Zonguldak son günlerde iki önemli “birleşme” çağrısıyla çalkalanıyor. Bir yanda Karaelmas Gazeteciler Derneği’nin (KGD) siyasi partilere yaptığı “TTK için aynı masada ortak deklarasyon” çağrısı, diğer yanda Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası (ZTSO) öncülüğünde 6 odanın bir araya gelerek sergilediği “Ortak Akıl” iradesi. Şehrin geleceği için kurulan bu masalar, aslında Zonguldak’ın “kader mi, keder mi?” ikilemini çözecek anahtarı temsil ediyor.
KGD’nin çağrısı, AKP’den Sol Parti’ye kadar tüm yelpazeyi aynı çizgide buluşturması bakımından tarihi bir eşiktir. Ancak bu masanın, sadece “işçi alınsın” sloganlarıyla sınırlı kalması, şehrin yapısal sorunlarını çözmeye yetmeyecektir. Siyasetçilerimiz, bu masaya oturmadan önce Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi akademisyenlerinin hazırladığı “Büyük Madenci Yürüyüşü Sonrası Zonguldak” kitabındaki bilimsel analizleri birer “başucu rehberi” yapmalıdır.
Akademisyen kadrosundan alınacak kapsamlı bir “bilimsel brifing”, siyasilerin elindeki veriyi güçlendirecek; kentin 1991 sonrası yaşadığı sanayisizleşme sürecini ve Filyos Projesi’nin yapısal çelişkilerini daha net görmelerini sağlayacaktır. Bilimsiz siyaset günü kurtarır; oysa Zonguldak’ın geleceği kurtarılmaya ihtiyacı var.
İş Dünyasının “6 Oda Tek Vücut” Hamlesi
Ekonomik cephede ise ZTSO ve bölge odalarının (Ereğli, Çaycuma, Devrek, Alaplı TSO’ları ve İMEAK DTO) sergilediği birlik ruhu, kentin makus talihini yenmek adına umut verici. “Stratejik Rol Dağılımı” yaparak gıda, tarım ve hayvancılıkta koordineli hareket etme kararı, şehrin sadece kömüre endeksli yapısını kırmak adına atılmış radikal bir adımdır.
Özellikle şu üç başlık, “Yeniden Büyük Zonguldak” idealinin omurgasını oluşturuyor:
• Sektörel Dönüşüm: Madenciliğin ötesinde havacılık, uzay ve savunma sanayii gibi yüksek teknolojili alanlara geçiş hedefi.
• Lojistik Üs: 2027 başında sivil ticari seferlere açılması beklenen Filyos Limanı ile uluslararası bir merkez olma vizyonu.
• Ankara Lobisi: Sanayi yükünün Marmara’dan Anadolu’ya kaydırılması planında “Filyos-Mersin Hattı”nın birinci öncelik yapılması talebi.
Sonuç: Masalar Birleşmeli, Akıl Ortaklaşmalı
İş dünyası 2027 yılı için ekonomik rahatlama öngörüsüyle yol haritasını çizerken, siyaset kurumunun da bu vizyona bilimsel bir derinlikle eşlik etmesi gerekiyor.
KGD’nin açtığı yolda yürümek, sadece el sıkışmak değil; akademinin sesine kulak verip, sağ siyasetin üretim odaklı bakışıyla sol siyasetin kamucu yaklaşımını bilimsel bir zeminde uzlaştırmaktır.
Eğer bu “Ortak Akıl” ve “Ortak Masa” girişimleri samimiyetle harmanlanırsa, Zonguldak kaybettiği ekonomik ve sosyal ivmeyi geri kazanacak; bölgenin yeniden gerçek cazibe merkezi olacaktır.
Meydanın Sesi Sahnede Neden Sustu?
Zonguldak Belediye Sineması’nda 6 Nisan akşamı sahnelenen “Ekmek ve Gül”, sadece bir tiyatro gösterimi değil, kadınların kendi hayatlarından süzdüğü kolektif bir çığlıktı. Farklı yaş ve meslek gruplarından kadınların emeğiyle yükselen bu performans, kentin toplumsal hafızasına güçlü bir not düşerken, aynı zamanda yerel dinamiklerin hazin bir eksikliğini de tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.
Meydanlarda en önde yürüyenlerin, 8 Mart ve 25 Kasım’larda slogan atanların, yani kadın mücadelesinin “sözcüsü” iddiasındaki yapıların bu sahnede neden yer almadığı, Zonguldak adına yanıtlanması gereken can yakıcı bir sorudur. Kentin güçlü kadın iradesini temsil eden platformlar ve sol-sosyalist emek güçlerinin bu etkinliğe mesafe koyan tutumu, basit bir “katılım eksikliği” değil; bizzat mücadelenin öznesi olan kadının emeğine yabancılaşmadır.
Mücadele yalnızca barikatlarda değil; sahnede, sanatta ve ortak üretimde büyür. Bu büyümeye omuz vermemek, savunulan değerlerle pratik arasındaki uçurumu derinleştirir.
Benzer bir eleştiri, kendisini “tiyatro topluluğu” olarak tanımlayan çevreler için de geçerlidir. Tiyatro, sadece perde açıldığında değil, dayanışmayla var olur. Kentin sanat çevrelerinin bu kolektif üretime dahil olmaması, kültürel çoraklığın ve dayanışma zayıflığının en net kanıtıdır. Unutulmamalıdır ki; bu dayanışma ruhu gelişmeden salonların fiziki varlığı bir anlam ifade etmez, içi boşalır.
Kadınların sahneden yükselttiği “Ekmek, gül ve hürriyet” çağrısı, duyulması gereken bir dayanışma davetidir. Bu daveti görmezden gelenler, sadece bir tiyatro oyununu kaçırmamış; ortak bir geleceği birlikte inşa etme ihtimalini zayıflatmıştır.
Sağlıcakla

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
