerini temel almak gerekir ki bu görevler de aslında “insanın ruhunun ihtiyaçları” üzerine kuruludur.
4- Zira insan ruhunun da tıpkı bedeni gibi ihtiyaçları vardır. Çünkü her birey yaşamda özgürlüğe, eşitliğe, çaba göstermeye, sorumluluklar almaya gereksinim duyar.
5- İnsanlar hep haklarını ön plana çıkarırlar, ancak bu yanlış bir anlayışın sonucudur. Haklardan önce görevlerden söz etmek gerekir, çünkü esas olan insanın insana karşı olan görevlerdir.
6- Yani aslında hak adını verdiğimiz kazançlar diğer insanların bize karşı olan görevlerinden oluşur.
7- Görev yerine yükümlülük sözcüğünün kullanılması da anlamlıdır.
8- Görev somut dünyaya ait, yasalar ya da kurallarla ilişkili bir kavram olarak algılanırken Simone Weil’in gözünde “yükümlülük” kelimesinin, yasalarla ilintisiz, çok daha derin manevi bir boyutu vardır.
9- Bu ahlaki yükümlülük ve hak kavramı arasındaki farkı yapıtının ilk satırlarından itibaren açıklarken yükümlülük fikrinin hak kavramına üstün geldiğini yazar. (Herhangi bir konuda bir insan bir insana karşı yükümlü olduğunu hisseder ve gereğini yaparsa, verirse alan kişi şaşırır. Görevler yerine getirilirken ise böyle bir şaşkınlık olmaz, çünkü iki taraf da konudan haberdardır.)
10- Bu yükümlülük kavramı paranın padişahlığı devreye girince yok olmuştur, bununla birlikte ahlak kavramı da kaybolmuştur; her insani ilişki paraya döndürülmüştür. Böylece çiftçilerin de işçilerin de hakları yok edilmekte; hiçbir hak ve yükümlülük karşılık bulmamaktadır.”
Sorunun kaynağı kapitalizmin egemenliğidir. Para, mal, mülk ve sermaye gözleri kör etmiş, beynin bir tarafını çimentoyla kaplamış, kalpleri iletişimsiz bırakmıştır. Çünkü ekonomi ön planda bilimsel, sosyal ve kültürel gelişme arka planda kalarak insanı insanlıktan çıkarmıştır. Hâlâ ilkçağ felsefesiyle yaşatmaktadır.. Bilim de din de ahlak da kapitalizm endekslidir; silahları vardır!! Önce silahlar yok olmalı!

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
