Hayat felsefesi (5)

Cumhuriyet’in 24 Ekim 2017 tarihli haberinden Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi Üyesi Selin Sayek Böke’nin, Sosyal Güvenlik Kurumu performans denetim sonuçlarını ve bulgularını içeren 2016 Sayıştay Denetim Raporu’ndaki kurumla ilgili ortaya konan tespitleri Meclis gündemine taşımış olduğunu öğrenmiştik.

Haberde icra takibinde olan 45,2 milyar liranın kurumun mali tablolarında olmadığını ve bu alacak dâhil 120,9 milyar lira toplam alacağı olduğunu bildiriliyordu.

Bu kadar alacak nasıl birikir? Bu kurumun hiç mi sahibi yok? Devlet bu durumu genel politikası olarak mı yarattı? Bu alacak Türkiye bütçesinin 4’te biri kadar!

“30 Eylül 2015 tarihinde SGK’na 71 milyon 850 bin lira prim borcu olan Zonguldak belediyesi, bu borcunu bitirebildi mi acaba?”

2015 yılı sonuna göre toplam vergi alacağı da 163 milyar lira. 30 Eylül 2017’tarihine göre de 1 milyon lira üzerinde vergi borcu olanların sayısı 30 bin 319; ilk 100 kişininki de 31 milyar 300 milyon liraya ulaşmış.

Vatandaşların tüketici kredisi ve kredi kartından bankalara borcunun 425 milyar liraya ulaştığını da biliyoruz. Ve bu sonuçlar ekonominin nasıl ve neden tıkandığını gösteriyor. Ekonomi ürettiğinin üzerinde tüketerek büyümüş ve geleceğini ipotek altına almıştır. Bunun kaynağı hükümettir; bu bataklığı bilerek ve isteyerek yaratmıştır.

Bu ekonomi uyuşturucudur, yalan bir cennet yaratmıştır; kaynağı da yabancı sermayedir.

Sonuçta hükümet ve vatandaş kendisini gözden geçirmeli, önceliklerini yeniden kurmalı, yaşam tarzını ve geleceğini düzenlemelidir.

Gelirden fazla harcanmaz; kaldıramayacak yükün altına girilmez; hayat ekonomi değildir; ekonomi amaç değil araçtır; hayat sağlıklı, kaliteli ve bilimsel yaşamdır.

Bu kurallara uymayan siyasetler, yönetimler, düzenler yaşayamaz; yaşatılmamalıdır.

Bu dünyada her şeyin bedeli vardır; ya peşin veririsin veya zorla alırlar.

Ekonomi 2018 yılında büyüyemeyebilir hatta küçülebilir; olsun,büyümesin hatta küçülsün… Ama yeniden planlansın, programlansın ve bilimsel gelişmeye, borçsuz ve sağlıklı yaşama, adaletli ilişkilere geçilsin!

Bugünkü koşullarda halkın mutlu olacağı her türlü olanak var. Sorun bu olanakların adaletli dağıtılmamasından kaynaklanıyor. Hayatını çalışarak kazanma hakkı, gelir dağılımı eşitliği, eğitime ve bilime ulaşma fırsatları tüm vatandaşlara sağlanmalı.

Doğaya zarar vermeden, kaliteli ve daha az tüketerek, hatta en az tüketimi hedefe koyarak yaşamayı düşünerek daha mutlu yaşayabiliriz.

Sermaye bizi yönetmemeli, biz sermayeyi yönetmeliyiz! Zira doğa yoksa yaşam da yok!

Borçlu yaşamsa insanların elini kolunu bağlıyor; yönetimi onun bunun eline bıraktırıyor…

Haydi özgürleşelim!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: