Uzun zamandır Susma’ ya yazamıyordum. Hastaydım çünkü. Şimdi iyiyim. Tabii ki “Susma” editörü benim makale başlığı altına yazdığım internet adresimi ve GSM numaramı “Susma”nın internet sayfasına koymayıp, üstelik gazetede yazının altına koyması da ayrı bir dikkat çekici nokta. Gözden ırak olunca, gönülden de ırak oldum gibi geliyor bana.

Geçenlerde Uzun Mehmet’i konu alan bir kitap yayınlandı. Uzun Mehmet konusu yıllardan beri tartışılıp durur. Tartışmayı Necdet Sakaoğlu başlatmıştı. Şayet “Necdet Sakaoğlu” bir karşı iddiada bulunduysa çok dikkatli yazmıştır. Yıllardan beri uğraşıyorum, Uzun Mehmet’in yaşadığını ispat ettim de, kömürü İstanbul’a götürüp de teslim ettiğine dair bir belge yok. Bu konuda tüm yazılanlar -rivayete göre – tespitinden öteye gidemiyor. Maşallahı var, bir tek Recep Çetin “budur” diyor. Yazdıklarının çoğu sözlü tarih, çoğu da sadece iddialarla doldurulmuş bir kitap.

Recep Çetin, Gürdal Özçakır ile kalem kavgasımı desem, daha da ilerisi mi desem bilememde, en uygun ifadesiyle kapışmışlar. Recep Çetin burnundan kıl aldırmıyor, tarihçilik mantığına ve asıl önemlisi tarihçilik ahlakına hiç yakışmayan ifadelerde var. Oysa Gürdal Özçakır sağlamcıdır bildiğim kadarıyla. Mesnetsiz konuşmaz da yazmaz da.

Recep Çetin kitabında benim kitaplarımdan da alıntı yapmış, Pusula TV’de ise; “Bu kitap çıkana kadar Uzun Mehmet’le ilgili kesin bir ispat yoktu, bu kitap çıktı mesele halloldu” demeye getiriyor. Yani damgayı vurmuş. Uzun Mehmet’in kömürü bularak İstanbul’a götürdüğünü ispat etmiş sanki.

Uzun Mehmet’i ortaya atan üç adamdan ikisinin İttihat Terakki’nin elemanı olduğu belli.  Meşrutiyet’in ve Cumhuriyetin kurulmasında caba sarf eden bu adamların uyduruk bir senaryo ile ortaya çıkmaları düşünülemez. Olay senaryoda olsa!çok ince eleyip çok sık dokumuşlardır. Sabah Gazetesi’ni de iyi bilirler. Onlar doğru söylüyorsa (öncelikle Sabah Gazetesi) Recep Çetin neyi ispat etmiş oluyor, anlaşılması zor. Sabah Gazetesi, -kömürü Uzun Mehmet buldu- diye yazıyor. O zaman Recep Çetin, Amerika’yı yeniden keşfetmiş olmuyor mu?

Recep Çetin’in, Temettü Sayımlarını yeterli kullanıp kullanmadığı belli değildir. Uzun Mehmet’i ortaya atanlar, “Uzun Mehmet’in çocukları ve torunları bunlardır” dedikten sonra, Temettü sayımı ile neyi ispat etmeğe çalıştığını da anlamak zor. Kaldı ki; benim arşivimde birçok “Uzun Mehmet” belgesi olmasına rağmen ben, Recep Çetin kadar iddialı konuşmuyorum. Tarihle uğraşmak rast gele bir şey değildir. O nedenle “Atma Recep Din Kardeşiyiz.” Demekten kendimi alamadım. Ama bir şeyi söylemeliyim; Son yazdığım kitabı 1000 sayfa büyük boy olarak yazdıydım ama işi bilenler çok tekrar var dediler.Sonrada 500 sayfaya düştü. Kitap kısalınca bir de baktım ki; “çok biliyorum desinler” in kurbanı olmuşum.

Biraz daha dikkatli araştırınca Necdet Sakaoğlu’nun iddialarından kalkarak Donald Quataert’in “Osmanlı İmparatorluğu’nda Madenciler ve Devlet, Zonguldak Kömür Havzası 1822-1920” isimli kitabında yazdığı ve sonra da “Masallar, Öyküler, Gerçekler… Zonguldak Kömür Ocakları” başlığıyla Pınar Arpaçay’ın çevirisiyle “Toplumsal Tarih, Sayı: 139” dergisinde de yayınlanan yazısıyla ve yazının içindeki ince üslupla karşılaşıyor insan. Bana göre önce bu yazıyı iyi anlamak lazım. Yerel tarihçilikte yapılan tartışmalar,“Zenginin parası, fakirin çenesini yorarmış” tan öteye gitmez.

Bu konu Necdet Sakaoğlu’nun “Ben yanılmışım” demesine veya kömürü gerçekten bulanı açıklamasına kadar tartışılmaya devam edecektir. Çünkü Necdet Sakaoğlu’nun da özellikle; Osmanlının, – buharlı gemiler için kömür aramasının-mantıksızlığından hareket etmesi kendine yakıştırılmayacak bir tespit. Sanayi devriminin Osmanlı üzerindeki yıkıcı etkileri ve buhar enerjisinin sanayide kullanılmasından dolayı da maden kömürü ihtiyacını hiç gündeme getirmemesi de ayrı bir düşündürücü noktadır. O dönem de taşkömürü sadece gemilerde mi kullanılıyordu. Fabrikalarda ki buhar kazanlarında ne yanıyordu. Bu nedenle Necdet Sakaoğlu hatalıdır.

Ama asıl görev Pusula TV. ye düşüyor. Recep Çetin’le Gürdal Özçakır’ı bir araya getirmeliler.  Şayet Recep Çetin,“Gürdal Özçakır bana hafif gelir, TV. Yayınında Erol Çatma’ da olsun” derse kendisi bilir.Artık bütün söz Pusula TV. Ye kalmıştır.

alayli.yazar@gmail.com

GSM: 05316728615