Geçtiğimiz günlerde çok değerli iki insan “Yılın Anne ve Babası” seçildi.
Mathia Ahmet Minguzi, kaykay malzemesi almak için gittiği İstanbul Kadıköy’deki pazar yerinde, yaşıtı olan çocuklar tarafından katledildi. 14 yaşındaki Mathia Ahmet; Yasemin Hanım’ın paylaşımlarından tanıdığım kadarıyla sevgiyle, saygıyla, özenle büyütülen, anne babasının umudu olan bir çocuktu. Olay anında kavga yokken, kötü söz söylememişken, nefretle büyütülmüş saldırgan çocukların hedefi olmuştu.
Annesi bir yandan acısıyla baş etmeye çalışırken bir yandan da adalet saraylarında, sokaklarda adalet mücadelesi verdi. Oğlunu öldüren çocukların, suça sürükleyenlerin ve koruyup kollayanların ceza alması gerektiğini savundu. Susmadı; her ortamda oğlunun masumiyetini ve saldırganların azmettirildiğini haykırdı.
Anne Yasemin Minguzi, “Yılın Annesi” seçildi.
Rojin; 20 yaşında, üniversite öğrencisiydi. Çocukları çok seven, anaokulu öğretmeni olmayı isteyen, sevgi ve saygıyla yetiştirilmiş; babasının özverili desteğiyle üniversiteye başlamış, kendine saygısı ve güveni olan bir genç kızdı.
Van’da kaldığı yurdun yakınındaki sahil kenarında yürüyüşe çıkmıştı; geri dönemedi. Telefonu, kek ve su şişesi sahilde bulundu. İntihar ettiği iddia edildi. Babası bunun doğru olmadığını savundu. On dokuzuncu günde cansız bedeni Van Gölü’nde bulundu. Boğulduğu iddia edildi; babası şüphelerini dile getirdi. Kızının cinayete kurban gitmiş olabileceğini, yeterince araştırma yapılmadığını yollarda, üniversite kapısında, meydanlarda haykırdı. Siyasi partilere, baroya kızının ölümünü anlattı.
Van 100. Yıl Üniversitesi Rektörü’ne hitaben yaptığı konuşma, içeriği ve üslubuyla çok etkileyiciydi. Ankara’ya yürümek istedi, Adalet Bakanı ile görüştü. Sonuçta adli tıp raporunda çok kritik bilgilerin açıklanmadığı ortaya çıktı. Rojin’in ölüm nedeni, intihar iddiasından cinsel saldırı şüphesine evrildi.
Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş “Yılın Babası” seçildi.
Bu iki evladın ölümünde insanın canını yakan, insanlığından utandıran farklı boyutlar var. Adalet için verilen büyük bir mücadele var.
Yasemin Hanım da Nizamettin Bey de aileleriyle birlikte Türkiye’de yaşıyorlardı. Biri doğuda, diğeri batıda; farklı geleneklerle, farklı sosyoekonomik koşullarda…
Gördüğüm kadarıyla her ikisi de kendi emekleriyle ayakta kalmayı hedefleyen, güçlü, karakterli, vicdanı hür bireylerdi.
Her ikisi de çocuklarını sevgi ve saygı ortamında; değer gören, sorumluluk sahibi bireyler olarak yetiştiriyordu. Her iki güzel evlat da canice katledildi.
Bu acı olay, iki değerli ve koca yürekli insanı aynı sahnede buluşturdu. Bu iki acılı yüreğin buluşması, ülkemizde birlikte yapılacak çok iş var mesajıydı bence.
Ülkemizde tüm çocukları; insan, hayvan ve doğa sevgisiyle donatılmış; sorumluluk sahibi, onurlu bireyler olarak yetiştirecek ve onların kendilerini keşfedebileceği eşit koşulları aile ve okul ortamında oluşturmadığımız sürece, hayatımızda nelerin olabileceğini tekrar tekrar düşünmeli ve birlikte çözüm üretmeyi başarabilmeliyiz. Samimiyetle, güvenle; ben, sen, o demeden bir arada olmalıyız.
Sağlıkla, umutla kalın…

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
