Çocuk İşçiliği İle Gerçek Mücadele, Çocuk İşçiliğinin Yasaklanmasıyla Mümkündür!

Birleşmiş Milletler tarafından dünyada gittikçe artan çocuk işçiliğine karşı farkındalık yaratmak ve çocuk işçiliğine engel olmak amacıyla her yıl 12 Haziran tarihi, 2002 yılında Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü ilan edilmiştir.

Hükümet tarafından 2018 yılı “Çocuk İşçiliği İle Mücadele Yılı” olarak ilan edilmiş olsa da, çocuk işçiliğiniönlemek bir yana daha da yaygınlaştıran yasal düzenlemeler yapılmıştır. 4+4+4 başta olmak üzere, bugüne kadar yapılan pek çok düzenleme çocukların eğitimden uzaklaşmasını ve işçi olarak çalışmasına neden olan sonuçlar ortaya çıkarmıştır.

Çocuk işçiliğinin, çocukların zorla çalıştırılmasının inanılmaz boyutlara ulaştığını Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verileri de doğrulamaktadır:

*Bugün dünya genelinde 5-17 yaşları arasında 218 milyon çalışan çocuk vardır. Bunların 152 milyonu çocuk işçiliği kurbanıdır ve nerdeyse yarısı 73 milyon çocuk tehlikeli işlerde çalışmaktadır.

*Çocuk işçilerin nerdeyse yarısı (72,1milyon) Afrika’dadır; 62,1 milyonu Asya ve Pasifik’te; 10,7 milyonu Amerika’da; 1,2 milyonu Arap ülkelerinde ve 5,5 milyonu Avrupa ve Merkez Asya’da bulunmaktadır.

*Sayısı 152 milyon olan “Çocuk İşçilik Kurbanları”nın neredeyse yarısı 5-11 yaş arasındadır; 42 milyonu (%28) 12-14 yaş arasında; 37 milyonu ( % 24) 15-17 yaş arasındadır.

*152 milyon çocuk işçilik mağdurlarının 88 milyonunu erkek çocuklar, 64 milyonunu kız çocuklar oluşturmaktadır.

DİSK Genel İş’in hazırladığı “Türkiye’de Çocuk İşçi Olmak Raporu” Türkiye’de çocuk işçiliğinin geldiği noktayı göstermektedir. Ülkemizde çocuk işçilerin sayısına ilişkin güncel veriler sadece 15-17 yaş grubunda olan çocuk işçiler için mevcuttur. 15 yaş altı ve tarımsal alanlarda mevsimlik olarak çalışan çocuklara ilişkin veriler bulunmamaktadır.  Ayrıca mesleki eğitim alan özellikle turizm sektöründe uzun saatler çalıştırılan stajyerler, yani  “çocuk işçiler” ve çocuk işçiliği sayılabilecek uygulamalar ile çıraklık eğitimi alanlar resmi olarak çocuk işçi sayılmamaktadırlar. Buna karşın 2012 yılından itibaren çocuk işçi sayısı ülkemizde artmıştır. 2012 yılında 601 bin olan 15-17 yaş arası çocuk işçi sayısı, 2016 yılına gelindiğinde 709 bin olmuştur.

Birleşmiş Milletler tarafından dünyada gittikçe artan çocuk işçiliğine karşı farkındalık yaratmak ve çocuk işçiliğine engel olmak amacıyla her yıl 12 Haziran tarihi, 2002 yılında Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü ilan edilmiştir.

Hükümet tarafından 2018 yılı “Çocuk İşçiliği İle Mücadele Yılı” olarak ilan edilmiş olsa da, çocuk işçiliğiniönlemek bir yana daha da yaygınlaştıran yasal düzenlemeler yapılmıştır. 4+4+4 başta olmak üzere, bugüne kadar yapılan pek çok düzenleme çocukların eğitimden uzaklaşmasını ve işçi olarak çalışmasına neden olan sonuçlar ortaya çıkarmıştır.

4+4+4 Çocuk İşçiliğinin Önünü Açmıştır

Eğitimde 4+4+4 düzenlemesiyle zorunlu eğitim 12 yıla çıkarılırken kademeler 4+4+4 olarak ayrılarak, okula başlama yaşı düşürülmüştür. Bununla beraber okuldan ayrılmanın önünün açılması ile birlikte çocuk işçiliğin yaşı da 14’e kadar düşürülmüştür. Bu durum, çocukların eğitim hakkından mahrum kalmasının önünü açarak, ucuz işgücü olarak çalışma hayatında yer almasını kolaylaştırmıştır.

Eğitimde 4+4+4 düzenlemesine geçilmesinin ardından yapılan yasal düzenlemeler ile çocuk işçiliğinin önü çıraklık ve stajyerlik uygulamaları üzerinden artmış, çocuk işçilerin çalışma koşulları daha da ağırlaştırılmıştır. AKP hükümetinin “istihdam seferberliği” kapsamında sözde 1 milyonun üzerinde olan yeni istihdamın, işyerinde işçi statüsünde kabul edilmeyen ancak işgücü istatistiklerine eklenen stajyer, çırak ve kursiyerler olmuştur.

Eğitimde 4+4+4 dayatmasının hayata geçmesiyle, bugün sayıları 1,5 milyona yaklaşan stajyer-kursiyer-çırak sömürüsünün artması, çocukların ‘çırak’, ‘stajyer’ kimliğiyle çalıştırılmasının önü açılmıştır. Türkiye’de çocuk işçi sayısında yaşanan artışın temel nedenlerinin başında eğitimde 4+4+4 dayatması ile başlayan ve çocukları örgün eğitim dışına iten politikalar ve devletin patronlara yönelik çırak ve stajyer çalıştırmayı kolaylaştıran düzenlemelerinin belirleyici etkisi olduğu açıktır.

Eşit yurttaşlık ilkesine aykırı olarak anadilinde eğitim alamayan öğrencilerin okulda başarısız olarak eğitim dışına itilmekte ve okulu erken yaşta terk etmek zorunda kalmaktadır. Ayrıca artan yoksulluk ve işsizlik nedeniyle aileleriyle birlikte göç etmek zorunda kalan çocuklar göç ettikleri şehirlerde çocuk işçi olarak çalışmaktadır. Çalışan çocukların bir bölümü tarım sektöründe ucuz işgücü, bir bölümü de ücretsiz aile işçisi olmaktadır. Kız çocukları da benzer nedenlerle eğitim öğretimden uzaklaşarak erken evliliğe sürüklenmekte, işgücüne kayıt dışıolarak katılmaktadır. Kız çocuklarının yaptıkları işlerin büyük çoğunluğu evde yapılan ücretsiz ev işleri şeklinde karşımıza çıkmaktadır.

Türkiye’de çocuk işçiliği konusunda bir kısır döngü söz konusudur. Çocukların eğitim hakkından yararlanamaması çocuk işçiliği doğurmakta, ailelerin düşük gelirli olması yoksulluğu arttırmakta, yoksulluk da yeniden çocuk işçiliğini doğurmaktadır. Bu duruma çözüm üretilmediği sürece yaşanan kısır döngünün büyüyerek sürmesi kaçınılmazdır.

Eğitim Sen olarak önerilerimiz;

”          Çocuk işçiliği ile mücadelede yapılması gereken ilk iş, çocuk işçiliğini acil çözülmesi gereken bir sorun kabul etmek ve somut bir eylem planı hazırlamaktır.

”          ILO’nun da tavsiye ettiği gibi önce kısa dönemde, kabul edilemez istihdam biçimlerinde çalışan çocuklara (kölelik, uyuşturucu ticareti vs. ), ağır ve tehlikeli işlerde çalışanlara (maden ve taş ocaklara vs.) ve en korumasız gruplara (12 yaşın altındakiler ve kız çocukları) ulaşılmalıdır. Ayrıca bu dönemde, çalışan çocuk işçilerin çalışmaktan alıkonulana kadar işyerinde korunması da sağlanmalıdır.

”          Eğitim ve okulun çocuk işçiliğini sona erdirmek açısından de en etkili araç olduğu açıktır. Hem temel eğitim hem de mesleki eğitim yaygınlaştırılmalı, eğitim çağındaki çocukların çalıştırılması yasaklanmalı, çocukları çalışmaya iten nedenler ortadan kaldırılmalıdır.

”          Çocuk işçiliği ile mücadelede, yoksul ailelerin çocuklarını çalışma hayatından alıkoyup okula gönderilebilmesi için, bu ailelere yönelik ekonomik ve sosyal destek politikaları hayata geçirilmelidir.

”          Çocuk işçiliğinin en önemli nedenlerinden olan yoksulluğu ortadan kaldırıcı, ailelerin ve toplum ekonomik sorunlarına çözüm üreten politikalar oluşturulmalı ve uygulanmalıdır.

”          Orta ve uzun dönemde ise çocuk işçiliğinin tüm boyutları ile sona ermesi konusunda somut politikalar oluşturulmalı ve mümkün olan en kısa süre içinde uygulanmalıdır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: