İşsizlik sorun değildir

Geçen günlerde evden çıkıp çarşıya iniyordum. Durakta dolmuş beklerken bize damacanada su getiren aracı ve elemanını gördüm. Eleman şöyle dedi: “abi çarşıya gideceksen beraber gidebiliriz, ben şu suyu apartmanın ilgili dairesine çıkarıp geleceğim.” Oysa gösterdiği apartman 17 katlıydı ve epey bir zaman alacaktı gidip gelmesi. O an şunu da gördüm: neredeydi bu aracın şoförü? Yoktu… Aracın şoförü hem sürücü hem de su servisi yapandı. Adam orta olarak her su damacanasını 3 kat yaya çıkardığı gibi ayrıca aracı da kullanıyordu!… Hangi enerjiyle ve hangi dikkatle? Birde suların parasını topluyordu…

Buradan şu aklıma geldi: demek ki işsizlik diye bir şey gerçekten var mıydı, yok muydu?

Cumhuriyet Gazetesi, 16 Eylül nüshasında işsizliğin 13 aydır çift hanelerde olduğunu yazıyordu.

Diğer taraftan, Birgün Gazetesi’nin 14 Eylül nüshasında da OECD’nin raporuna göre, 4 milyon gencin ne okuduğu ne de çalıştığı yazılıydı.

Raporda Türkiye’nin, işsizlik ve eğitimsizlikte liderliği yine bırakmadığı, yüksek eğitim almış her 4 kişiden birinin işsiz olduğu yazılıydı. Lise mezunlarında işsizlik yüzde 38, lise mezunu olmayanlarda ise işsizlik yüzde 49. OECD ortalamasında ise yüksek öğrenimlilerin işsizlik oranı yüzde 16, lise mezunlarının yüzde 25, lise mezunu olmayanlarda ise yüzde 43.

Rapora göre, Türkiye’de mesleki ve örgün eğitim dışında olan ve bir işte çalışmayan gençlerin oranı yüzde 33, kadınlarda ise yüzde 46. Türkiye eğitim ve istihdam dışında kalan 18-24 yaş gençlerde OECD ortalamasının iki katı, kadınlarda üçe katlıyor.  Genel olarak mühendislik mezunları iş bulabilirken, hukuk ve işletme mezunları iş bulamıyor. Gençlerin yarısı lise okumazken, bütün yetişkinlerde sadece ilköğretim mezunu olanların oranı yüzde 43’le dünya birincisi olurken bu oran Suudi Arabistan’da yüzde 24, Çin’de ise yüzde 29.

Peki, gerçekten Türkiye’de işsizlik büyük bir sorun mu? Hayır. Asla bir sorun değil. Sorun olan adaletsizlik! Bu ülke halkına adalet asla gelmedi. Padişahlık hukuku bitti, ağalık hukuku başladı, bugün hem ağalık hem de sermaye hukuku var. 20 yıldan buyana yerli sermayenin yanında yabancı sermaye de var. Artık ağalık dönemi de bitecek ve yabancı sermaye hukuku egemen olacak, çünkü yerli sermaye temel kuramadığından yok olmaya mahkûm…

Dünya için, halklar için yerli sermaye, yabancı sermaye önemli değil; ikisinin de yarattığı tahribat aynı; yoksulluk, açlık, çürüme, savaş, ölüm ve çevre felaketi… Sermaye sadece önüne ve cebine bakıyor; hiç arkasına bakmıyor; geride ne bıraktım diye…

İşsizliğin çözümü çok kolay; elimizdeki olanaklar doğru olarak hesaplanıp çalışma yaşında olan herkese dağıtıldığında işsizlik diye bir şey kalmaz.

Giriş paragrafında bir gözlemimi örnek vermiştim; su dağıtım aracında kaç kişi vardı çalışan? Bir kişi. Peki, kaç kişi olması gerekirdi? İki kişi. Demek ki, bir kişi az çalışıyordu serviste ve çalışan kişinin hayatı tehlike altındaydı; her an bir kaza geçirebilirdi. Bunun gibi çok örnek verebiliriz. 3 kişinin işini bir kişiye yaptırdıkları gibi, bir kişinin günde 15-18 saat çalıştırıldığı gibi.

O zaman şöyle bir öneri geldi aklıma: Hangi ölçekte ve özellikte olursa olsun, işletmeler kurulurken, bir fizibilite raporu hazırlansın ve yapısı, olanakları, verimliliği ortaya çıksın. Buna göre kuruluş izni versin devlet baba. Böylece herkes ne olacağını bilsin ve ona göre beklenti içinde olsun.

Bakın bakalım: işsiz kimse kalacak mı?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: