Yerel seçimlerin heyecanı söndürüldü

Türkiye’nin gündemi yerel seçimlere kilitleniyor. AKP İktidarının keşfettiği kayyumların gölgesinde gidilen, 19 Mart yerel ve mahalli idareler seçimi, ülkede bir heyecan, bir coşku bir umut yaratmadı. Özellikle iktidar çevreleri aday adayları üzerinde bir baskı, bir temkinlilik ve bir tedirgin ruh halleri görülüyor. İktidara karşı yapacakları bir hata, işleyecekleri bir kusurun çekingenliği ile vaatlerini sıralayamazken, muhalefet tarafı kayyum baskısının neye mal olacağının tedirginliği içinde özgür ve bağımsız politikalar geliştiremiyor. Cumhurbaşkanı HDP’li belediyelere karşı kayyum atayacaklarını zaten alenen de söyledi ve onlara göre kayyumlar aslında bu işi bal gibi de götürüyorlar.

Son kırk yılda merkezi iktidarlarla yerel yönetimlerin icraatlarında bir paralellik var ve iktidarlar, halkın parasıyla yapılan fabrikaları, işletmeleri yerli- yabancı sermayeye satarlarken belediyeler de kendilerini yine yerli ve yabancı yatırımcılara alan açmak ve rant sağlamakla görevli görüyorlar. Özellikle Ankara, İstanbul, İzmir gibi metropollerde gökdelenlere, devasa AVM’lere ve uydu kentlere arsa hazırlayan ve anayollar üzerinde alt geçit göletleri inşa eden belediyeler, deniz botu ithalatı da yapar hale geldiler. Çevresel tarım ve sanayi ürünleri için ihracat merkezleri açmak yerine ithal ürünler için akla hayale gelmedik AVM’ler inşa ettiler, serbest pazarlar kurdular. Şimdiki adaylarsa, politikalarını artık halka hesap vermek üzerine değil de iktidarın ve çok uluslu şirketlerin yaptırımları üzerine kurmak zorundalar. Çünkü çevrelerinde pazarda satacak ne ürün var, ne de insanları üretime teşvik edecek bir anlayış!

Türkiye’deki pazaryerleri ile Zonguldak, Kozlu ve diğer ilçe pazaryerleri birbirinin benzerleridir. Hele İstanbul’da pazaryerleri yok bile. Ama hepsi de anlaşmışlarcasına yerli üreticilere başköşede ayırdıkları hiçbir yer yok. Son zamanın Belediyecilik anlayışında yerli üreticiden para almak var da Ovacık Belediye Başkanı Maçoğlu gibi pazarın işlek bir yerinde satış tezgâhı sağlamak, hatta ürünlerini ihraç etmede yardımcı olmak gibi bir şey hiçbir belediyecinin aklına gelmez. Onlar pazaryerlerinin en izbelik kıyısında köşesinde kendilerine yer bulurlar, kentin düşük ücretlisi de alışverişini onlardan yapar.

Belediyelerin başında, vesayet, kayyum ve KHK kılıcı sallanırken, halkın başında kriz ve enflasyon kılıcı sallanıyor. AKP’li belediyelerin halk nezdinde neler yapıp yapmayacağı üş aşağı beş yukarı belli ama buradan bir çıkışın olmayacağı gibi bir kanıya da sahipler. İktidar medya gücünü kullanarak toplumda endişe yaratıyor. Kadir Topbaş, Melih Gökçek gibi artık eskimişlerin iktidara seçim kazandırma şansları kalmayınca yeni kahraman adaylar aranmaya başlandı. Şimdi gerek AKP iktidarı gerek muhalefet üç büyük ili kazanacak isimlerin peşinde. Zira üç büyük il iktidarın yumuşak karnı, üç ili kaybedilirse iktidarın gücü zayıflayacak. Tabi ki kırk yıllık yaşam tarzından uzaklaşıp yeni bir yaşam tarzına geçmek ve geleceğe güvenle bakmak isteyenler, yeninin yerel yönetimlerden geçtiğinin farkına varması gerekiyor. Ne var ki iktidar, farkındalığın üzerini örtecek bahaneler de bulacaktır.

Seçimlerin biraz da teknik ve demokratik yanını irdelediğimizde, ön seçimler gibi aday tercihi yapmanın da hayal olduğunu görüyoruz. Başkanlık referandumlarıyla yasama ve yargının yürütmenin egemenliğine geçmesiyle yerel yönetimler de vesayete girmiş oldular ve böylelikle halka aday tercihi bırakılmamış oldu. Şimdi tercih yerine önümüze konulanı onaylayacağız ya da bize, sen bilirsin, diyecekler. Bundan böyle yerel yönetimler, iktidarın emriyle, halkın tercihleri yerine, davet ettikleri çok uluslu devasa şirketlerin çalışmalarını kolaylaştıracaklar, bunu da halka bir kalkınma hamlesi olarak anlatacaklar. İşçinin, köylünün, memurun parasının yerli ve yabancı sermayenin cebine girmesine yardımcı olacaklar. Kozlu bunun en güzel örneğidir. Kozlu’ya yatırım çeken ve büyüten yerel yöneticiler, kime hizmet ettiklerinin farkındadırlar. Kapitalizm artık Kozlu’da kömür çıkarmıyor, çıkan kömürün rantını yiyor. Alın teri ve emek sömürüyor, en çok da inşaat sektörü üzerinden.

Muhalif belediyelerin direnciyle karşılaşan çok uluslu şirketlerin işi bundan böyle çocuk oyuncağı, KHK ve kayyumlar her derde deva. Yeter ki Ankara’ya iş düşsün

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: