Hayat felsefesi (31)

Bu arada İstanbul’a gittim geldim. Kâğıthane’den Mecidiyeköy’e giderken dolmuşa bindik. Her zaman dolmuş ücretlerine bakardım yine baktım; sivil 2 lira, öğrenci 1 lira 25 kuruş. Ve bir anda şimşekler çaktı beynimde; bizim Zonguldak’ta böyle değildi; sivil 2 lira, öğrenci 1 lira 75 kuruş. Evet, öğrenci fiyatlarında 50 kuruş fark vardı ve bu, siviller göre, İstanbul’da yüzde 37,5, Zonguldak’ta yüzde 12,5 indirim demekti.

Bu yüzde 25 fark örnek alındığında öğrencilerin ne kadar ekonomik darboğaz içinde olabileceklerini iyi düşünmek gerekir, birde genel ekonomik kriz söz konusu olduğunda yıkımın büyüklüğü ne kadar sorun yaratır insanda?

İstanbul’da yaptığım başka bir gözlem de şu oldu: Mevcut caddeler etrafına yapılan çok katlı binalar, temiz hava değişimini-dönüşümünü bozuyor ve sürekli yaşanan araç trafiği nedeniyle evlerin arasında kalan ortam, egzoz gazları ve tozlarını havadan eksik etmiyor ve bu kirlilik insanların ve diğer canlıların yaşamlarını tehdit ediyor!

28 Temmuz 2018 günlü Cumhuriyet Gazetesi’ndeki habere göre Akbank, 2018 yılının ikinci çeyreğinde 1,53 milyar lira olan beklenti kârını aşarak 1,6 milyar lira kâr etmiş. 2018 yılının ilk altı aylık kârı da 3,31 milyar liraya ulaşmış.

Türkiye halkının neden geri kaldığı, neden mutsuz olduğu ve neden elinin kolunun bağlandığı anlaşılıyor.

Bir tarafta bankalar beklentinin üzerinde kâr ederken diğer tarafta vatandaş ölüm-kalım mücadelesi veriyor. Ayağındaki taşlar onu aşağıya çekerken uçuracak kanatlar her gün küçülüyor; hayatı taşıyamaz hale geliyor!

Bu düşünceye de nasıl vardım? “Barınma için çalışıyoruz” haberinden. Açıklamalar da şöyle:

Halkın en büyük gider yeri kira ve konut kredisi; aylık ortalaması yüzde 24,7, ikincisi gıda ve alkolsüz içecek; yüzde 19,7 ve sırayla diğerleri de şöyle: ulaştırma 18,7, mobilya ve ev eşyaları 6,3, lokanta ve otel 6,2, giyim ayakkabı 5, alkollü içecek 4,5, çeşitli mal ve hizmetler 4,4, haberleşme 3,4, eğlence kültür 2,7, eğitim 2,7 ve sağlık 2,2.

Gördüğümüz gibi en çok kiraya ve konut kredilerine ödeme yapıyoruz, ikincisi gıda ve içeceğe. Üçüncüsüne ne oluyor; ulaştırmaya? Neden ulaştırmaya bu kadar çok para ödüyoruz? Bunların yanında eğitim gideri neden bu kadar düşük?

Bu oranlar en düşük yüzde 20 gelir grubunda kiraya harcanan pay yüzde 31,9, gıdaya harcanan pay yüzde 28. En yüksek yüzde 20 gelir paylı grubun harcamaları ulaştırmada yüzde 23,9, kira ve konut harcamalarında yüzde 20,9.

Buradan çıkan sonuç şu: Vatandaş soyuluyor! Konut ve ulaştırmaya harcanan para gelirinin yüzde 50’si kadar. Kendisine harcayacak bir şey kalmıyor. Onun için mal ve hizmetlerin kalitesi bu kadar düşük. Onun için yeterli, sağlıklı beslenemiyor, kendini geliştiremiyor; geleceğe hazırlayamıyor!

Bu değerlerden yola çıkarak çarpıklıkları irdeleyelim:

Konut alanında büyük bir soygun var şöyle ki: Yapılan konutların maliyeti ortalama 100 bin lira iken 250-300 bine satılıyor; banka kredisiyle 500 bin lira!

Ulaştırma giderlerinde 3 rantçı var; birisi devlet yüzde 50 vergi alıyor, belediyeler ikinci rantçı ve otobüs firmaları üçüncü!

Gıdada tarladan pazara kadar 3 rantçı var. Ve ürünler maliyet katlanmasına uğrayarak geldiğinden lokantalar kaliteli mal ve hizmet üretemiyor; üretse de satamıyor!

Bu arada geçim derdinde olan vatandaşın bankalara ödediği faizleri saymadık; acaba bu harcama TÜİK istatistiklerine neden girmiyor?

Sonuçta vatandaş bir taraftan asgari ücrete mahkum edilmişken diğer taraftan rant, kâr ve faiz presi altında yok oluyor!

İşte bu şartlarda, iş kazasında ölüyor işçiler!

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: