Zonguldak bu hafta, bir yanı “halkçı belediyecilik” adına umut vaat eden, diğer yanı ise Ankara’nın devasa planlarında nasıl “görünmez” kılındığımızın hayal kırıklığını taşıyan yoğun bir panorama sundu. Şehrin sokaklarında boy gösteren yeni halk otobüslerini sadece bir ulaşım hamlesi olarak okumak, resmin bütününe haksızlık olur. Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in bizzat direksiyona geçmesi, yıllardır bu kenti “özelleştirme” bataklığına sürükleyen, kamu hizmetini piyasa insafına terk eden o köhne anlayışa verilmiş en net yanıttır.
Zonguldak, bir kamu kentidir; emeğin ve devletin eliyle var olmuş bir şehirdir. Yerel yönetimlerin, ulaşım gibi en temel hakkı özelleştirme eliyle çözümsüzlüğe mahkûm etmesi bu kentin fıtratına aykırıydı.
Şimdi o direksiyonun gerçek sahibine, yani halkın belediyesine geçmesi, bu kentin özelleştirme politikalarındaki tıkanmışlığına dair en somut cevaptır. Ancak bu kamucu anlayışın sadece otobüs filosuyla sınırlı kalmaması, kentin tüm damarlarına yayılması elzemdir.
Ancak biz içeride bu mevzileri kazanırken, Ankara’nın o soğuk koridorlarında hazırlanan planlarda yine “yok” sayıldığımızın haberini alıyoruz. Hatırlayacaksınız, Susma olarak 19 Şubat’ta “Türkiye’nin Yeni Sanayi Haritası: 16 Mega Bölge Var, Batı Karadeniz Yok” manşetini attığımızda aslında kentin geleceğine dair bir tehlikeyi erkenden duyurmuştuk. Bugün görüyoruz ki, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarı Zonguldak’ı sadece bir oy deposu olarak görmenin ötesine geçememiş, kenti ulusal sanayi stratejilerinin tamamen dışına itmiştir. İktidar bloğunun bu vizyonsuzluğu ortadayken, ana muhalefetin bu hayati meseleyi gündemine dahi almaması ise tam bir siyasi trajedi örneğidir.
Zonguldak siyaseti ne yazık ki Merkez İlçe, Kozlu ve Kilimli üçgenine sıkışmış, ufku sahil bandını geçmeyen bir anlayışın esiri olmuş durumda. Siyaset yapmayı sadece Türkiye Taşkömürü Kurumu’na (TTK) yapılacak birkaç bin kişilik işçi alımı üzerinden yürüten, popülist vaatlerle günü kurtaran bu zihniyet, kentin 30 yıl sonrasını çalıyor. İşçi alımı hakkımızdır, olmazsa olmazımızdır; ancak üretimi sadece kazma küreğe indirgeyip, mega sanayi hamlelerini ıskalayan bu popülizm, Zonguldak’ı bir “emekli kasabasına” dönüştürmek ten başka bir işe yaramaz.
İYİ Parti İl Başkanı Yavuz Erkmen’in vurguladığı “lobi” eksikliği, işte bu sığ siyasetin bir sonucudur.
Sanayi Alanları Master Planı’nda yoksak, bu sadece Ankara’nın suçu değil, bu kentteki tüm siyasi aktörlerin ve örgütlerin ortak beceriksizliğidir.
Zonguldak, Filyos’uyla, limanlarıyla ve demiryolu ağıyla bu planın merkezinde olması gerekirken dışarıda bırakılmasını sorgulamayan bir yerel siyaseti bu halk hak etmiyor.
Kentin diğer ucunda, Vadi bölgesinde ise farklı bir hareketlilik var. Çaycuma’da filizlenen “Lezzet Fabrikası” projesi ve spor salonu inşaatındaki titiz takip, yerel üretimin ve sosyal hayatın nasıl canlandırıla bileceğinin canlı örneği olarak önümüzde duruyor.
Bu yerel üretim heyecanı, dünya tarım haritasında Çin’in liderliği sürerken Türkiye’nin ilk 20’de olması gibi küresel verilerle birleşince, toprağımıza sahip çıkmanın ne kadar hayati olduğu bir kez daha anlaşılıyor.
Üretim demişken, Erdemir’in “Geleceğin Çelik İşçileri Yetişiyor” sloganıyla mesleki eğitime verdiği destek, bölge sanayisinin nitelikli iş gücü ihtiyacı için umut verici bir gelişme.
Emeğin hakkı ise Ereğli’de karşılık buldu; Ereğli Belediyesi’nde imzalanan toplu iş sözleşmesi, bu ekonomik yangında işçinin yüzünü güldüren bir gelişme oldu. Ancak emeği konuşurken geçmişi unutmak olmaz. 1965 yılında hak arama mücadelesinde yaşamını yitiren işçi sınıfının ilk şehitleri Satılmış Tepe ve Mehmet Çavdar’ı saygıyla anıyoruz. Onların mirası, bugün hala verdiğimiz hak mücadelesinin temel taşıdır.
Sosyal dokumuzda Karaelmas Gazeteciler Derneği (KGD) üyesi meslektaşlarımızla Akademi Kafe’de paylaştığımız iftar sofrasının sıcaklığı ne kadar birleştiriciyse, Kent Derbisinde Ereğli fırtınası eserken Zonguldakspor’un kan kaybetmesi o kadar düşündürücüydü.
Öte yandan TCH Çaycumaspor Yıldız Kızlar voleybol takımının üst üste ikinci kez şampiyon olması, gençlerimizin fırsat verildiğinde neler yapabileceğinin kanıtı oldu.
Kısacası dostlar; ulaşımdan sanayiye, üretimden spora kadar her alanda Zonguldak’ın sahipsiz olmadığını hatırlatmak zorundayız.
Ankara’nın lütfuna ya da popülist vaatlere değil, kendi üretim gücümüze ve sarsılmaz lobi gücümüze güvenmek zorundayız.
Bu duygu ve düşüncelerle, emeğin ve dayanışmanın sofrasında buluşan tüm okurlarımızın Ramazan Bayramı’nı en içten dileklerimle kutlar; sevdiklerinizle birlikte sağlıklı ve huzurlu bir bayram geçirmenizi dilerim.
Direksiyonu sıkı tutmaya devam edeceğiz.

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
