İnsan toplumun ürünüdür

İnsan, yaşadığı toplumun içine doğar, toplumsa ona istediği şekli verir. Sonuçta insan, kendi istediği gibi değil, toplumun istediği birey olur, çıkar. Topluma şekli ise, iktidarda kim varsa o verir.

İnsan, ileriki zamanda zihinlerin, yabancılaşmış şartlanmalardan uzaklaşıp özgürleştiği ve insan aykırı dünyanın pratik eleştirisine, yani insanlığın kurtuluş mücadelesine ışık tuttuğu zamanda kendi şeklini almaya ancak başlar.

Siyasal İslam, iktidara geldiği 1980’den beri Kemalistlerle kavga içinde. Son günlerde Sözcü Gazetesi yazarı Yılmaz Özdil’in “Mustafa Kemal 1881”kitabı üzerinden, Kemalistlerin de cemaate, tarikata dönüştükleri yönünde tartışmalar yürütülüyor. Bu yönüyle yandaş basının liberal kesimi Kemalistlerin AKP iktidarının değirmenine su taşıdıklarını söylerken, cemaat ve tarikatlara meşruiyet kazandırmaya çalışıyor. Ne var ki her iki taraf da otoriter ve doktriner söylem sergilemekten vazgeçmiyor.

İki taraf da doktriner davranıyor! Tartışmaya eleştirel giremiyor, dediğim dedik, diyor.

“Doktrinler insanlara, doğruların neler olduğunu vaaz eder. Vaaz kavramı, kutsal* bilgiyle şereflenmiş bir eğitici seçkinler zümresinin varlığını, dolayısıyla eğitici seçkinler ile sıradan insanların ayrılığını kabul eder. Doktriner yaklaşıma göre, eğitici seçkinler sıradan insanları eğitmeli ve böylece tebliğ ettikleri doğrular manzumesine göre toplumun dönüşmesini sağlamalılar.” “Geleceğin nasıl bir şey olacağı “âlim adam”lardan fışkırmaz. Geleceğin nasıl bir şey olacağı bütün dünya mülksüzlerinin, yani sıradan insanların eleştirel, devrimci, kurucu mücadelesi, kendi yolunu adım adım açtıkça ortaya çıkacaktır.”

Küçük bir örnek, işçi fabrikada, köylü toprakta üretiyor. İşçinin ürettiği ürün patronun cebine para olarak girerken, köylünün ürünü pazarda değer kazanıp para etmiyor. İnsana ne kadar aykırı bir şey değil mi? Dünya tersine dönüyor, dedikleri şey tam da bu olmalı herhalde.

Eğer, diyor Marks, “dünya tersine dönmüş ise, toplumsal ilişkiler insana aykırı ise, bu acayip durumu yansıtan bilinç biçimleri de tersine dönmüştür, baş aşağıdır, akıl dışıdır, mistiktir.”

Laiklik tartışmalarında aydınlanmacı taraf, laiklik mücadelesinde, eğitime belirgin bir vurgu yaparak, pozitif bilimle aydınlanmış bireyler yetiştirerek toplumun dönüştürüleceğini savunuyor. “Oysa insanlara doğruların öğretilmesi yoluyla gerçek dünyanın tersine dönmüş hali düzeltilemez. Zihinlerin mistik sislerden arınması eğitim öğretim faaliyetine değil, mistik toplumsal ilişkileri fiilen ortadan kaldırmaya yönelen eleştirel, devrimci mücadelenin gelişmesine bağlıdır. Gerçek yaşam dönüştürüldükçe, insana aykırı ilişkiler adım adım ortadan kaldırıldıkça, zihinlerdeki mistik sisler de dağılmaya başlayacaktır.”

Yerel seçime gittiğimizin arifesinde ekonomik krizle boğuşan bir ev hanımı, soğanın 7 ya da 8 liraya nasıl çıktığını pek anlamaz. O çıkışın üzeri mistik bir örtü ile örtülüdür. Sadece pazarcı farkındadır o mistik örtünün. İşte “insanları tahakküm altına alan özel mülkiyet, meta, değer, para, pazar, ücretli emek, sermaye gibi insana aykırı ilişkilerdir, mistik örtü.” Bunların nasıl işlediği ne bilinir ne denetlenir! Bunlar ancak sahici insan faaliyeti ortaya çıkarsa, gerçek dünyanın zihinsel yansıması saydam, açık, anlaşılır olacaktır.

İki bin yirmiye yaklaştığımız şu günlerde işçi sınıfı ve emekçi halk, dünden daha fazla emek- sermaye çelişkisi yaşıyor. 1970’ler de dünya grevlerle sarsılır, işçi sınıfı iktidar arayışları içindeyken, bugün sermaye sendikaya üye olmaya izin vermiyor. Flor Mar işçisi 300 gündür grev yaparken, iktidar yerel yöneticilerine, onları sokağa çıkarmayın, diyor. Ama ne var ki bıçak kemiğe dayanınca, o iktidarın yılmaz savunucusu cefakâr türbanlı kadınlar, en az arkadaşları kadar sendikal mücadeleye omuz veriyorlar.

Bir dönem, zanaat erbabı insan ürettiğinin tam sahibiyken, ücretli sistemde, ürünler işçi sınıfının karşısına yabancı bir nesne, onu sömüren bir sermaye hatta hasım olarak çıkıyor. Oysa insan, üretimiyle yeni insani nitelikler edinerek insani özünü de geliştirmek ve kendini yaratmak isterken doğayı da insanileştirmek istiyor artık.  28.01.2019

*Tırnak içindeki cümleler Marksist Eleştiri, Yusuf Zamir’in kitabından alınmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: