Özyönetim ve Endüstri 4.0 üzerine çalışma notları(*)

Trump’ın geçen gün BM genel kurulundaki konuşmasında vurguladığı küreselleşme karşıtlığı ve “yurtseverlik”, ilericilerin tüm yeryüzünde önümüzdeki koca bir dönem boyu cebelleşeceği iki tümüyle reaksiyoner / gerici unsuru tekrar hatırlatıyor.Milli devlet milli bayrak vs milli pazar milli burjuva millet vs. hepsi aynı soyun sopudur, gericidir.

İşçiler, kendileri de bundan şiddetle etkilenmekle birlikte, bunu aşmak, üretimin örgütlenmesinde uygulanmasında tüketimin örgütlenmesinde ve gelirin dağıtımında yönetimi kendi ellerine almayı öğrenmek zorundalar. Özyönetim ihtiyacı budur. Aynen uçurumun başında duran adamın karşı tarafa (selamete) atlaması gereği gibi. Karşıya geçeceğim derken düşebilirim diye korkabilirsin, korkuyorsun ama ATLA! Hayat böyle emrediyor.

Hayatı önyargılar ve kör inançlarla yorumlamayacaksak, hayata Bilimsel yaklaşacaksak böyle. Bence! Başka bir deyişle, küresel kapitalizm altında sorunların ve çözümlerin, yani mücadelenin küreselleşmesi hayatın emridir.Allah ve onun her soydan türevleri / takipçileri bile her adımlarında bu süreci ilerletmeye yarıyor.

Önemli olan (en azından benim için) zinde ve devingen ve bilgili beyinlerin bunu önceden görüp ona uygun tavır geliştirmesidir.İşçiler için hattı mücadele değil sathı mücadele vardır. O satıh da kürreyi mükerremedir. Bir kez işçi bunu kavrayınca tabii ki kendi yerel alanında verdiği mücadeleyi daha doğru zemine oturtur.

İşçi Kürtse Kürt Türkse Türk olabilir ama mücadelesi ulus üstü küresel mücadelenin parçası gibi ele alınmak zorundadır. Hayatın bu yönü işçinin neden “vatanı  olmadığını” açıklar.O zaman ulusçu yalıtılma, izolasyon eğilimlerine karşı durmak, göçün (migration) nasıl devrimci bir işlev taşıdığını anlamak ve anlatmak gerekir.Bu bağlamda ulus-devletin sönümlenmesi ve giderek çökmesi sınırların kalkması işçi için olumlu bir gelişmedir.

Başkasının bunu olumlu görüp görmediği, ne düşündüğü işçi için çok da önem arzetmemektedir.

Bu tabii ki bugün işçilerin böyle düşündüğü anlamına gelmez. Konuya vakıf olan aydın dediğimiz bireyler topluluğunun görevi işçiye bunu anlatmak ve tekrar anlatmaktır.

 

Endüstri 4.0 denilen sürecin, bence çok derin devrimci anlam taşıyan ÖZYÖNETİM Fikriyatı açısından önemi nereden geliyor?

Endüstri 4.0 denilen süreç, insan-insan, insan-makine iletişimini, en son bilimsel-teknolojik gelişmelerin büyük katkısıyla temassız makine-makine iletişimine, bunun da ötesinde program-program iletişimine ilerletmiş bir aşamanın adıdır.

Akıllı üretim makineleri, akıllı üretim süreçleri, akıllı iletişim süreçleri, telsiz-temassız (wifi)iletişim, şekil tanıma programları.

Bunun ötesinde Şeylerin İnterneti (IoT – akıllı makinelerin – bilgisayar-telefon-yazıcı-termostat-ısıtıcı vb vb birbirlerini temassız ortamda tanıması ve iletişime geçmesi) dediğimiz olgudur.

Bunun şimdilerde ileri endüstri sektörlerinde uygulanmasına *Endüstriyel Şeylerin İnterneti* (IIoT) deniliyor. ÖZYÖNETİM açısından bu olgunun önemi şudur ki, insanlık tarihinde meta üretimi sürecini yaşadığımız son 7-8 küsur bin yıldır İLK KEZ  emekçi, işçi, üretim sürecinde çarkın bir dişlisi, kölesi olmaktan çıkıyor.

İlk kez işçi, endüstriyel şeylerin interneti sayesinde Endüstri 4.0 sürecinde üretim sürecinin dışına çıkıyor; emek, üretime nezaret eder konuma geliyor.

İlk kez nesnel koşullar emeğin üretim vb süreçlere nezaret edebilmesinin olanaklarını yaratıyor. Tarihte ilk kez emek, sermayeye ihtiyaç duyulmayacak bir yeni dünyanın eşiğine geliyor.Teknik gelişmelere ek olarak, bugün artık tartışılmayacak denli küreselleşmiş olan dünya pazarında ticaretin uçları BLOCKCHAIN adı verilen devrimci gelişmeyle birbirlerine bağlanıyor.

Verili koşullar altında TİCARET işlevinin ortadan kalkmasının, belki de başlangıcı yaşanıyor. Önce aradaki aracılar ortadan kalkma sürecine girmiş vaziyettedir

Endüstri 4.0 süreçlerinin tümü, işçiyi çok yakın bir gelecekte dünyanın efendisi olabileceği bir konuma getiriyor. Patronsuz bir dünyanın, Özyönetimin nesnel koşulları orada burada uç veriyor.

Belki bunlara, İşçinin Özyönetimi dünyasının üretici güçlerinin filizlenmesidir diyeceğiz 20-30 yıl sonra. Bence mühendisiyle (yurtdışında okuyup zihni iğfal edilmiş herkes buna dahildir) siyasal-sosyal bilimcisiyle tüm genç zihinler bu konuyu daha iyi anlamaya çalışırlarsa, önümüzdeki 40-50 yılın emek mücadelesinin önünü açmaya katkı yapmış olurlar.

ÖZYÖNETİM o zaman ufkumuza girmeye başlar.Ben en son teknik gelişmeleri ÖZYÖNETİM fikriyatı çerçevesinde naçizen böyle yorumluyorum.

Bu gelişmeyi anlaması için işçilere işçi örgütlerine yardımcı olunması kilit bir görevdir diye düşünüyorum.  Bu alanda herkesin POZİTİF çabasına, katkısına ihtiyaç olduğu gün gibi açık değil mi? Endüstri 4.0 ün çok önemli bir sonucu A birim kadar üretebilmek / hizmet verebilmek için gereken toplumsal olarak gerekli emek-zamanını inanılmaz ölçüde kısaltmasıdır.Yani ne X sayıda işçinin çalışmasına ne de çalışan işçilerin günde 8 saat çalışmasına ihtiyaç kalmamıştır.NEF adlı İngiliz emek araştırma kuruluşu 2010 yılında bir yayınında işçinin haftalık çalışma süresinin 21 saate indiğini duyurmuştu.1970-80 li yıllarda 35 saatlik çalışma haftası için büyük mücadeleler verildiğini hatırlarsınız.Sonuçta Almanya ve Fransa gibi ülkelerde 35 saat/hafta kanuna bile girmişti.

Şimdilerde son 10 yılın baş döndürücü gelişmeleriyle bu toplumsal olarak gerekli emek-zamanı (TOGEZ) 20 saatin de altına inmiş durumda diye tahmin ediyorum. (Sağlam veriyle durumu saptamak gerekir.) Oysa işçiler şimdi ileri ülkelerde bile haftada 60-70 saat çalışıyorlar. Patronların sömürüsü göğe vurmuş durumda. Süper karlar tavan yapmakta.

TOGEZ in iyice düştüğünün en bariz göstergesi, Part-time çalışanların tüm çalışanlar içinde oranının tedrici olarak ama sürekli yükselme eğiliminde oluşudur. Oysa emekçiler katır gibi çalışıyorlar.

Endüstri 4.0 ün ilerlemesiyle daha da büyük sayılarda işçi İŞSİZ kalacak. Kapitalist allahın emri bu. Buna tepki nerede? Herkes can telaşına düşmüş durumda. Sendikacılar ise trene bakanlar gibi gelişmeleri seyretmekteler. Halbuki TOGEZ in düşüşü İşçinin önünde muazzam olanaklar yaratabilir. Tabii, eğer Mücadeleyi yükseltirse! Haftada diyelim 20 saatlik çalışma haftası ve ücretlerin düşürülmek ne söz saat kaybını karşılayacak biçimde yükseltilmesi mücadelesi.

İş dışında kalan zamanda iş ve meslek öğrenim ve geliştirme öğrenim ve eğitimi için mücadele. Patronsuz yapılabileceği ayan beyan ortada olan üretim ve dağıtımın örgütlenmesini yönetme yetisini ilerletme mücadelesi. Tüm işyerlerinde her düzeyde ve her alanda KARAR ALAN ORGANLARDA temsil edilmek için mücadele.

Bütün bu saydıklarım İŞÇİNİN ÖZYÖNETİMİ mücadelesinin unsurlarıdır.

İşçi olmayan bir allaha inanıyormuş, hırsızlığı ayyuka çıkmış şeriatçı partilere, ya da, sokakta kendi gölgesinden korkan bir muhalefete oy veriyormuş. Ne gam!

Bütün muhalefeti ve hayattan bıkmış, gergin veya öfkeli toplumsal kesimleri ayağa kaldırmanın sancağı olabilir ÖZYÖNETİM! Slogan ise çok basit: Bugüne kadar siz yönettiniz bundan sonra BİZ YÖNETECEĞİZ. Bütün güncel talepler bunun etrafına örülebilir.

Mülklenme / mülkiyet tartışmasını en azından bugün dıştalayarak *”İŞÇİNİN ÖZYÖNETİMİ, HER ALANDA HER DÜZEYDE!*” diyerek, tüm mücadeleler buna bağlanarak şimdilerde iyice kabızlaştığı görülen SİYASAL MÜCADELE yerden kaldırılabilir.

Gerisi, İşçi Kerim!

Bence.

 

(*) İsmail Büyükakan, Yazar EMAR (Emek Araştırmaları Vakfı) Kurucusu

Bu yazısı bir tartışma grubu içinde tartışmadan çıkan ve yazıya dökülerek metin haline getirilmiştir.Büyükakan ileride konuyu daha da genişleterek bir makale halini alacağını ifade etti

http://emarvakfi.org/

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: