Akgün, “Bu santralleri buraya ben kurmadım”

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi, Sevim Arı, bölgenin bir anlamıyla en tartışmalı (Kömür-Termik Santraller) , diğer yanıyla en şirin beldelerinden biri olan Çatalağzı Belde Belediye Başkanı Adnan Akgün ile seçilmesinin 2.yılını konuştu. Arı, Akgün’ün yaptıkları, yapmak istedikleri projeleri,görevin verdiği sorumluluklar ile gönlünün isteğiyle arasındaki uyum yada gelgitler.Kısaca bir dönemin Çevreci başkanının şimdilerde Çevre olan ilişkilerini sordu.Net sordu, net cevaplar aldı.

Akgün: “Öncelikle şunu ifade etmeliyim. Benim söylemimde duruşumda hiçbir farklılık yok. Ben daha evvelden sivil toplum kuruluşunun lideriydim, başkanıydım, şimdi belediye başkanıyım. Aktiviteleri farklı. Sivil toplum örgütü lideri olmak farklı, belediye başkanı olmak farklı. Belediye başkanıyken sorunların tümüne hakim olup çözüm üretmek noktasındasınız. Çözüm müessesesindeyim şimdi ben. Bu santralleri buraya ben kurmadım, ben belediye başkanı olduğumda bu santraller buradaydı. Ben her zaman şunu savundum ve savunmaya da devam edeceğim. Biz bu saatten sonra Çatalağzı’na termik santral istemiyoruz, mevcutları kendilerini revize etsinler çalışsınlar. Biz bu santrallerle burada yaşamaya mahkûmuz”

 

“Termik santrallerin çevreye verdiği zarar için kimsenin uzman olmasına gerek yok. Sokakta yürüyen vatandaşta bunu biliyor. Bilgisayar çağındayız klavyeye dokunduğunuzda tüm bilgilere ulaşabiliyorsunuz. Biz eksiklikleri konusunda kendilerine taleplerimizi iletiyoruz.Geçen hafta örneğin Doğancılar Mahallesi’nden  geldiler. Orada çok aşırı ses var. İnsanlar “ben gece sesten uyuyamıyorum” diyorlar. Çok haklılar çok yüksek ses var. Biz gereken yerleri bu konuda uyarıyoruz. Diyoruz ki ” senin çalışan santralinden ses geliyor koskoca mahalle bundan rahatsız”. Biz bu tür konularda gerekli yerlere gerekli uyarıları yapıyoruz ama bu sadece beni bağlamıyor. Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü var Zonguldak’ta bir hareketi varmıdır? Bence yoktur yeterince. Şimdi burada üniversite var”

 

Sevim Arı: Öncelikle sizi tanıyabilirmiyiz?

Adnan Akgün: Doğup büyüdüğümüz beldede 2 sene evvel seçimleri kazanıp Belediye Başkanı oldum. Mesleğim, maden mühendisiyim. 20 küsur sene bu işi yaptıktan sonra en son yapılan yerel seçimlerde seçilerek Çatalağzı’na belediye başkanı oldum. Buradaki amaç doğduğumuz büyüdüğümüz beldemize hizmet yapabilmek. Doğduğumuz büyüdüğümüz beldenin hakkının yenildiğini, ihmal edildiğini düşünüyorum. Çünkü çalışmanın yapıldığı, üretimin yapıldığı bir belde burası ama sosyal ve kültürel anlamda hep geri kalmış bir beldedeyiz.

Sevim Arı: Siyasete girme nedeniniz tüm bu sıkıntıları görüp çözüm aramak içinmiydi?

Adnan Akgün. Evet siyasete giriş nedenim kesinlikle bu sıkıntıları gördüğüm içindi. Ama karşılaştığımız tablo şöyle ki; sanayi beldesi olduğu için termik santraller ve büyük bir liman yapılmış ama bunlar yerleşim yeri olan beldemizde gerekli alt yapılar yapılmadan mevcut altyapı üzerine bu tesisler yapılmış.

Burası aynı zamanda tezatlarında yaşandığı bir belde. O kadar sanayi bölgesinin olmasının rağmen buranın yüzde 10’nu işsiz.  “Ekonomik canlılık var” diyorlar,  ama termik santrallerden sonra yaklaşık 30-40 dükkânın  kapattığı bir belde burası. Göç alacağına aksine göç veren bir belde konumunda Çatalağzı. Biz burada 2 senedir belediye başkanlığı yapıyoruz. Daha evvel ki yıllarda özelleştirilmeden evvel Çates’ten yıllık yaklaşık beş-beş buçuk trilyon artı girdisi olan bir beldeydi. Özelleştikten sonra bu para da kesildi, yani bu kaynakta gitmiş oldu. Bu bağlamda sıkıntıya giren bir belediye durumundayız.

Sevim Arı: Öyleyse yıllar sonra ilk kez ciddi bir maddi sıkıntı yaşayan bir belediye konumundasınız.

Adnan Akgün: Aynen öyle, artı o gelen kaynağa göre belediye organizasyonu yapılmış. Şöyle bir örnek vereyim ben size. Alaplı ilçemizin nüfusu yaklaşık 20 bin. Alaplı Belediye’sinde kadrolu olarak çalışan memur işçi sayısı 86, benim beldemin nüfusu 7500, bende çalışan kadrolu işçi memur sayısı 88. Yani ilçelere beldelere İller Bankasından para nüfusa göre veriliyor. Şimdi aynı kadroyla Alaplı benden 4 kat fazla para alıyor, ben daha düşük para alıyorum. Çates’ten de param kesildiğinden dolayı bir anlamda ekonomik  sıkıntıya girdik. Haliyle beldemizde para kazanan sanayi kuruluşları beldemizi sosyal ve alt yapı olarak desteklememişlerdi. Biz bunların yapılması için çalışıyoruz.

Sevim Arı: Bu tesislerin hiç mi katkısı olmuyor?

Adnan Akgün:Sosyal anlamda, alt yapı anlamında Eren Holding’in destekleri oluyor. Çatalağzı dar bir çanak içerisinde. Burada yaşam alanları sosyal alanlar oluşturabilmemiz için fiziki mekanlar lazım bize. Bu bağlamda öncelikle alt yapı çalışmalarımız yol çalışmalarımız oldu. Göçükaltı ve Ömerağzı bölgelerimizde yol çalışmalarımız oldu. Bunları Eren Holding firmasına yaptırdık. Bizim kaynaklarımızla onları yaptırma şansımız yoktu. Sağ olsunlar onlar yaptılar. Eksikliklerimiz var onları da yaptıracağız Eren Holding’e.

 

Sevim Arı: Belediye başkanlığınız öncesinde çevre derneğinde görevliydiniz, özellikle Eren Enerji’nin beldeye verdiği zararlar konusunda bir çok söylem ve eylemleriniz oldu, bu konuda halkı  bilgilendirdiniz ve yoğun çalışmalarınız oldu. Belediye başkanı olduktan sonra tüm bu konularla ilgili düşünceleriniz ve tavırlarınızda değişiklikler oldumu? Ekonomik sıkıntılar yaşayan bir belediye konumuna geldiğinizi söylüyorsunuz. Tüm bu sorunların çözümü noktasına bu tesislerle işbirliği yapmak zorunda değilmisiniz?

Adnan Akgün: Öncelikle şunu ifade etmeliyim. Benim söylemimde duruşumda hiçbir farklılık yok. Ben daha evvelden sivil toplum kuruluşunun lideriydim, başkanıydım, şimdi belediye başkanıyım. Aktiviteleri farklı. Sivil toplum örgütü lideri olmak farklı, belediye başkanı olmak farklı. Belediye başkanıyken sorunların tümüne hakim olup çözüm üretmek noktasındasınız. Çözüm müessesesindeyim şimdi ben. Bu santralleri buraya ben kurmadım, ben belediye başkanı olduğumda bu santraller buradaydı. Ben her zaman şunu savundum ve savunmaya da devam edeceğim. Biz bu saatten sonra Çatalağzı’na termik santral istemiyoruz, mevcutları kendilerini revize etsinler çalışsınlar. Biz bu santrallerle burada yaşamaya mahkûmuz. Benim bunu değiştirecek bir gücüm yok, ben belediye başkanıyım, mantıklı olmak gerekiyor. Biz bu santrallerle bir şekilde burada yaşayacağız. Çünkü bu santralleri ben buraya kurdurtmadım. Ama kendi dönemimde de kurulacak santrallere elimden geldiğince gücüm yettiğince karşı duracağım. Çünkü artık belde bunu kaldırmıyor, mevcutlarda kendilerini revize etsinler. Benim savunduğum bu. Dünde ben bunu savunuyordum bugün de aynı şeyi savunuyorum.

Çevrecilik anlamında Çatalağzı’nın bir çok yere faydası olmuştur. Ben çevre derneği başkanıyken Sinop; Gerze’yi buraya getirdim. “Gelin görün” dedim. Bartın’ı getirdim. Bu anlamda Çatalağzı bir laboratuar. “Görün burayı ve sizde ona göre davranın” dedik. Çünkü 60 senedir burada santral var. Biz insanların daha sağlıklı yaşaması için mücadele veriyoruz. Ben dünde aynı şeyi söylüyordum. Bartın’da panel vardı ben onlara “biz yandık, yanıyoruz sizde yanmayın” dedim. Bu santralleri de buraya ben kurdurtmadım ama ben burada belediye başkanıyım ve halkında benden talepleri var.

İnsanlar aç. Aç insana ne diyeceksin? İnsanlar sabah belediyeye geliyor çocuğuyla iş istiyor. Sen ne diyeceksin şimdi. Sen o insanın karnını doyurmadıktan sonra o insana ne söylesen hikâye gelir, toplum o konumda ve bende burada belediye başkanıyım. Çözüm üreteceğim laf değil. Ben çözüm üretmek zorundayım. Şimdiye azda olsa yaptırdım bundan sonra daha çok yaptıracağım çünkü onlar Çatalağzı’ndan çok şey alıp gittiler. Bu tesisler buradan  kazanıyorsa buradaki alt yapıya yardım etmesi veya destek vermesi kötü bir şey mi? Ben bunu savunuyorum. Bu  sonrada yaptıracağım ama çevrecilik bağlamında dediğim gibi biz bu saaten sonra Çatalağzı’na termik santral istemiyoruz. Mevcutlarda kendilerini düzeltip çalışsınlar. Savunduğumuz tek şey bu.

Sevim Arı: Daha önce yaptığımız bir röportajımızda ” evet insanların işe ihtiyacı var ama önce sağlık gelir, ben hastaysam, kanser olmuşsam zaten çalışacak durumda değilimdir” demiştiniz ve Eren Enerji’nin özellikle filtreleri, denize boşaltılan sıcak su vb. bir çok konuda uyarılarınız ve talepleriniz olmuştu. Şimdi belediye başkanısınız ve belde halkına istihdam konusundaki sorumluluklarınız kadar çevreyle ilgili sorumluluklarınız var. Beldenin belediye başkanı olarak bu konuda özel bir çalışmanız varmı?

Adnan Akgün: Termik santrallerin çevreye verdiği zarar için kimsenin uzman olmasına gerek yok. Sokakta yürüyen vatandaşta bunu biliyor. Bilgisayar çağındayız klavyeye dokunduğunuzda tüm bilgilere ulaşabiliyorsunuz. Biz eksiklikleri konusunda kendilerine taleplerimizi iletiyoruz. Geçen hafta örneğin Doğancılar Mahallesi’nden  geldiler. Orada çok aşırı ses var. İnsanlar “ben gece sesten uyuyamıyorum” diyorlar. Çok haklılar çok yüksek ses var. Biz gereken yerleri bu konuda uyarıyoruz. Diyoruz ki ” senin çalışan santralinden ses geliyor koskoca mahalle bundan rahatsız”. Biz bu tür konularda gerekli yerlere gerekli uyarıları yapıyoruz ama bu sadece beni bağlamıyor. Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü var Zonguldak’ta bir hareketi var mıdır? Bence yoktur yeterince. Şimdi burada üniversite var. Üniversite nedir? Üniversiteyle orta öğretim arasındaki fark nedir? Üniversiteler özerk yapılanmalardır. Bu güne kadar üniversiteden bir ses çıkmış mıdır? Çevre anlamında, sağlık anlamında. Burada yaşayanlar Uganda’dan gelmedi ki. Onların söyleyecekleri söylemler benim söyleyeceğimden daha etkili olur. Çünkü orası üniversite. Ben maalesef tüm bu konularda Zonguldak’ta yalnız kalıyorum. Gerek üniversite olsun gerek Çevre Müdürlüğü bu konularda yetersizler bence. Ben Belediye olarak elimdeki imkanlarım ölçüsünde tüm bu konularda ne yapmam gerekiyorsa onu yapıyorum.

Tabi ki sağlık her şeyden önemli ama onlara sormak lazım “niye bu kadar duyarsızlar” diye.

Sevim Arı: 2 yıllık belediye başkanlığı sürecinde farklı olarak neler yapıldı? Seçim döneminde ki vaatlerinizin ne kadarı yerine getirildi?

Adnan Akgün: Çatalağzı Belediyesi 62 yıllık bir belediye. Çatalağzı Belediyesinin tarihinde son 10 yılda Mehmet Alim döneminde Çatalağzı Belediyesi’ne tarihin en büyük para girişi olmuş. İktidar partisinin belediyesi, tarihin en büyük para girişi olmuş ama o 10 yıl içerisinde de Çatalağzı sosyal kültürel ekonomik anlamda geri gitmiş ve nüfusu da 10 binlerden 7 binlere düşmüş. Esas bunun sorgulanması lazım. Tamam biz geçmişe takılıp kalmayalım ama bu çok önemli bir mesele. 62 yıllık bir Belediyenin tarihinde en çok paranın girdiği bir dönem ama o dönemde de Çatalağzı hep geri gitmiş. Bu büyük bir çelişki ve bunun hiçbir izahı yok. Bunu o dönem yönetenlere sormak lazım, “niye böyle olmuş” diye.

Biz geldik ne değişti? Biz öncelikle Çatalağzı’na demokrasiyi getirdik. “Ne alakası var?” diyebilirsiniz. Şöyle bir alakası var. Herhangi dernek, bir siyasi parti herhangi bir şeyini buradan anons ettiremiyordu. Başkan izin verirse anons oluyor vermezse olmuyordu. Biz dedik ki; “hangi dernek, hangi siyasi parti anons vermek istiyorsa gelsin versin, lügatı düzgünse ahlak dışı bir şey yoksa hiç sıkıntı yok, bana bile sormanıza gerek yok”. Biz anons yaptıramıyorduk hep ayrımcılık vardı. AKP kongre yapacaktı, salonunun ses düzenini ben verdim. CHP burada kongre yapacaktı da eski başkan ses düzeni verecekti. Bu imkânsızdı. Biz burada öncelikle hoşgörüyü getirdik. Herkese eşit mesafedeyiz. Eren Holding öğrencilere burs verirken şu parti bu parti diye ayırım yapıyorlardı. Biz bunu yapmadık. Mağdursa ihtiyacı varsa kesinlikle siyasi görüşüne bakmadık. “Demokrasiyi getirdik” derken  bunları getirdik. Ben rozetimi çıkarttım. CHP’nin Belediye Başkanıyım ama ben seçildikten sonra herkesin Belediye Başkanıyım. Bu güne kadar hiç kimseyi ayırmadım, herkese eşit mesafede durdum, herkesin işini çözmeye çalıştım.

Sevim Arı: Çatalağzı’nın öncelikle çözülmesi gereken en büyük sorunu nedir?

Adnan Akgün: Çatalağzı’nda en büyük sorun burada yaşam alanı, konut alanı, arsa yok. Bu bağlamda konut yapacağımız bölgelere altyapı çalışmalarımız başladı. O bölgelerde zemin etütleri, sondajlar yapıldı. Şimdi yazışmalar devam ediyor, toplu konut yapacağız Çatalağzı’na. Bizim en büyük sorunlarımızdan biri bu. Tabi ki birden bire olmuyor. Arazilerin mülkiyet, altyapı, hukuksal sorunlarını çözmemiz gerekiyor. Bu da bir süreç alıyor. 2016 yılı sonuna kadar da bu bürokrasi sorunu devam eder ama 2017 yılında bu işe başlayacağız diye düşünüyorum.

Şimdi şöyle durum var, Çatalağzı şu çanağa sıkışmış. 2-3 tane mesire yerimiz var, Ömerağzı Plajımız var, Göçükaltı. Buralar orman. Halk burada zehirleniyor, oralara gidip iki nefes alacak. Oraların önü açık değil. Oraların önünü açmaya çalışıyorum. Oralarda insanların dinlenebileceği alanlar yaratmaya çalışıyorum. Hiç olmazsa insanlar şu çanaktan çıkıp oralarda yaşasın istiyorum o çalışmaklarımız devam ediyor.

En büyük sorunlardan bir tanesiydi 30 seneden fazladır Çatalağzı’nın kanalizasyonu  altyapısı derelerden dolayı dolmuş temizlenmiyordu. 2015 yılının yazında 30 yıldır temizlenmeyen kanalizasyonları temizledik. Yaklaşık 6 ayımızı aldı ama şu an temizlendi. Yağmur yağdığında kanalizasyonlardan her yere su giriyordu. Bunlar görünmüyor ama bence çok önemli çalışmalar. Mahallelerimizde sanayi bölgesi olduğu için aşırı bir kirlenme var. Mahallelerimizi ayda 2-3 kez yıkıyoruz. Alt yapı anlamında bizim imkanlarımız dahilinde yapabileceğimiz tüm alt yapı çalışmalarını yapıyoruz ama yeterli mi derseniz, yetersiz. Daha büyük projeler düşünüyoruz ama bunun finansmanı mevzubahis, bu tip finansmanları da burayı kirletenlerden alıp yapacağım. Kimsede bana işbirliği yapıyorsun diyemez. Bu işbirliği değil. Bana göre basının illaki bir denetimi vardır yazıp çiziyorlar, eğer bir suç varsa bir yolsuzluk varsa Cumhuriyet Savcıları var, mahkemeler var, eğer insanların elinde böyle bir şey varsa gidip versinler. Bir usulsüzlük varsa suç duyurusu yapsınlar. Bunu açık yüreklilikle söylüyorum. Ben Çatalağzı için bir şekilde kaynak bulup bu işlerimi bu halk için yapmak zorundayım. Bu halk burada yaşıyor. Ben halk için 2 km yol yapmışım şimdi konuşuyorlar. Ben bu yolu alıp cebime gitmemişim ki, ben açık ve şeffafım, benim her şeyim ortada. Bu anlamda büyük altyapı projelerimizi benim belediye gelirleriyle karşıma imkanım yok ben bir şekilde finansman bulup bunları yaptıracağım. Bunları buradaki sanayi kuruluşlarından temin edeceğim ben. Bunu da insanlar nasıl algılarlarsa algılasınlar. Ben gene çevreciyim ama ben burada da yaşıyorum. Soluduğum havanın temiz olmasını istiyorum. Sadece burası için değil, Kilimli içinde, Zonguldak içinde bu hava lazım. Bunun mücadelesini yapıyoruz ama sağlık anlamında özelikle Üniversite ve çevre bizi yalnız bırakıyor.

Sevim Arı: Mualefet partisinin belediye başkanı olmanız size nasıl yansıyor?

Adnan Akgün: Bunu size 2 örnekle anlatayım isterseniz. Geldim, 1 aylık belediye başkanıyım, burada 20-30 yıldır çöp dökülen bir yer var ormanlık, çöpler oraya dökülüyor. Ben 1 aylık belediye başkanıyken beni şikâyet ediyorlar ” Çatalağzı Belediyesi ormanlığıma çöp döküyor” diye. Çevre derneği zamanımda da ben orayla ilgili dosya yaptım, zamanın valisi Erdal Ata’ya, Çevre Müdürü Nazmiye Uzun’a bizzat gittim bu dosyaları verdim ama hiçbir şey yapan olmadı. Ben 1 aylık belediye başkanıyken beni şikâyet ediyorlar” buraya çöp döküyorlar” diye sonuçta mahkeme bana 6 ay hapis verdi bunu 6 milyar lira paraya çevirdi. Buna istinaden de ormanda bende 40 milyara yakın  para istiyor. Üstelikte bunu belediyeden değil şahsımdan istiyorlar. Şimdi bu nedir? Bu memlekette demokrasi adalet var. Ben nasıl diyeceğim şimdi çifte standart değimlidir bu. Neden çünkü biz muhalefetiz.

En son ÇED toplantısı yapılıyor. Benim dediğim neydi? Ben bu saten sonra Çatalağzı’na termik santral istemiyorum. Burada ona karşı da bir duruşumuz oldu. Şimdide “halkı kışkırtmak, galeyana getirmek” diye kaymakamlıktan gelen soruşturma var bizi mahkemeye sevk edecekler. Yani ben burada halkın temsilcisiyim. Halk için doğru neyse ben onun mücadelesini yapıyorum. Ben neden halkı galeyana getireyim ki? Halk ne yaşadıklarını bilmiyor mu? Zaten halk bunları biliyor yaşıyor. Biz ne dedik? Tamam mevcutlara bizim gücümüz yok, doğru dürüst çalışsınlar ama yeni santral istemiyoruz. Bu konuda da mahkemeye sevk edileceğim 2 tane meclis üyemiz 2 tane birim amirimizle birlikte. Yani muhalefetiz diye çifte standartla karşı karşıyayız.

Diğer yandan da yazılıp çizilenlerle yıpratılmaya çalışılıyoruz. Ben basına saygı duyuyorum elbette denetim görevini yapacaklar ama herkesin tarafız bir şekilde işini yapması lazım.

Sevim Arı: Geleceğe dönük projeleriniz nelerdir?

Adnan Akgün: Demiryolunda 2 tane üst geçit var. Onların ihaleleri yapılacak. Burada karakolumuz yok, bu anlamda çok sıkıntı çekiyoruz, demiryollarımızdan bir arsa aldık bunun da son noktasına geldik. Burada arsa sıkıntı. Arsaya demiryolu ve orman hakim.  Orayı alırsak orada karakol binası inşa ettireceğiz, inşaatını da Eren Holding’e yaptıracağız. Burada karakol çok önemli, gençlerimizde tinerci olanlar var bunları gözlemliyoruz bu anlamda karakolun bir caydırıcılığı olacağına inanıyorum. Sıcak suyla ısıtma projesi var. Pilot bir çalışma yapılmıştı 100 daire ısıtılıyor, o sıcak suyla ısıtma Cumayanı’na doğru büyütülüyor, sonra Hacıoğlu mahallesine doğru büyüteceğiz.

Sevim Arı: Kullananlar çok memnundurlar değil mi?

Adnan Akgün: Çok memnunlar. Ben Soma’da görmüştüm bunu, oradakilerde çok memnundu. Şöyle söyleyeyim, normal bir ev yıllık 450 liraya ısınıyor. Bu kadar düşük bir maliyeti var. Bu anlamda ilgili kuruluşlar yardımcı olmaya çalışıyorlar, biz bunu yaygınlaştıracağız.

En çok aktif olduğumuz alanlar sosyal, kültürel ve sportif alanlar. Biz geldiğimizde bu tip uygulamalar yoktu. Şimdi yaklaşık 350-400 tane öğrencimiz var. 10-12 branş var. Resim, müzik, karikatür, tiyatro, folklor, saz yapım atölyesi vb. çalışmalarımız var. Bunun yanı sıra sportif faaliyetlerimizde tekvando var, kulüplerimiz var onları da destekliyoruz. Cumartesi Pazar günü burada bir üniversite havası yaşanıyor. Kimisi müzik yapıyor, kimisi spor yapıyor. Bu anlamda oldukça yoğun aktivitelerimiz var. Benim gördüğüm çevre belediyelerde bu yoğunlukta çalışma yok. Katılımlar çok güzel biz talepleri karşılayamıyoruz. Örneğin İngilizce kursu açtık talep patlaması oldu, yetiştiremiyoruz. Çünkü bu anlamda alt yapımız yok. Sağlık ocağımız var, altta doktorlarımız duruyor üstte çocuklarımız tiyatro yapıyorlar gürültü aşağıya gidiyor, yani mekân uygun değil. Fiziki anlamda mekân anlamında sıkıntı yaşıyoruz. Geçmiş imkânlar bende olsaydı ben burada üniversite açardım.

Sevim Arı: Geçirdiğiniz 2 yılın ardından vatandaşlarınıza ve kamuoyuna nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Adnan Akgün: Biz “Çatalağzı’nda değişim” diye geldik. 2 yılımız geçti. Şuna kesinlikle inanıyorum 5.ci yılda insanlar burada olan değişimi görecekler somut olarak. Bize biraz daha zaman tanımalarını istiyorum. Biz tüm bu olumsuzluklar içerisinde sanayi beldesinde yaşamsal alanlar üretmeye çalışıyoruz. Gerçeken ço zor.  Çünkü yaptığınız bir şey, temizlediğiniz bir ortam 2 saat sonra darma duman olabiliyor. Böyle bir yerde çalışıyoruz. Bu sıkıntılarımıza rağmen biz Çatalağzı’nda hedeflerimiz ne ise onları yerine getirmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Başaracağımıza da inanıyorum. Şimdi bir alt yapı kanalizasyon çalışmamızda İller Bankasından ihale edildi. Bu günlerde ona da başlanacak. Çatalağzı’nın kanalizasyonları komple yenilenecek, arıtması yapılacak. Bunu yaparken temiz su borularını da değişeceğim ben. Çünkü burada 30 sene önce yapılmış aspesli borular var. O boruları da değiştireceğim o kanalizasyon çalışmaları esnasında. Kanalizasyon, alt yapı, sıcak su bunları Çatalağzı’nda yaygınlaştıracağız. Ben Çatalağzı’nda dün ne düşünüyorduysam bu gün de aynısını düşünüyorum. Şimdi beni arıyorlar “her gün balkonumu yıkıyorum, ayda 10 lira su parası verecekken 100 lira su parası veriyorum benim suçum ne” diyor. Haklılar. Ben burada mevcut santrallere bir şeyler yaptırdığım zaman onlara taviz veriyorum anlamına gelmemeli. Yollar bozulmuş tozdan geçilmiyor bunu yapmaları gerekiyor. Ben burada kendi halkımın haklarını savunuyorum. Onların hakkı olanı istiyorum. Ben kesinlikle taviz vermiyorum hakkım olanı alıyorum. Neden benim vatandaşım şu çamurda yaşasın da gidip Ömerağzı’nda dinlenemesin. Nasıl gidecek vatandaş yol olmadan. O nedenle o sanayi tesislerine söyleyeceğiz yolları yapacaklar. Ben Adnan Akgün olarak şahsıma da bir şey istemiyorum. Her şey halk için. Ve bu anlamda da yapılanlar ortadadır. Ben bu konularda şeffafım. Geçtiğimiz günler de ağaç diktik 2500 tane. Araziyi seçtik dikecek kişilerde geldi, Eren Holding’le konuştuk onlarda memnun oldular parasal desteği verdiler ve ağaçlar dikildi. Bu konuda kötümü yapmış olduk  biz.

Şimdi Adnan Akgün suç mu işledi? Bu işin bir finansman bedeli vardı benim belediye olarak böyle bir imkânım yok, parayı Eren Enerjiden aldık yaptık. Bundan sonra yapmaya devam edeceğiz. İnsanlar ne derse desinler ben bu beldeyi daha yaşanabilir bir hale getirmek için tüm bunları yapacağım.

Eren Enerji “Çatalağzı’ndaki başarılı çocuklara bisiklet dağıtacağız” dediler bizde kabul ettik. Gelip dağıttılar çocuklarımız sevindi. Şimdi ben burada taviz mi vermiş oluyorum? Ben gelmeden o santraller burada çalışıyordu. Biz her şeyin doğrusunu bulmaya çalışacağız.

Sevim Arı: Teşekkür ederiz

Adnan Akgün: Ben teşekkür ederim çalışmalarımızı ve bugüne kadarki çalışmalarımızla ilgili olarak yaptıklarımızı birinci elden kamuoyuyla paylaşma fırsatı verdiğiniz için

Reklamlar

One comment

  1. […] Akgün, “Bu santralleri buraya ben kurmadım” […]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: