Baharı beklerken

Nisan ayı, çoğumuz için yenilenme, yeni umutlar, daha güzel günlerin başlangıcı olarak beklenen bir aydır.

Kuşkusuz, neyi beklediğiniz, neler umduğunuzla ilgili de olsa, nisan ayı bir arınma, yeniden doğuş ve aynı zamanda mücadele bilincinin de yenilendiği bir ay olarak; bir anlamda sevgiyi, barışı, dostluğu anımsatır.

Yeni bir döneme giren her insan, geçmişi sorgular, geleceğini planlar.

Kendisiyle yüzleşmeyen, geçmişiyle hesaplaşmayan kişi ve toplumlar bir kısır döngü içerisinde geçmişin hataları, pişmanlıkları ve ihanetlerinin yarattığı travmadan kurtulamaz, en soğuk kışın bile yapamadığı kadar üşüyen ruhlarını ısıtamazlar.

Geçmişte yaşanan kavgalar, nefret ve düşmanlıkları nisan yağmurları alır götürür, bahar güneşi yüreğimizi ısıtır, akşam vakti yüzümüzü yalayıp geçen nisan esintisi bizi yeni ve saf duygulara götürür.

Yani Nisan, aşktır, mutluluktur, barıştır, özgürlüktür.

Yani baharla birlikte gelen sevinç, huzur; yaşamasını bilene umuttur, sevgidir, gelecek güzel günlerin habercisi, müjdecisidir.

Ancak yüreği taşlaşmış, vicdanı nasırlaşmış, sevgiden, insanlıktan nasibini almamış kişiler için, ne ılgıt ılgıt esen rüzgar, ne sabah güneşi, ne de nisan akşamlarının serinliğinin hiç bir anlamı yoktur.

Onlar; kinden, kavgadan, kaostan beslenirler.                                                                

Onlar; insana düşman, barışa düşman, emeğe düşmandırlar.

Onlar; ümidin düşmanı kan emiciler, geçmişimizin sorumlusu, geleceğimizin önündeki engeldirler.

İşte bu engellerden, bu vicdansızlardan, bu emek ve barış düşmanlarından kurtulmak, yeniden mücadele gücü elde edebilmek için bizlere yeni bir fırsat yaratır nisan ayı.

Ruhlarımızı yeniden restore etmek, kendimizi ve ilişkilerimizi yeniden gözden geçirmek ve geleceğe umutla bakabilecek yeni bir iklimin, mevsimin başlangıcıdır Nisan ayı.

31 Martta gerçekleşecek yerel seçimler, Türkiye için de yeni ve güzel şeylerin habercisi olabilir.

Toplum olarak, bir değişime, yenilenmeye o kadar çok ihtiyacımız var ki; daha fazla beklemeye tahammülümüz kalmadı.

Bizleri her geçen gün biraz daha birbirimizden uzaklaştıran kutuplaştırıcı, ayrımcı politikalardan, kavga ve nefret dilinden beslenen çıkarcı, vicdanı körelmiş siyasetçilerden kurtulmanın tam da zamanıdır.

Gelin hep birlikte bu siyaset baronlarına, bu demokrasi düşmanlarına gerekli dersi verelim.

Bizleri yok sayan başkan ve adamlarına rağmen, bizlere en yakın, bizi bizle birlikte yönetecek yerel yöneticilerimizi seçelim.

Bu seçimleri bir beka sorunu haline getirmeye çalışanlarda, kendi parti içi iktidarlarını pekiştirmek uğruna demokrasiyi, halk iradesini görmezden gelen muhalefet yöneticileri de aslında bir demokrasi dersini çoktan hak ettiler.

Tabanın söz ve karar sahibi olması ilkesini bir kenara koyan, kendi seçtikleri delegelere yeniden kendilerini seçtirten, sonra da milletvekilliklerini, belediye başkanlıklarını pazarlayan bu siyaset tacirleri, bizlerden parti disiplini adına tek başına aldıkları bu kararlara koşulsuz uymamızı istiyorlar.

Ülke yönetiminin, iktidarın değişmesini isteyenler; iş kendilerinin değişmesine gelince ipe un seriyorlar, kırk türlü bahaneyle koltuklarını bırakmak istemiyorlar.

Bu pazar günü hepimizi yakından ilgilendiren, ülkemiz adına yaşamsal öneme sahip bir seçim gerçekleştireceğiz.

Yaşadığımız kentleri yönetecek belediye başkanlarını seçeceğiz.

Daha doğrusu, başkan ve adamlarının bizlere dayattıkları adaylardan birini seçmek zorunda kalacağız.

Seçeceğimiz kişiler, genel siyaseti, ülkenin yönetimini belirleyecek, sistemi değiştirecek kişiler olmayacak.

Bilgi ve birikimi, misyon ve vizyonu kent yönetmeye yeterli, liyakat sahibi, demokrasiye inanmış, kollektif yönetim anlayışına sahip bir adayı tercih etmek bile, bizlere dayatılmak istenen merkezci, tek adam yönetimine bir itiraz olacaktır.

Hiç kimse ya da güç odağı, bizlerin iradesine ipotek koyamaz.

Hepimiz biliyoruz ki; seçim sonuçları dünyanın sonu değildir.

Bizim istediğimiz, tercih ettiğimiz aday seçilmeyebilir.

Önemli olan kendi irademizle, bize dayatılan değil, bizim inandığımız, yaşadığımız kente en iyi hizmeti verecek kişinin seçilmesidir.

Nisan itibariyle inanıyorum ki Türkiye’de siyaset yeniden şekillenecek, değişen dünya koşullarında, üretim ilişkileri, ekonomik ilişkiler olduğu gibi siyasi ilişkiler de değişecek, farklılaşacak.Oluşacak yeni siyasi iklim ve koşullara uygun olarak herkes yeniden siyaset tarzını belirleyecek, yeniden pozisyon alacak.

O zaman da bugün içinde yer aldığımız siyasi parti ya da oluşumun yarın hangi konumda, hangi siyasi işbirliklerinin içerisinde yer alacağını şimdiden kestirmemiz mümkün olmayacağı gibi, bugün karşı gruplarda yer aldığımız kişilerle yarın aynı siyasi yapının içinde yer alabiliriz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: