Geçen hafta Zonguldak için anma günlerinin yoğun olduğu bir dönemdi. 3 Mart, Kozlu; 6 Mart ise Armutçuk maden faciasının yıl dönümüydü.
3 Mart 1992’de TTK Kozlu İşletmesinde yaşanan patlamada 263 işçi, 7 Mart 1983’te Armutçuk İşletmesinde yaşanan patlamada ise 103 işçi hayatını kaybetti. Kaybettiğimiz işçilerimizin isimleri, Maden Müzesi olarak düzenlenen alanda metal levhalarda yerlerini aldı. Bu yılki anma töreni de bu alanda yapıldı. Törene Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi, Genel Maden-İş Sendikası, maden ve enerji sektörü çalışanları, sendika temsilcileri ile az sayıda emekli ve çalışan maden mühendisi katıldı. Yakınlarını kaybeden insanların bu anmalara etkin olarak katıldığını ise görmedim.
Anma etkinlikleri kapsamında bir program da Maden Mühendisleri Odası Lokalinde yapıldı. Buradaki programda Prof. Dr. Kemal Barış moderatörlüğünde, Maden Mühendisleri Nevzat Ünlü ve Aydın Kasapoğlu, facianın yaşandığı zaman ve sonrasında yaşananları ve deneyimlerini paylaştılar. Facia sırasında yer altında mahsur kalan Maden Mühendisi Sadık Yüce ise olay anında yaşadıklarını ve gözlemlerini anlattı.
Yerin 400–500 m altında yaşanan facianın grizu ve kömür tozu patlaması olduğu, patlamanın çok uzak noktalarda büyük tahribatlara neden olduğu, sonrasında yangın çıktığı ve kurtarma çalışmasının bile mümkün olmadığı anlatıldı.
Kazanın nedenleri; yönetimsel, siyasi, teknik, ekipman boyutuyla ele alındı. “Önlenebilir miydi?” sorusuna yönelik önemli değerlendirmeler yapıldı. Günümüzde koşulların, kazaların önlenmesine ilişkin ne kadar yol alındığı soruları tartışıldı.
Dinlediğim bu panelden edindiğim bilgiye göre, teknik bilgi ve ekipman açısından daha iyi durumdayız. Ancak yönetim ve yetkinlik boyutu hâlâ tartışılır. Tüm bu tartışmalar bana yakın zamanda yaşanan yangınları çağrıştırdı.
34 yıl önce işçilerimizi yerin 500 m altında, kısmen kaotik bir ortamda yangında kaybettik. Teknik olanakların çok geliştiği günümüzde ise insanlarımızı, çok basit tedbirler alınmadığı için yer üstündeki yangınlarda kaybediyoruz. Son iki yılda yaşadığımız en çarpıcı örneklerden üçünü sizlerle paylaşmak istedim:
- 18’i çocuk olmak üzere 78 insanımızı tatil için gittikleri Kartal Kaya Otel yangınında,
- 3’ü çocuk olmak üzere 6 işçimizi Dil Ovasında parfüm üretilen “fabrikamsı” yerdeki yangında,
- 29 insanımızı İstanbul Gayrettepe’deki gece kulübünün tadilatı sırasında çıkan yangında kaybettik.
Dolayısıyla teknik bilgi ve birikimin arttığı bir dönemde, basit tedbirlerle önlenebilecek yangınları bile önleyemediğimiz günler yaşıyoruz. Aklımızı ve bilimin sunduğu olanakları yöntem olarak benimsemediğimiz sürece, ülkemizde yangınlar devam edecek gibi görünüyor.
Diğer bir anma da 8 Mart’ta gerçekleştirildi. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde; eşitlik, hak ve hukuk mücadelesi veren emekçi kadınları anarken, bir yandan da Zonguldak Kadın Platformu’nun organizasyonu ile dayanışmanın ve paylaşmanın mutluluğunu, umudunu yaşadık. Emeği geçen tüm sivil toplum örgütü temsilcilerine ve gönüllülere teşekkür ederim.
2027 yılında, acıların azaldığı, onuruyla üretmenin gururunu paylaştığımız, dayanışmanın umuda dönüştüğü zamanlarda etkinliklere katılabilmeyi diliyorum.
Sağlıkla ve umutla kalın…
11 Mart 2026
Sevil Kaynarca Kızgut

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
