1 Mart 2026 Editörden-Deniz ülkütekin

“Plan yaparız, olasılıkları hesaplarız. Belirsizlik karşısında düzen üretmek, zihnin kendini korumak biçimidir. Ancak günümüzde kontrol gereksinimi, bireysel bir özellik olmaktan çıkıp toplumsal refleks haline gelmiş gibi görünüyor.

Çünkü gerçekten dünyada sarsıcı, pandemiler, savaşlar, ekonomik dalgalanmalar, iklim krizi, hızla değişen teknolojiler… Gelecek duygusu istikrarlı değil. Bu istikrarsızlık karşısında insan tutunabileceği küçük alanlara daha sıkı sarılıyor. Günlük rutinlere aşırı bağlılık, her ayrıntıyı planlama, sürprizlerden huzursuz olma biraz da bu yüzden.

Kontrol takıntısı kimi zaman güçten değil, güvensizlikten doğar. Kişi ne kadar bilinmezlikle karşı karşıyaysa o kadar küçük alanları denetlemeye yönelir. Ancak savunma büyüdükçe de yaşam daralır.

Sürprizler tehdit gibi algılanır, anlık olan huzursuz eder, esneklik zayıflık olarak algılanır.

Bugün toplumsal düzeyde benzer bir durum var. Güvenlik talebi artıyor, riskten arındırılmış olanlar çoğalıyor, her şey ölçülmek ve öngörülmek isteniyor. Oysa insan zihni sürekli kontrol çabası kaygıyı azaltmaz, artırır. Her şeyi denetlediğimiz değil, denetleyemeyeceğimiz şeylerle yaşayabilme becerisini  gösterdiğimiz bir gelecek nasıl olurdu? Üzerinde düşünülmesi gereken soru…

Çünkü kontrol geçici bir rahatlama sağlar ama huzur, belirsizlikle barışabildiğimiz yerde başlar.”

Bu sorunların tamamına yakını içinde yaşadığımız kapitalist-emperyalist düzendir. Bu deyimleri tek tek sorgulayalım.

Plan: Bir yapının, kentin, bir işin, bir konunun yapım düzeni yazımı, çizimi.

Olasılık: Olması mümkün olan oran, miktar.

Hesap: Kazanım veya maliyet ölçütü.

Belirsizlik: Olayların gerçekleşme olasılığının bilinmediği durum.

Düzen: Belli yasa, kural, ilke ya da yönteme göre oluşturulmuş durum.

Üretim: Tarlalarda ekim, biçim,, evlerde pişirim ve fabrikalarda imalat. 

Zihin: İnsanın düşünme, anlama, algılama, duyu ve irade süreçlerinin bütünü.

Korumak: Bir insanı veya şeyi savunmak, dış ve kötü etkenlerden uzak tutmak.

Savaşlar: Devletler veya büyük guruplar arasında siyasi, ekonomik, dini veya toprak kazanımı amacıyla yürütülen silahlı çatışmalar.

Ekonomik dalgalanma: Bir ülkenin üretim, istihdam, gelir ve fiyatlar gibi temel iktisadi faaliyetlerinde zamanla yaşanan büyüme veya daralma hareketleri.

İstikrar: Düzenlilik içinde sürüp gitme, kararlılık, oturmak ve yerleşmek.

Bağlılık: Birine veya topluma karşı saygı, sevgi çerçevesinde yakınlık, sadakat. 

Sürpriz: Hiç beklemediği için insanı şaşırtarak sevindiren, üzüntüye yol açan olay. 

Güven: Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu.

Bilinmezlik: Geleceğe dair net bir bilgiye sahip olamamak.

Savunma: Saldırıya karşı koyma veya bir kimseyi, eylemi ya da düşünceyi haklı doğru göstermek amacıyla yazılan yazı ya da yapılan konuşma.

Huzur: İçsel sakinlik, dinginlik, mutluluk ve güven duygusu, Huzursuzluk: Sebepsiz sıkıntı, tatminsizlik ve kaygı halidir.

Zayıflık: Eksiklik, güçsüzlük, yetersizlik.

Denetleme: Devlet ve özel kuruluşlarda kurullarca çalışmaların belgelerini incelemek.

Bu olgular içinde olumsuz olanlar sosyalizmde yok denecek kadar azdır. Çünkü sosyalizmde maddi zenginlik değil insani zenginlik egemendir.

Son ABD ve İsrail’in İran Savaşı ne kadar bencil, bilinmez nedenlere dayanan bir savaş halinde değil mi? Hani ABD dünyanın en medeni ülkesi ve devletiydi… Bu savaş gösteriyor ki ABD dünyanın en vahşi devletidir. NATO’nun diğer devletleri, İngiltere bile bu savaşa hayır ve destek vermeyeceğini söyledi. Evet, artık kapitalist-emperyalist felsefenin sonuna geldik. Ya bütün dünya barış ve mutluluk için sosyalizme geçecek ya da tüm insanlık yok olacak!..

ABD’nin asıl sorunu; borçları. 33 trilyon dolar dış borcu var. 80 yıllık dünya egemenlik harcaması bu noktaya getirdi.

Prof. Dr. Üstün Dökmen

“Çocuklarda saldırganlığı önlemek

Öncelikle şunu belirtebiliriz; çocuklarda saldırganlığın nasıl önlenebileceği konusunda bir takım kalıp yargılar vardır. Genellikle televizyon filmlerindeki şiddetin saldırganlığa doğrudan teşvik ettiğine inanılır. Fredman ve arkadaşlarına göre bu kanıya kuşkuyla yaklaşmak gerekir. Bazı anne ve babalar da ileride saldırgan olmasınlar diye erkek çocuklarına oyuncak tabanca almıyorlar artık. (Çünkü) çocuk öldüren çocuk çeteleri, evlerdeki tüfeği alıp öğretmen öldürenler, kız çocuklarını döven kız çeteleri ortaya çıkmaya başladı!..

Bu konuda yapılacakların birincisi eğitimin saldırganlığı önleyecek şekilde yapılması, ikincisi çocuğun ailesinde ve toplumda saldırganlığa zemin hazırlayan unsurların ortadan kaldırılması.”

Bunun için: 

1-        Çocuklarımıza barışın değerini öğretmek; Mustafa Kemal Atatürk ne demişti: Yurtta barış, dünyada barış,

2-        Bilimsel eğitim ve dinsel yaşamda anadilin(Türkçe) olması,

3-        Toplumu temsil edenlerin ahlaki, barışçı, bilimsel ilişkileri olmalı ve toplumun ahlaki, barışçı ve bilimsel ilişkileri daimi olmalı,

4-        Ekonomik kazanımlarda olabildiğince eşitlik,

5-        İşsizliğin önlenmesi için bireysel çalışmanın 36 saat olması,

6-        Silahlı kişi sayısının 3 milyondan( devlet personeli) fazla olmaması,

7-        Şiddete dayalı haberlerin kısıtlanması,

8-        Yaşam felsefesinin ekonomik kazanımdan alınıp bilimsel eğitime verilmesi,

 9-       Atatürk gibi yaşam boyu 3000 kitap okumaya çalışılması,

10-     Asgari ücretin ve emekli aylıklarının yıllık yoksulluk sınırının yarısından az olmaması.

10 Mart 2026 tarihli Cumhuriyet Gazetesi haberine göre ne diyor CHP Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş: Çocuklar açlıktan bayılıyor. Bir çocuk kantinden günde bir kaşarlı tost yese 85 TL. ve 2 şişe su içse 40 TL. Bunun aylık toplamı 2 bin 500 TL. Ailelerin bunu karşılaması mümkün değil.

Bende soruyorum: Neden buraya geldik? Neden asgari ücret 28 bin TL. neden emekli aylığı asgari 20 bin lira( sadece aylık 30 kilo kıyma parası). Neden muhalefet partilerine bunca adaletsiz-haksız yaklaşım var? Demokrasinin, adaletin, ahlakın, bilimin ve kardeşliğin zirve yapması gereken bir çağda hâlâ neden ilkçağ felsefesiyle yönetiliyoruz ülkemizde? Hem de tüm dünyada… 

Güzel bir yaşam istiyorsak; ekonomik kalkınma, zenginleşme hırsından kurtulup bilimsel zenginleşme yoluna girmeli tüm insanlık. Ondan sonrası çok kolay…


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.