TBMM’de 82 Sayfalık Nihai Rapor Kabul Edildi: Oy Çokluğuyla Onay, Muhalefetten Şerh ve Eleştiriler

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 21’inci ve son toplantısında 82 sayfalık ortak nihai raporu oy çokluğuyla kabul ederek çalışmalarını tamamladı. Komisyon, Kürt meselesinin çözümüne ilişkin yürütülen süreci Meclis zeminine taşımak ve gerekli yasal düzenlemelere çerçeve oluşturmak amacıyla kurulmuştu.

Toplantıya TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlık etti. Rapor; 42 kabul, 2 ret ve 1 çekimser oyla kabul edildi. Ret oyları Ahmet Şık ve İskender Bayhan’dan gelirken, Türkan Elçi çekimser oy kullandı. Böylece komisyonun görev süreci resmen sona erdi.

Raporun Çerçevesi: Silah Bırakma, Hukuki Zemin ve Demokratikleşme

Yedi ana başlıktan oluşan 82 sayfalık raporda sürecin en kritik aşaması olarak PKK’nin silah bırakması gösterildi. Silah bırakma sürecinin yalnızca fiili bir sonlanma değil, aynı zamanda yeni bir hukuki ve siyasi çerçevenin başlangıcı olduğu vurgulandı. Bu sürecin devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesi gerektiği belirtildi.

Raporda, PKK’nin feshi ve silahların imhası sürecinde özel yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğu konusunda genel bir anlayış birliği bulunduğu ifade edildi. Bu kapsamda:

  • Silah bırakma süreciyle bağlantılı,
  • Amaca özgülenmiş,
  • Müstakil ve geçici nitelikte bir yasal düzenleme hazırlanması önerildi.

Söz konusu düzenlemenin toplumsal bütünleşmeyi güçlendirecek ve süreci yönetebilecek bir çerçeve oluşturması gerektiği kaydedildi.

“Geri Dönüş Yasası” ve Demokratik Siyaset Vurgusu

Raporda, silahı ve şiddeti reddeden bireylerin geri dönüşünü güvence altına alacak kapsamlı bir düzenleme önerildi. Bu düzenlemenin:

  • Silah ve şiddete kalıcı son verilmesini,
  • Meselenin bütünüyle hukuki ve siyasi zemine çekilmesini,
  • Demokratik siyaset alanının güçlendirilmesini hedeflemesi gerektiği belirtildi.

Ayrıca geri dönüşlerin adil, güvenli ve sağlıklı koşullarda gerçekleşmesini sağlayacak güvencelere yer verilmesi gerektiği ifade edildi.

Komisyon Üyelerine Hukuki Güvence Önerisi

Raporda dikkat çeken başlıklardan biri de süreçte görev alanlara yönelik hukuki güvence oldu. Komisyon çalışmalarına katılan, görüş ve öneri sunan ya da süreçte görev üstlenen kişilerin faaliyetlerinin yasal güvence altına alınması gerektiği önerildi.

AİHM, AYM ve “Umut Hakkı” Tartışması

Raporda infaz hukukuna ilişkin önemli değerlendirmeler yer aldı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) içtihatları doğrultusunda infaz mevzuatının yeniden gözden geçirilmesi gerektiği belirtildi.

  • Hasta ve yaşlı tutuklular için infaz ertelemesi mekanizmasının yeniden değerlendirilmesi,
  • Tutuksuz yargılamanın esas alınması,
  • İnfaz adaletinin insan hakları temelinde yeniden yapılandırılması önerildi.

“Umut hakkı” tartışmasının da insan hakları perspektifiyle ele alınması gerektiğine dikkat çekildi.

İzleme ve Raporlama Mekanizması

Sürecin sağlıklı yürütülmesi için yürütme içinde bir izleme ve raporlama mekanizması kurulması önerildi. Bu mekanizmanın:

  • Sürecin işleyişini izlemek,
  • Uygulamaların etkinliğini denetlemek,
  • Hedeflere ulaşma düzeyini raporlamak

gibi görevler üstlenmesi gerektiği ifade edildi.

Kayyım Uygulamalarına İlişkin Öneri

Raporda belediyelere kayyım atanması uygulamasına da değinildi. Belediye başkanının görevden uzaklaştırılması halinde yerine doğrudan atama yapılması yerine, Belediye Meclisi içinde seçim yapılmasının sağlanması önerildi.

Siyasi Partilerden Farklı Vurgular

DEM Parti: “Terör” Kavramına İtiraz ve Şerh

DEM Parti adına konuşan Gülistan Kılıç Koçyiğit, komisyonun Meclis zemininde çözüm arayışını önemsediklerini söyledi. DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek ise ortak rapora şerh koyduklarını açıkladı.

Parti, “Terörsüz Türkiye süreci”, “terör örgütü” gibi ifadelerin kullanılmasına itiraz ederek sürecin “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak anılması gerektiğini savundu. Kürt meselesinin “terör” kavramıyla tanımlanamayacağını belirten parti, anadili ve kimlik haklarının güvence altına alınması çağrısında bulundu.

Şerhte, Abdullah Öcalan’ın 1993’ten bu yana çözüm çabası içinde olduğu vurgulanarak, rapor dilinin tek taraflı olmaması gerektiği ifade edildi.

CHP: “Rapor Rafta Kalmamalı”

Cumhuriyet Halk Partisi adına konuşan Murat Emir, raporun ilk bölümlerindeki dili “sorunlu” bulduklarını belirtti.

Emir, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının uygulanmadığı bir ortamda komisyon çalışmalarının beklenen umudu üretmediğini söyledi. Özellikle:

  • Can Atalay,
  • Tayfun Kahraman,
  • Selahattin Demirtaş

örneklerini vererek hukuk devleti ilkesinin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. “Bu rapor lafta ve rafta kalmamalıdır” dedi.

MHP: “Üniter Yapı Tartışmaya Açık Değil”

Milliyetçi Hareket Partisi adına konuşan Feti Yıldız, Türkiye’nin üniter devlet yapısının, toprak bütünlüğünün ve resmi dil statüsünün tartışmaya açık olmadığını söyledi.

Yıldız, “Terörsüz Türkiye vizyonu devletin beka meselesidir” ifadelerini kullanarak, demokratikleşme sürecinin milli güvenlikten taviz verilmeden yürütülmesi gerektiğini savundu. AİHM ve AYM kararlarına uyulmasının anayasal zorunluluk olduğunu da dile getirdi.

EMEP: “Kürt Sorunu İfadesi Yok”

Emek Partisi Milletvekili İskender Bayhan, raporda “Kürt sorunu” ifadesinin yer almamasını eleştirdi. Anadili hakkına açık bir vurgu bulunmadığını ve genel af ya da umut hakkına ilişkin net bir düzenleme getirilmediğini belirtti.

Bayhan, faili meçhul cinayetler ve geçmiş hak ihlallerine ilişkin ifadelerin yer almamasını da önemli bir eksiklik olarak değerlendirdi.

Yeni Yol: “Eylem Planı Hazırlanmalı”

Yeni Yol Grup Başkanvekili Bülent Kaya, raporun yalnızca bir belge olarak kalmaması gerektiğini belirterek, önerilerin yasalaştırılması için somut bir eylem planı hazırlanması çağrısında bulundu.

Süreç Tamamlandı, Gözler Uygulamada

Komisyonun 82 sayfalık nihai raporuyla birlikte Meclis zeminindeki çalışma süreci tamamlanmış oldu. Ancak siyasi partilerin değerlendirmeleri, asıl tartışmanın bundan sonra başlayacağını gösteriyor.

Raporun yasalaşma süreci, infaz düzenlemeleri, kayyım uygulamaları ve demokratikleşme adımlarının hayata geçirilip geçirilmeyeceği, önümüzdeki dönemde Türkiye siyasetinin temel gündemlerinden biri olmaya aday görünüyor.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu‘nun ortak nihai raporu


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.