Kış kıyamette, selle boğuşan Bodrumu yazmak

Bodrum Bodrum
Geçen yıl Bodrum/Bitez’de idik. Bu yıl gene aynı yerdeyiz. Ama aylardan Ağustos; daha bunaltıcı bir sıcak var…
Geçen yıl uçakla gelmiştik; bu kez özel aracımızla gedik. Cumartesi gecesi Denizli’de/Pamukkale-Colosae Termal otelde mola verdik. Travertenlere çıkamadık. Isı 40’ın üzerindeydi. Bu nedenle kartpostallardaki güzelliğini duyumsayamadım orada.
Otelde bir düğün vardı. Orkestra çok kötüydü. Yapılan masrafa acıdım. Zannedersiniz bir ölü evi ya da opera dinleyen bir topluluk. Oysa Denizli türküleri, Zeybek oyunlarıyla turistlerin ilgisi çekilebilirdi. Ama biz Türkler böyleyiz; organize olmayı bilemiyoruz, turistik değerlerimizi varsıllaştıramıyoruz.
*
Organizasyon bozukluğu kalacağımız Blue Bay otelde de vardı. Odalarımız hazır değildi. Aç susuz iki saate yakın bekledik. Yemek yoktu, bir lokantayı gösterdiler. Oysa her şey dahildi fiyata. Odamızın duşu ve lavabosu tıkanıp duruyor. Söyledik, henüz ilgilenen yok…
Bu sabah ilk kez plaja indim. Yarım saat güneşlendim. Bu günlük bu yeter bana. Eşim deniz kızı gibi; yemeğe bile gelmiyor. Denizi, yüzmeyi çok özlemiş olmalı. Zaten Bitez’i de o istiyor. Burası onun favori dinlence yeri oldu artık. Antik tiyatro etkinliklere açık. Otelin lobisinde 4 fotoğraf var: Biri 1856 Bodrum’una, ikincisi 1950’li yıllara ait; Cevat Şakir’in keşfi sıralarındaki Bodrum. Üçüncüsü 70’li yılların sonuna doğru çekilmiş. Diğeri de yalnızca Bodrum kalesi. Bugün akşamları ışıklarıyla bize göz eden Kos Adası, o yıllarda bi heyula gibi duruyor Bodrum’un karşısında. Ve adalılar bütün gereksinimlerini bizden karşılıyorlar. Ekonomi düşmalık tanımıyor yani.
*
Otel denize sıfır. Çökertme caddesinde. Aklıma hep o türkü geliyor: “Burası da aspat değil Halil’im aman Bitez Yalısı”. Ardından Belen kahvesi ve ormancı geçiyor usumdan. Neyzen Tevfik’i anımsıyorum. İlk geldiğimizde Zeki Müren sağdı (Temmuz 1996). O yıldan bu yana 13 yıl geçmiş. O da unutulanlar arasına girdi çoktan. Bodrum deyince bir de Barış Akarsu da akla geliyor. Torba’da yaşamını yitiren Amasralı hemşehrimiz. Bir kere daha oradan geçerken gencecikti ölüm dedik üçümüz birden. Tuhaf gelmesin o kavşakta değişen hiçbir şey olmamış o kazadan bu yana. Böyle bir duyarsızlığı doğrusu yakıştramıyorum Bodrum’a, Bodrumlu’lara…
Bana Bodrum’u anlamlı kılan bir neden daha var: Kabataşlı yıllarımın 53 yıllık dostuğunu sürdürdüğüm Ahmet Ersöz. Hayatta en uzun süreli en büyük ve tek dostum o. Geçenlerde telefonda şiir yazdığını söyledi. Ben de onları basarım, ulaştır bana dedim. Bunca yıldır böyle bir uğraş içinde olduğunu ilk kez duyuyorum ondan.
*
Ankara, İstanbul, İzmir, Zonguldak, Amasra ve Bursa dışında ilk kez tatili Ege’de geçiriyorduk Güllük’te. O sıralarda Hüseyin Pekin Datça’yla ilgili bi yazı yazmıştı Bartın Gazetesinde. Ben de sütun komşusu olarak Güllük’ten Bartın’a başlıklı bi yazı yazmıştım o zaman. Bu yazıda Bartın/Amasra’nın 1960’lı yıllarda özellikle Ankara’nın sayfiyesi olduğuna değinmiştim. Hatta Bodrum Paşası olarak anılan Zeki Müren’in de Amasra’da tatil yaptığını bile yazmıştım. Ege ve Akdeniz’in kavurucu sıcaklarında ne işimiz var; Karadeniz’in serin sularında kulaç atalım, buz gibi suları ve yeşil cenneti yaylalarına çıkalım diye de Karadeniz’de Turizmin geliştirilmesine öncülük ediyordum. Ama ne gezer? Zonguldaklı tersini yaptı; kapağı Ege ve Akdeniz’e atıp yatırımını oralarda yaptı. Nedir ki, yöremiz şimdi eski şöhretini yakalayalı çok oldu. Hatta bir lokantada Amasra salatası bile yedik burada…
O dinlencede kadim dostum Ahmet Ersöz beni alıp iki gün Bodrum’daki yazlığında konuk etmişti. Sonraları Fethiye, Kuşadası, Alanya, Datça, Çeşme dinlence kentlerimiz oldu. Ama biz Bodrum’da karar kıldık. Bundan dolayı da çok hoşnutuz.
İsmet Kemal Karadayı dostum: “Gezmek, görülebilmişse değişmektir” derdi. Bu Bodrum için de geçerli. Her gelişimizde biz de değişiyoruz. Bodrum’un değişimine de tanık oluyoruz. Bu değişimden dolayı Bodrum adına da çok kaygılanıyoruz. O yapılaşma furyası tedirgin ediyor bizi.
Neyzen Tevfik de buralıymış zaten. Kordonda bir büstü var, Gümüşlük’te Latife Tekin Gümüşlük Akademisi’yle uğraşıyor. Şair İlhan Berk de burada yaşıyordu. Onu Ağustos 2008’de yitirdik. Gömütü de burada zaten. Bir söyleşide eski Bodrum’u bulamadığını söylemişti. Cevat Şakir’in de bir büstü ve ikisinin de birer caddeleri var ayrıca. Bodrum Turizm kadar edebiyatla da şenlendi. Başta da Cevat Şakir’le (Halikarnas Balıkçısı)…, Neyzen Tevfik’le. Şimdilerde bizi onlar karşılıyor şehre girerken…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: