Hükümetin son KHK’siyle devletin elindeki ve çok önemli ekonomik kuruluşları özelleştirilmedi ama Türkiye Varlık Fonu’na devredildi. Artık, Milli Piyango, Türkiye Jokey Kulübü, Türk Hava Yolları, T.C. Ziraat Bankası, Halkbank, Borsa İstanbul, PTT, BOTAŞ, T. Petrolleri A.O, Eti Maden, Türksat, Türk Telekom ve Çaykur bu fon kapsamında ve emrinde. 150 milyar gibi varlık oluşturulmuş, bazı turistik bölgedeki hazine arazileriyle birlikte. Ama arkasının da geleceği söyleniyor.
Bu tür fonlardan Norveç’te 885, Çin’de 831,8, BAE’de 792, Suudi Arabistan’da 576,3, Kuveyt’te 592, Singapur’da 543,6, Katar’da 335, Rusya’da 85, ABD’de 54 ve Kazakistan’da 60,9 milyar dolarlık var. Ancak bu ülke fonları ya petrol gelir fazlalarının, ya bütçe gelir fazlalarının veya olağanüstü gelir birikimleriyle oluşturulmuş. Sosyal güvenlik veya bireysel emeklilik fonlarını da bu fonlara aktaran ülkeler var.
Fonların kurulmasındaki amaç, büyük yatırımların finansmanını kolaylaştırmak, piyasadaki olağanüstü dalgalanmalardan en az zarar görecek şekilde önlem alınmasına katkı sağlayacak varlıkları gereğinde kullanmak. Yapısı döner sermaye niteliğinde…
Mantıksal olarak doğru bir karar. Ama Türkiye Varlık Fonu’nun kurulmasında çok kabul edilebilir, objektif bir yapı yok. Kurulma zamanı kritik, çünkü bir Anayasa halk oylaması var ve toplum çok ağır bir baskı altında, OHAL’de kullanılarak travma ağırlaştırılıyor. Ayrıca, uluslararası finans ve siyaset dünyasında da saygınlık kaybı var. Dolayısıyla devletin ve halkın kullandığı tüm dış olanaklar iki, belki de üç kat pahalıya mal oluyor. Yapılan değerlendirmelere göre dünyadaki kredi faizleri yüzde 1-3 iken Türkiye yüzde 10’lardan ödeme yapıyor. Çünkü, Türkiye finans dünyası dışarıya bağımlı ve çok borçlu… Ve Türkiye’nin gelişme ve ekonomik büyüme oranları çok düşük seviyeye gelmiş ve bu nedenle ödeme kabiliyeti hayli zayıf!
Diğer sorunlar ise şöyle: Yabancılar, şeffaf değilsiniz, yolsuzluk konusunda hesap verebilir pozisyonda değilsiniz diyorlar ve OHAL kapsamında olmamasına rağmen Türkiye Varlık Fonu yasasının KHK ile değiştirilmesi…
Fonun işleyişi de şöyle: Türkiye Varlık Fonu A.Ş. stratejik yatırım planında belirtilen hedeflerle likidite, yatırım, risk ve getiri tercihlerini dikkate alarak, yerli ve yabancı şirketlerin paylarını, ihraççı paylarını, borçlanma araçlarını, kıymetli maden ve emtia senetlerini, kira ve gayrimenkul sertifikalarını, özel tasarlanmış yabancı araçları ve diğer mali araçları alıp satabilecek.
Benim anlamadığım bir konu şu: Son zamanlarda yapılan büyük büyük köprüler, tüp geçitler, otoyollar, nükleer santrallar, havalimanları, kanal İstanbul neden yapılıyor. Toplumun her türlü tüketiminden kısarak, gece-gündüz ve günde 10 saat çalışarak biriktirdiği varlıklar neden bu kadar hoyratça harcanabiliyor? Topluma verecek bir şeyleri olmayanlar, toplumun gözerini boyamak için yapıyorlar bu yatırımları sanki!
Birde fonun denetimi konusu var ki evlere şenlik(!) Fon ve kurulacak şirketler Sayıştay denetimi altında olmayacakmış… Fonu yerel veya uluslararası denetim şirketleri denetleyecekmiş. Kamunun varlıklarını bir kamu kurumu olan Sayıştay neden denetlemez? Uzmanları ticaretten, finanstan ve yatırımdan anlamazlar mı? Dünyaya finans kapitaliler gibi bakmadıkların mı? Yoksa kamu yararı olmayan tarzda bir düzen mi kurulacak da ondan mı? Yoksa orada borsacılar gibi kumar mı oynanacak? Bence hem ulusal yerli deneticiler, hem yabancı ve yeminli yabancılar denetlesin, hem de Sayıştay denetlesin. Böylece her kısım kendi açısından denetlemiş olur; çok da güzel olur! Yoksa Sayıştay’dankorkuyor musunuz? Öyleyse bu işte bir bit yeniği var!..
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
