İran’da yaşananlar için çok üzgünüm… Savaş haberlerini dinlerken ölüm haberleri önce en masumlardan geldi. Okul vuruldu ve yüzlerce kız çocuğu öldü.

Yıllardır İran’la ilgili haberler ülkemiz televizyonlarında gündemimizde; hatta bazen İran’dan ülkemize sığınan ve Avrupa’ya gitmek isteyen insanlar yanı başımızda…

Bazen İran bağlantılı terör örgütlerinin ülkemizde cinayetlerde rol aldığı söylenirken, bazen de İran nüfusunun önemli bir kısmıyla kan ve kültür bağlarımızın olduğu anlatılıyor.

Hatta İran şahının Atatürk’e hayranlığını, onun gibi reformlar yapmak istediğini ve Zonguldak’ı da ziyaret ettiğini biliyoruz.

Ben İran’da neler olup bittiğine ilişkin ilk bilgilerimi 1980’li yılların ortalarında edinmeye başladım. Öğrenciydim ve İran’dan kaçıp Türkiye’ye sığınan, yanında getirdiği birkaç parça eşyayı satarak geçinmeye çalışan ve Avrupa ülkelerine gitme çabasında olan insanlarla karşılaşmıştım. O dönemde Ferhan Şensoy’un “Şahları da Vururlar” adlı tiyatro oyunu popülerdi. “Hey Molla, birlik olmuşsun solla” repliği hâlâ kulaklarımda.

Yine oyundan unutamadığım sahneler; ailedeki herkesin birbirinden şüphe ettiği, kendini kurtarmak için kardeşin kardeşi ihbar ettiği ve acı sonların yaşandığı anlardı…

İran İslam Devrimi ile ilgili okuduğum kaynaklarda, dış müdahalelerin zemini hazırladığını gördüm. Ancak halkın yöneticilere güvenememesi, toplumsal yozlaşma, ülke kaynaklarının halk dışında güçlere aktarılması ve en önemlisi de bu durumu eleştirenlerin şiddet kullanılarak susturulmaya, bastırılmaya çalışılması Şah yönetiminin sonunu hazırlamış.

Şah döneminde uzlaşmayla sorun çözemeyen İran toplumu, İslam Devrimi’yle daha keskin, uzlaşmayı yöntem olarak hiç tanımayan bir yönetimle karşı karşıya kalmış. Yüzlerce aydının çok acı yöntemlerle öldürüldüğü, insanların yaşam tarzına müdahale edilen bir ülkeye dönüşmüş.

Son yıllarda duyduğumuz; İran yönetimi silahlanarak güç kazanmaya çalışıyor. Bir yandan insanlar yaşam tarzlarına müdahaleden rahatsız ve ülkesini terk ediyor. Ülkenin üst düzey insanları evinde, çalışma ofisinde dış güçler tarafından öldürülüyor.

İran’da son yüzyıldır kısır döngü ve şiddet sarmalı devam ediyor.

Bize de bir ülkenin gerçek gücü nedir, sorusunu sormak kalıyor.

Sağlıkla, umutla kalın…
4 Mart 2026


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.