Karaelmas Gazeteciler Derneği’nin (KGD) Bayram Gazetesi’nde manşete taşıdığı “TTK için aynı masada ortak deklarasyon” çağrısı, Zonguldak siyasetinde uzun süredir özlenen bir hareketliliği başlattı. AKP’den CHP’ye, MHP’den İYİ Parti’ye, Saadet’ten Sol Parti’ye kadar geniş bir yelpazeden gelen destek mesajları, kurumun kentin “kırmızı çizgisi” olduğu noktasında birleşildiğini gösteriyor.

Ancak bu “milli mutabakat” görüntüsünün altının boş kalmaması ve geçmişteki “Yaz-Boz” kaderine teslim olunmaması için siyasilere hayati bir çağrı yapıyoruz: O masaya oturmadan önce dersinizi çalışın!

Siyasetin “Duygusal” Refleksi, “Bilimsel” Akılla Buluşmalı

Siyasi parti temsilcilerinin açıklamalarına baktığımızda; TTK’nın norm kadroya kavuşturulması, iş güvenliğinin öncelenmesi ve üretimin artırılması gibi genel geçer ve haklı talepler öne çıkıyor. Fakat Zonguldak’ın ve TTK’nın içinden geçtiği süreç, sadece siyasi temennilerle çözülemeyecek kadar derin yapısal sorunlar barındırıyor.

Tam da bu noktada, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜN) Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü hocalarından İbrahim Gündoğdu ve Sadık Kılıç’ın derlediği, Nika Yayınları’ndan çıkan “Büyük Madenci Yürüyüşü Sonrası Zonguldak: Geleneksel Bir Sanayi Kentinin Neoliberal Kapitalizmle İmtihanı” kitabı, siyasetçiler için bir “başucu rehberi” niteliğindedir.

Hocalarla “Bilimsel Brifing” Almadan Masaya Oturmayın!

Siyasi partilerin KGD’nin açtığı bu yolda yürümeden önce yapması gereken en kritik hamle şudur:

  • Kitabı derleyen ve içindeki araştırmaları hazırlayan akademisyen kadrosundan kapsamlı bir brifing talep etmek.
  • Zonguldak’ın 1991 sonrası yaşadığı “sanayisizleşme” sürecini, TTK’nın neoliberal politikalar karşısındaki konumunu ve kentin “arafta kalmışlık” halini bilimsel verilerle anlamak.
  • Sadece “işçi alınsın” demek yerine, kitaptaki analizlerde vurgulanan “madencilik sonrası” arayışları, Filyos Projesi’nin yapısal çelişkilerini ve değişen işçi sınıfı kimliğini masaya yatırmak.

Neden Bu Brifing Gereklidir?

Çünkü bu kitap, Zonguldak’ı sadece bir “kömür kenti” olarak değil; demografik dönüşümünden (büzülen kent), seçim davranışlarına; kaçak madencilik gerçeğinden, endüstriyel mirasın turizmle olan sancılı ilişkisine kadar çok boyutlu bir “röntgen” ile sunmaktadır.

Sonuç Olarak: KGD’nin “Ortak Deklarasyon” çağrısı tarihi bir fırsattır. Ancak bu masadan somut bir “Zonguldak Planı” çıkması isteniyorsa; sağ siyasetin üretim odaklı bakışıyla, sol siyasetin kamucu/işçi odaklı yaklaşımı arasındaki uçurum, bilimsel bir zeminde uzlaştırılmalıdır. Siyasiler, akademinin sesine kulak verip bu brifingi aldıktan sonra TTK ve Zonguldak üzerine bir masa etrafında gerçekten gelip gelinemeyeceğine karar vermelidir.

Bilimsiz siyaset, sadece günü kurtarır; Zonguldak’ın ise geleceği kurtarılmaya ihtiyacı var.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.