Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS), Zonguldak’ın Kurtuluşu’nun 95. Yıldönümü ve Uzunmehmet’in Kömürü Buluşunun 187. Yılı etkinlikleri kapsamında 21 Haziran’da GMİS Şemsi Denizer Salonu’nda “TAŞKÖMÜRÜ VE DEMİR-ÇELİK PANELİ” düzenledi.
Panelde konuşmacı olarak yer alan Bülent Ecevit Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuri Ali Akçin’in önemli değerlendirmeleri oldu.Basında fazla yer almayan bu konuşma, beklide bugün “TTK kapanmasın” diye yalandan bağıran, milletvekilleri, sendikacıların ayıplarını açığa çıkarmasındandır ne dersiniz?
Akçin konuşmasında özetle şu bilgilere yer verdi, “Günün anlamına uygun olarak diyorum ki ” bizi bu sıkıntılara sokan Uzun Mehmet”. Hani bazıları derya “Uzun Mehmet bir şehir efsanesidir aslında yoktur” diye. Her ne olursa olsun, iyiki bu kömürü bulmuş, iyiki biz buralarda varız. Kendisin minnetle anıyoruz. Çünkü bu şehir varsa, bu havza varsa kömür olduğu için var. Bu şehirde kömür olmasaydı ne Zonguldak vardı, ne biz vardık. Bu kömür bu havzada bulunduğu sürece bizlerde bu havzada olacağız ve bu kömürü şu veya bu şekilde çıkartacağız. Çıkartmamız gerekiyor. Kömür ihtiyacımız yüksek, malesef özeli, resmisi 1 buçuk milyon ton civarında. Bu şehir Cumhuriyetin ilk şehri, Emeğin Başkenti Karaelmas diyarı. Ama Karaelmas diyarı deyince malesef Karaelmas Üniversitemizin ismini değiştirdiler. Karaelması bize çok gördüler. Bülent Ecevit yaptılar. Bizim bu isimden de hiç bir gocunmamız yok. Bülent Ecevit bu havzaya bu yöreye özellikle işçi camiasına yaptığı katkıları hiç bir zaman unutmamamız gerekir. Keşke biz Karaelmas olarak kalsaydık başka bir üniversiteye Bülent Ecevit isim verilseydi.
TTK’da işçi sayısı azaldıkça, küçüldükçe ikisi aslında kesinlikle birbirine altanatif değil, “üniversite şehri oluyoruz”, “öğrencilerin sayısı artıyor”, “işçilerin azalmasındaki boşluğu öğrenciler dolduruyor” vs.. Hakikaten öylemi? 42 bin işçiden 10 binin altına inmişiz. Bu gün öğrenci sayımız 30 bini geçmiş ama sektörler farklı. Birisi üretim sektörü, üretim kültürü, 170 yıllık bir üretim kültürü var bu havzanın. Öbürü hizmet sektörü, öğrenciye hizmet eden bir sektör. İkisi birbirinin kesinlikle altarnatifi olamaz. Bu düşüncelerin yanlış olduğunu düşünüyorum.
“Zonguldak insanı zorla madenci yapıldı, taşorana teslim edilmemeli” Bu laf kime ait dersiniz? Rödevansı havzaya sokan TTK yönetimine ait. TTK Genel Müdürüne ait.
Hakikaten Zonguldak insanı madenci yapıldı zorla. Geçmişte 2 tane mükellefiyet dönemi var. O dönemler acılı dönemlerdir. Havzadaki hiç kimse bu mükellefiyet dönemlerini unutmamalıdır.Zonguldak yöresinde doğmak bir kader, maden işçisi olmakta bir kader ama madenlerde ölmek, yaşamını yitirmek hiç bir zaman kader değildir. Bu işin fıkratında ölüm yok.
Dünyada madenci arkadaşlar bilir belirli havzalar vardır, Almanya deyince buradan giden bir çok işçimiz var onlar bilir oradaki havzaları, tam karşımızda Ukrayna var, orada da havzalar var. Ülkemize döndüğümüzde Ereğli Taş Kömürü havzası var. Gerçi biz son zamanda Ereğli’yi unuttuk Zonguldak havzası diyoruz. Ülkemizde bir çok havzamız var. Buralar hep kömür üretimi yapılan havzalar. Genel bir görüş olarak biz belirli bir grup olarak Havza Madenciliğini savunduk, savunarak da geliyoruz.
Havzalar bir bütündür, bütün olarak ele alınmalıdır, bütün olarak planlanmalı. Havzaların bütünlüğü bozulmamalı. Ama bu bütünlük bir şekilde bozuldu.
Akçin: “Soma, Ermenek, Karadon kazaları havza bütünlüklerinin bozulmasının getirdiği sonuçlardır”
Zonguldak havzasının diğer kolunu Demir Çelik, Ateş Tuğla, diğer bağlantısını kurduk. Eğer havzayı bir bütün olarak ele alıp yan sektörleri de düşünürseniz bunu daha büyük bir yerine oturtturmamız lazım. Genel havza planlaması esas olmalı. Bunun içine termik santral, demirçelik ne gerekiyorsa bu sektöre neleri destekliyorsa hangi sektörleri besliyorsa onlarla bir bütün olarak ele almamız lazım. Soma, Ermenek, Karadon kazaları havza bütünlüklerinin bozulmasının getirdiği sonuçlardır. Soma’da 301 madencimiz kaldıysa, Ermenek’te 28 kişi su baskınında gittiyse havza bütünlüğünün bozulmasındandır. Havza bütünlüğünden uzaklaştığımızda bu tür facialarla karşılaşmamız kaçınılmazdır.
2016 yılı Resmi gazetede bir yasa yayınlandı. Biz bu yasanın sadece bu elektrik faturalarına yansıyan kaçak kayıp kısmıyla ilgilendik. Resmi gazetede yayınlanan kanundan 2 madde okuyacağım.
- Madde:Bu kanun gereğince kamu kurum ve kuruluşlarına ait 4. Grup (b) bendi madenlere ait ruhsatlar rezerv kaybına sebep olmayacak şekilde elektrik üretimine yönelik olmak üzere bakanlık onayıyla ayrı ayrı ruhsatlara bağlanabilir.” Geçmiş olsun. Böldünüz ruhsatları Bakanlar Kuruluna yetki verdiniz.
Zonguldak için bu yapılabilirmi? Kafaya konulduysa olabilir. Karadon’u böldünüz, termik santral bağladınız arkasına imtiyaz sözleşmesiyle bir firmaya verdiniz. Gitti. Amasya en kolayı, zaten Amasya kömürünün koklaşma özelliği az olan bir kömür. Yasa çıktı. 4’ün (b) si ne derseniz? Hemen okuyayım.
Turva, linyit, taşkömürü. Taşkömürü maden kanununa ne zaman alındı biliyormusunuz? TTK 1 yıl direndi, yönetim kurulu karar aldı, ” bizi taşkömürü kanunu kapsamına almayın” diye. “TTK’nın bir kanunu var. 3767 sayılı bir yasası var. Ereğli Taşkömürü Havzasındaki taşkömürünün devlet eliyle işlettirilmesi. Devletten başkası taşkömürünü işletemez, kanunu var”. Ama ne zaman ki rödövanslar mahkemelik oldu, rödövans uygulamalarında kurum tazminat ödemeleriyle karşı karşıya kalındı, TTK yönetimi 1 yıl direndi “sakın ha bizi maden kanunun içine almayın, bizim ayrı yasamız var biz orada kalalım” diye. Aynı yönetim 1 yıl sonra ne yaptı biliyormusunuz? “aman ha ne yapın edin, bizi maden kanunun içine alın, taşkömürü kanunundan ayırın”. Ve ayrılıp bu kanunların içine girincede rödövansların yolu bir şekilde açılmış oldu.
Taşeronlaşma, hizmet alımı, özelleştirme bunların hepsi gündemde olan konular. Havza açısından hepsi aşağı yukarı aynı kapıya çıkıyor. Rödövansın yolu açıldı. TTK rödövans işine gireken ne dedi? “Ben buralarda yeteri kadar üretim yaptım, buralara işçi tertip etmem, buralara makine techizat vermem ekonomik değil eğer özel sektörde varsa buraları işletecek madenci gelsin işletsin. Küçültmek içi bu bir yere kadar kabul edilebilir. Ama gelin görün ki bir Amasra sahamız var, Bağlık İğneağzı sahamız, bir Kandilli sahamız var. Buralarda ne yapacağız? Buralarda rödövans nasıl uygulanacak?
Akçin, kanunda yapılan değişiklikte bir diğer önemli madde de “Kömüre bağlı metan gazı üretiyorsanız o da maden kanunu kapsamına alındı. Maden kanunu kapsamından çıkartıldı nereye alındı? Doğal gaz ve petrol kanunun içine alındı”dedi.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

SAYIN AKÇİN NE DİYOR: ““Günün anlamına uygun olarak diyorum ki ” bizi bu sıkıntılara sokan Uzun Mehmet”. Hani bazıları derya “Uzun Mehmet bir şehir efsanesidir aslında yoktur” diye. Her ne olursa olsun, iyiki bu kömürü bulmuş”.. Fakat SUSMA’da daha önce yayınlanan yazılarda tam aksi bilgiler veriliyordu.
BeğenBeğen
Susma’da tıpkı bu yazı ve haber gibi aynı konuda farklı yazı ve yorumlar olması kadar bir durum yok.Çünkü Susma Farklı fikirlerin yer bulduğu bir yayın organıdır.
BeğenBeğen