Zonguldak’ta yapılabilecek en keyifli ve sağlıklı aktivitelerden birisi bence doğa yürüyüşü. Yürüyüşlerin pek çoğunda Karadeniz’in mavi, yeşil, gri, lacivert halleri eşlik eder bize.

Bazen kestane, gürgen, ıhlamur ormanlarında yokuşlar, inişler aşar, dereleri geçer, bir kumsalda mola veririz. Semaverde çay bizi bekler.

Bazen fındık bahçelerini, köyleri geçeriz. Çok nadir olarak da küçük düzlükler, otlaklar görürüz.

Köy evleri, çevresinde köpeği, kedisi; meydanlarında, yol kenarlarında çeşmeler…

Baharda otlayan oğlaklar, kuzular, keçiler, koyunlar, inekler görürüz.

Bazen yorulur, nefes nefese kalırım; yine de umutla yürürüm. Tırmandığım her yokuşta, koşarak indiğim her bayırda mutluluk hissederim.

Gördüğüm her ağaç, çalı, ot, çiçek, böcek, hayvan, akarsu, taş için heyecanlanırım.

Tüm yürüyüşlerinde beni üzen, umudumu, heyecanımı kıran tek bir şey var: ÇÖP.

Bazen tek tük dağılmış, bazen öbek öbek yığılmış, derelere doldurulmuş…

Bazen de yol kenarından ormanın içine doğru yokuş aşağı dökülmüş çöp.

Yürüdüğümüz 10-15 km mesafede dağın başında da çöp, sahilde de çöp.

Ağaçların üzerinde de, denizde de çöp çıkar karşımıza.

Güzelim doğal alanlar benim için korku filmi sahnesine dönüşür, içim kararır, umudum kırılır.

Çöpleri bu kadar her yana yaymak ancak özel çabayla olabilir diye düşünürüm.

Bu kadar vurdumduymazlıkla ne olur hâlimiz diye çaresizlik yaşarım.

Sonra “Bir çaresi bulunur elbet” derim kendi kendime.

Ancak sahildeki çöp yığını gelir aklıma.

Halkımız her yana atmış, yöneticilerimiz deniz kenarına çöp dağı yapmış.

Çaresi bulunur mu gerçekten, çare bulacak olan var mı?

Sağlıkla, umutla kalın…


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.