Sosyal medyada, dünyanın en büyük ilaç firmalarında CEO’luk yapmış Roland Diggellmann, ilaç firmaları ile ilgili bir itirafta bulunuyor ve diyor ki,
“İlaç şirketleri için tedavi edilmiş her hasta, kaybedilmiş bir müşteri demektir. Çoğu ilaç firmasının felsefesi, ‘öldürmeyin ama sakın iyileştirmeyen’ şeklindedir. Kanser, şeker, tansiyon, kalp, kemik erimesi, bu hastalıklar şirketler için altın yumurtlayan tavuklardır. İlaç firmaları kansere tedavi filan aramıyor, insanları kanserli bir şekilde daha uzun süre yaşatıp sömürmeyi hedefliyorlar. Dünyanın bunu bilmeye hakkı var” diyor. (Kaynak Enteresan Bilgiler Ansiklopedisi). Sayın CEO nihayet lütfetti, biz de öğrendik.
Türkiye’de başı hastalıktan kalkmayan milyonlarca insanı ilaca mahkûm eden liberal ekonomiden, yani kapitalizmden başka ne beklenebilir ki?
Geçen hafta, Marksist Eleştiri’den Y Zamir) bir alıntı ile “Egemen sınıfın düşünceleri, her çağda egemen düşünceler olmuştur. Maddi gücü elinde tutan sınıf aynı zamanda toplumun entelektüel gücüdür ve aynı zamanda zihinsel üretim araçlarını kontrol eder. Zihinsel üretim araçlarından yoksun sınıfın düşünceleri egemen sınıfa bağımlıdır. Öyle ki sermaye düzenine tevekkülle boyun eğen mülksüzler, kendilerine ait bir bilinci olmadığından egemen sınıfın ürettiği düşünceleri, takma akıl gibi taşırlar” demiştik.
R Diggellmann’ın söyledikleri bu alıntıyı aynen teyit ediyor. Kapitalizme ait egemen düşünce, tüm dünyada sağlık konusundaki entelektüel kültür oluşumu ve birikimini tamamen elinde tutuyor ve insanların sağlıkla ilgili zihinsel bilgilerini kontrol ediyor. Sağlıkla ilgili zihinsel üretim araçlarından yoksun kalan insanlar, ilaç tekellerine bağımlı kalıyor, tevekkülle düzene boyun eğdikleri için takma akılla yaşamak zorunda kalıyor. Biz ilaç tüketicileri olarak, ilaç tekellerinin bize verdikleri kadar bilgiye sahip oluyor, yönlendirdikleri şekilde düşünüyor ve hayatımızı takma akılla idame ettirmek zorunda kalıyoruz. İlaç tekellerine karşı mücadele verenler ise tekellerce cezalandırılıyor, toplumdan dışlanıyor, tecrit ediliyorlar.
Peki, ilaç tekelleri ile birlikte diğer tekeller bu işi nasıl ve kimin eliyle yapıyor?
Aynen işlediği günahı itiraf eden Roland Diggellmann gibi, CEO’lar eliyle. Öyleyse CEO’lar şirketler için önemli olmalı, zira insanlar CEO’lar sayesinde rahat söğüşlenmekteler. İnsanların bunları algılamasında belki geç kalınmış da olsa yine de yarar var:
CEO (Chief Executive Officer) kısaca, bir şirketin yönetim kurulundan aldığı hedefi gerçekleştirmek için strateji oluşturup uygulayan, şirketin bugününü yönetirken yarınını da planlayan ve yönetime hesap veren kişi, yöneticilerin yöneticisi.
Kapitalizm, CEO’culuk sistemiyle, hayatın her alanına öylesine müdahale etmektedir ki kimse bunun farkında değil. “Siyasetin CEO’su FETÖ’NÜN sözde imamlarına, CEO’larına 50 bin TL gibi yüksek maaş verilmesi ile yeniden gündeme gelen CEO’yu” Temel Aksoy, açıklıyor: Yaygın anlayışa göre CEO’nun birinci görevi şirkete kar ettirmek. Eğer bir şirket müşterilerin ödeyeceği para kadar bir ürünü ya da hizmeti uygun bir fiyata satıp maliyetini karşıladıktan sonra kar ediyorsa, bu şirket işini doğru yapıyor demektir. Bir şirket değer ortağı yani yalnızca hissedarlarına değil aynı zamanda müşterilere, çalışanlara, bayilere, sendikalara, tedarikçilere, devlete ve toplum kuruluşlarına karşı da sorumludur. Son yıllarda CEO’lardan kârlılık, büyüme kadar, paydaşlara liderlik etme, insanlara ilham verme gibi rol üstlenmeleri isteniyor. CEO’lardan beklenen şeffaflık, güçlü iletişim ve empati yeteneği ile esneklik, pazarlama felsefesiyle çok örtüşüyor. Peter Fisk, ‘pazarlama kökenli liderlerin günümüzün kurumlarının belkemiği olduğunu söylüyor.’ Apple için Steve Jobs, Nike için Phil Knight bu kategorideki CEO’lardır (A24.com.tr.T Aksoy CEO nedir, açılımı ne iş yapar, 27.09.2016).
Amerikan başkan Baba Bush başkanlığı bıraktıktan sonra çantasını eline alıp Crıysler şirketinin ürünlerini pazarlamıştı. Ekonomiyi anladık da siyasetin CEO’ları günümüzde çok daha can yakıyorlar. Biz halkın takma akılla yol almamızı sağlıyorlar. İlaç tekellerinin “tedavi edilmiş her hasta kaybedilmiş müşteridir” anlayışının en büyük CEO’ları siyasi iktidarlardır.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
