Kardeşim Yahya Yalçın’da Gitti.

Yıllar yılları kovalıyor

sayılı yaprakları ağacımın

sessizce dökülüyor.

 

Ölmüşlerim,

yapma çiçek yüzlülerim

karşıma diziliyorlar.

 

Bakıyorlar uzak uzak/içine gözlerimin

ne zaman sayrılansam[1]

onlar mı benden uzak

ben mi onlara yakın

bilemiyorum.

(Hasan Hüseyin – Ölmüşlerim)

Kandan Kına Yakılmaz.

 

 

İnsanlar ölmek için doğmuşlardır. Kısaca doğmak yaşamak demektir.  “Nasıl doğduğun değil, nasıl yaşadığın önemlidir” derler.

Doğma konusunda anneni, babanı seçme şansın yoktur. Yaşama, annenin ve babanın yaşam tarzının devamı olarak başlamak mecburiyetindesindir.

Kars’tan gelme Zonguldak lavvarında çalışan Nedim ustanın iki oğlu doğdu. Yahya 1958 de kardeşi 1968  yılında doğmuş.

Nedim usta bir müddet sonra 1977  yılında  Rat mahallesine taşınıyor. Yani bizim mahalleye.

Yahya ile yolumuzun kesişmesi 1976-77 yıllarında oluyor. O zaman Yahya Fener Lisesi son sınıf öğrencisiydi. Orta boylu esmer güzeli bir delikanlıydı. İçi kıpır kıpırdı. Nereden olduğu belli olmayan belki de kökten gelen bir eğitimle sınıf kavramını anlıyordu. Ülkemizde o günlerde sağ-sol çatışmasından doğan muazzam bir kamplaşma vardı.  Tavrı bizden yana oldu.

Üzülmez bölgesinde ve mahallemizde sağlam bir dostluğumuz vardı.

Yahya bir müddet günübirlik işlerde çalışarak 1985 da Üzülmez Asma maden ocaklarına işe girdi. Arkadaşları tarafından sevilen ve sözü dinlenilen bir işçi olmuştu.

1986 yılında Genel Maden İşçileri Sendikası’nın Turgut Özal ile yaptığı sözleşme kamuda o zamana kadar görülen en düşük bir hak alma sözleşmesiydi. Hatta o zamanlar ‘hiçbir hak almayan’ bir sözleşme olarak da söylenir olmuştu.

Ben o aralar Amasra’da kahvehane çalıştırırken, şartlar beni sendikaya teşkilat uzmanı olarak sürükledi. O günlerde 1988 sözleşmesinin görüşmeleri başlamak üzereydi.

Sendika ile Turgut Özal arasında bir gerilim yaşanıyordu. Özal’ın; ‘Siz kambursunuz’, Alaton’un; ‘Madenleri kapatalım işçiye hiç çalıştırmadan aylıklarını verelim, maden işçileri balık yetiştirsin’ şeklinde ki sürekli tahrikleri gerginliğin ve umutsuzluğun artmasında etkili oluyordu.  Bunu kırmanın tek çaresi 12 Eylülden sonra uyuşturulmuş ve korkutulmuş maden işçilerinin harekete geçirilmesiydi.  Bunun için Havza’da, ‘sözleşme taslak çalışması’ ismiyle, 12 Eylül öncesi Tabanın Sesi Hareketi ve Sosyalistlerin oluşturduğu belirli guruplar zaten vardı. Bu yeterli değildi, çünkü o dönemlerde Türkiye İşçi Sınıfı’nın ‘Bahar eylemleri’ çok iyi şekilde ivme kazanmıştı. 1988 Sözleşmesi sürecinde maden işçilerinin  daha iyi örgütlenip bu eylemlere güç vermesi gerekiyordu.

Üzülmez’deki tüm arkadaşlar şu veya bu şekilde bu mücadelenin içine girmişlerdi. Yahya’da hem bu eylemlerde hem de hem de sendikal mücadelenin içinde yerini çoktan almıştı.

1988 Sözleşmesi yapılan grev hazırlıklarına rağmen grev başlama tarihinden bir gün önce Kamuda yapılan en iyi sözleşme olarak sendika yönetimi tarafından imzalanmıştı . O zamanki koşullarda bu ücret artışı, bir kazanım olduğu gibi, sözleşme öncesi harekete geçen bir öncü maden işçisi gurubu da oluşmuştu.

Mehmet Tezer’in emekli olmasından sonra Şemsi Denizer  Sendika Genel Başkanı oldu.  Sendika, tabanın gerisinde kalmamak için ‘yenilenme’ adı altında, bir çok kararlar aldı. Bu kararların en önemlisi “tabanın söz ve karar sahibi olması[2]” ilkesiydi. Bu süreçten sonra  maden işçileri arasında sendikayı da aşan büyük bir kıpırdanma başladı. Bu kararlar maden işçileri içinde 1990 grevinin alt yapısını oluşturdu.

Bu dönemde birçok ‘isimsiz kahraman’ gibi Yahya Yalçın Üzülmez’de maden işçisinin ve halkın içinde üzerine düşen görevi fazlasıyla yaptı.

1989-90 Grevi, çok öncesinden tasarlanmış bir grev olarak karşımıza çıkıyordu, nereden geldi, nasıl geldi bilinmez bir güç, daha sözleşme görüşmeleri başlamadan grev sloganlarını attırmaya başlamıştı. Mesele 12 Eylül’den, Turgut Özal’dan, Şevket Yılmaz’dan ve burjuvaziden alınacak bir intikam davasına dönüşmüştü. İş yerlerinde bu güdülemeye dayalı muazzam bir örgütlenme oluştu.

1989-90 Grevinde işçilerin, iş yerlerinden sendikaya yürüyüşü Üzülmez’den başlamıştı.   Üzülmez’de sınıf bilinci taşıyan bütün arkadaşlar elinden geleni yaptılar. Yahya Yalçın’da en önde yürüyen yürekli bir   yoldaşımızdı.

Sendikanın sürdürdüğü grev süresince, Üzülmez Şubesinin desteği ile yine maden işçilerinden oluşan bir oyuncu kadrosuyla Haşmet Zeybek’in ‘Alpagut Olayı’ isimli oyununu sahneleyip her maden bölgesinde oynarken de Yahya Yalçın’ı almış olduğu rolü en iyi şekilde yaparken gördük.

Ankara yürüyüşü Mengen’de son bulup geri dönüldükten sonra. Sendikada önce sosyalistlere yönelik bir hesaplaşma başladı. Daha sonrada sendika yalan ve talan kuruluşuna dönüştü.

İşçi içinde mücadele yapabilecek arkadaşlar Yahya Yalçın’da dahil baskı altında tutulmaya başlandı. Sendika ekonomik ve sosyal yönden bir enkaz yığını haline geldi. Resen emeklilikle işlerine son verilen bilinçli işçilerin gitmesi sendikayı sınıf bilinci acısından kof bir yapıya dönüştürdü. Sonuç olarak bugün ki kimliksiz bir sendikanın doğmasının temelleri oluşturuldu.

Yahya tıp fakültesini bitiren kardeşi Ankara’da bir eczane açınca ona yardımcı olmak için  2002  yılında Ankara’ya yerleşti. Daha sonrada kardeşinin bir hastalığa yenik düşmesiyle, Bursa’da babasının yanına yerleşti. Yahya’nın elektrik mühendisi Aktan isminde bir oğlu var.

Sık sık olmasa da telefonlaşıyorduk. Hasta olduktan sonra en son konuşmamızda “Artık iyileştim ya sen Bursa’ya gel ya da ben Zonguldak’a geleceğim” dedi. Öyle ya; yıllardır konuşmadığımız konular, içemediğimiz rakılar vardı. Olmadı işte ne yapalım canımız sağ olsun ama; insan olarak, ve iyi bir dost olarak neler kaybettiğimi bir ben bilirim.

Kolay yollardan geçmedi Yahya, işsizliği, baskıyı mücadeleyi iyi bilirdi. İyi bir aile reisiydi.  Kısacası ender insana nasip olan bir dostluk anlayışı vardı.  Üzülmez bölgesinde gelmiş geçmiş bütün madenci arkadaşlarımı saygıyla anarken tümüyle onur duyduğumu belirtirim.

Öncelikle Gülcan  yengemin , yeğenlerimin ve bütün dostlarının başı sağ olsun.

 

Erol Çatma.

05316728615

[1] Hastalanma

[2] Bu durum, sonradan Şemsi Denizer ve yardakçılarının sendikayı ‘Mafya Tipi Sendika’ya dönüştürmesine  kadar devam etti.

Reklamlar

3 yorum

  1. Adnan özveri · · Cevapla

    Yahya’nın ölümüne çok üzüldüm, bende çok severdim onu. Hepimizin başı sağ olsun, ışıklar içinde yatsın.

  2. Ahmet Öztürk · · Cevapla

    Çok üzücü bir haber… Ta 80’lerden beri ben de tanırdım kendisini… Işıklar içinde uyusun… Değerbilir yazından dolayı da sağ ol Erol ağabey…

  3. Osman tutkun · · Cevapla

    Erol abi tüylerin diken diken oldu rahmetli yahya beyi tanımıyordum ama emekçi ve sınıfına sahip çıkan birisi olarak hem üzüldüm hem de tanışamamanın bütünlüğünü yaşadım.mekanı cennet olsun 90 yılındaki mücadele bizlere ve sendikamıza ışık olur inşallah

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: