Yeni Bir Doğumun Alametleri Bunlar!

Yeniden doğmanın alametleri bunlar… Tam her şey bitti derken ve bakarken şehre kuş bakışı bir yükseklikten veya akan giden trafikteki araçların farlarına takılmışken gözlerimiz bir ağlamaklı soluğun bir gülümsemeye dönüştüğü yer tam olarak burası!

Güzel şeyler yaşamadık; yıllar biriktirdik, arızaları çoğalttık, deliliğimizi sakladık, sevgilinin sırtına atlayıp inmek istedik basamakları! Sevmek istedik; ait olmak ama tutsaklığa yakın değil özgürlüğe yakın bir iradi aidiyet! Avuçlarımızın içi terledi çalışmaktan, alnımızı masalara yaslayarak uyuyakaldık ve kazağımızın izi çıktı başımızın mütemadiyen kolumuza yaslanmış dört tarafında… Evlere dağıldı yaşam, mesai bitti ve yalnızlığımızla baş başa kalmadığımızı farkettik sonraları… Umutlarımıza sığındık, onları konuştuk sesimiz çıkmadan…

Koşmak istedik kentin sokaklarında bir çocukça bakışı her acıyı unutturmak için tam da aklımızın acıya kaçan yerlerinin üzerine çakıp! Artık o kadar acımaz olduk yan yana koştukça!

Çok yalnızlaşmıştık, çok yorulmuştuk, çok ağrılar saplanmıştı midelerimize ve sonunda göğüs kafesimiz adeta yerinden çıkacak gibi çarpmaya başladı; bunca yıl sonra dedik, hayattayız!

Her insan bir şeyler biriktirir, bizim gibilerse kavga biriktirir… Çok birikmiş kavgamız var hayat temalı; değişsin istiyoruz yahut dönüşsün de aksın bir nehir gibi boylu boyunca kıyısından ayak parmaklarımızın!

Karlı günlerde veya karsız günlerde fark etmez; bir kentin sokaklarına bıraktığımız ayak izlerinin yanına başka bir beden ama bize dair bir beden bile bile ayak izlerini çaksın istedik; yalnız değil artık ayak izlerimiz!

Kürsülerden bağırdığımız gibi salonlara yahut bir yumruk havada bağırdığımız gibi meydanlarda yüreklerimize bağırmak istedik, sessiz yapabildik bu işi! Ama merdeivenleri arşınlarken ya da sessizlikte fısıldadık umutlarımızı; doyamadık ama yalnız değildik artık!

Şimdi hesap sorulcak daha çok şeyimiz var! Kendimizden başlayarak atacağız bu yeni doğumun ilk adımlarını, ilk kendi yakamıza yapışacağız bir daha yalnız olmamak için! Milyonların içinde bir çift gözü arayacağız içimize bakan ya da göz bebeklerine görüntülerimizin düşeceği… İşte diyeceğiz hem aşk hem devrim birbirlerine bu kadar yakışır ve birbirlerine bu kadar yakındır!

Yara izlerimizi göstereceğiz birbirimize, onlara inat daha çok gülmeye başladığımız şu günlerde birimiz öbürümüzün yara izlerinden kaçmayacak; yeneceğiz…

Ben yenileceğim sonra, yerine ben yenileceğim! Acımayacak kimse ben burada dururken! Her acıyı, hey yara izini bedene ruh üfleyen bir mistik tanrı gibi nefesimle öpeceğim! Alacağım hayatın tüm yükünü omzuma! “Susma” diyeceğim, “Artık buradayım ve biz yan yana oldukça hiçbir güç bizi yenemez!”

Ben yenilirim ama biz yenilmeyiz!

Yeni bir doğumun ilk adımları bunlar ve ilk kelime olarak adını söyleyeceğim!

Masamız, sandalyemiz, bakır kaplarda sıcacık muhlamamız, fare düşse başı yarılacak dolabımız, umudumuz, kavgamız, gülüşmelerimiz! Ne varsa eşit bölüşülecek!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: