“Sıra dışı düşünmek”

Türkiye, Özal’la girdiği muhafazakârlaşma yolunda Erbakan’la kesintiye uğradıysa da en çok son on beş yılda yol aldı. Tarikat, cemaat ve ümmet olmada artık herkes rahat sayılır. Bunda 12 Eylül faşizminin belirleyici gücü olsa da üretici güçlerdeki gelişme ve üretim tarzındaki değişimi de görmezden gelemeyiz, diye düşünüyorum. Ne oldu son on beş yılda?

Siyasal İslam’ın sınır tanımaz etnik ve dinsel ideolojik saldırısı ve muhafazakârlaşma politikaları karşısında genç kuşak insanımız, 1970’deki gibi “sıra dışı” düşünemez, ütopyasını (geleceğe ilişkin hayallerini) geliştiremez bir noktaya geldi. Oysa hayal, gençliğin geleceğinin tasarımıdır, gerçeğe ilişkin en büyük gücüdür. İnsan gerçeği önce hayalde, sonra dış dünyada var eder, geleceği hayalinde tasarımlar ve şartlar olgunlaştığında tasarımlarını gerçekleştirir.

Marks’tan bir alıntı ile üretim araçlarındaki ve üretim tarzlarındaki gelişmelere paralel insanların kendi aralarındaki ilişkileri nasıl ürettiklerine ve düzenlediklerine bakalım:

“Toplumsal ilişkiler, üretici güçlere sıkı sıkıya bağlıdır. İnsanlar kendileri için sürekli yeni üretici güçler edinerek üretim tarzlarını ve buna bağlı olarak toplumsal ilişkilerini değiştirirler. Maddi üretkenliklerine uygun olarak toplumsal ilişkilerini kuran insanlar, toplum ilişkilerine uygun olarak da ilkeler, fikirler ve kategoriler üretirler. Bu kategori ve fikirler tıpkı ilişkiler gibi ölümlüdürler. Bunlar tarihsel ve geçicidir. Sonuç olarak üretici güçlerde sürekli bir büyüme, toplumsal ilişkilerde sürekli bir yok olma, fikirlerde ise sürekli oluşma hareketi vardır.” (Marksist Eleştiri, Yusuf Zamir, sayfa 63, El Yayınları, 2001.)

“İnsanların var oluşunu bilinçlerinin belirlemediğini, tam tersine insanların bilinçlerini insanların toplumsal var oluşlarının” belirlediğini belirten Marks, “özel mülkiyet, meta, para, değer, inse tersine dönmüş dünyanın oluşturucu çekirdeğinin teorisi olarak, akla aykırı ilişkiler, pazar, ücretli emek, sermaye, sınıf, yalıtık insan, sivil toplum, üst yapı kurumları, ilişki, biçimlerinin insana yabancılaşmış faaliyet” olarak görür. “İnsanı dışardan kuşatan bu gibi insana aykırı toplumsal ilişkiler zihne akarak insanı içeriden de esir almaktadır.” “Ekonomi Politik” içi, akla uygunmuş gibi göstermeye çalışan ve böylece sermaye düzeninin, zihinleri içeriden kuşatmasına hizmet eden bir bilim” tanımlaması yapar. (Marksist Eleştiri).

Küreselleşme olgusunu yaratan bilgi yoğun teknolojilerin hayatımıza girdiği yetmişli yıllardan buyana, Türkiye kapitalizmi giderek vahşileşti, daha paylaşımcı ve kolektif üretim tarzını benimseyen işçi sınıfının önünü kesti. Ülkeyi yetmiş sente muhtaç etti. Vahşileşmekle ekonomide, siyasette, hukukta, geleneksel yapıyı yıkıp atarken insan faktörünü tamamen öteledi. Türkiye gençliği ve işçi sınıfını bilgi yoğun teknolojilerden uzak tutarak çevreye ve insana zararlı hale gelmiş olan Avrupa’nın eskimiş sanayi artıklarını aldı. Bilgi yoğun teknoloji karşısında 8 saatlik çalışma süresini aşağı çekemeyen işçi sınıfı kendi çelişkilerini atlatamadı, giderek içe kapandı, muhafazakârlaştı. İşverene itaat etmek zorunda kaldı. Kişisel sorunlarını dinsel maneviyatla aşabileceğini, gerçek adaletin öbür dünyada olduğunu var sayarak dinsel referanslara ve sağ iktidarlara umut bağladı.

Muhafazakârlık, uçuk kaçık fikir sahibi olmak, yaşamda hayallerin peşinden koşmak, risk almak değildir. Beyin enerjisinin atıl durumda kalmasını tercih etmektir. Oysa yaşamak, bir insanın bilgisi ve özel yetenekleriyle diğer insanlar arasında var dolduğunu ispat etmesidir. Örneğin, ruhumuzu besleyen müzik eserleri nasıl büyük bestekârların hayallerinden çıktı ise, icat, keşif ve farkındalık yaratanlar da sıra dışı düşünenlerin hayallerinden çıkmıştır.

Muhafazakârlığın ve tutuculuğun ideolojik olarak piyasaya sürülmesinin kimseye bir yararı olmadığı, sermayenin yaşadığı krizden bellidir. Sıra dışı düşünmek, muhalefete olduğu kadar iktidara da yarayabilir. Yoksa niye o zeka yoksunu papağanları tartıştırıyorsunuz?

İnsanoğlu, yaratıcı fikirleri her daim hayal gücünü kullanarak elde etmiştir. Sıra dışı düşünen, her şeyin farklı tarafını görür. Çevresel gözlem yeteneği gelişkindir. Hayal gücü çok zengin olanların düşünceleri sınırsız, bakış açıları geniştir. Görselliğin gücünü arttırarak belleğini yeni algılarla donatır, beyin fırtınaları yapmayı, tersinden düşünmeyi, doğa ile iç içe olmayı, kaliteli mizah ve espri üretmeyi iyi bilirler.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: