Demokrasi Yolundaki Ayak İzlerimiz

Yaşam, her güne bir anlam yükler. Bazı kişiler verdikleri değer ve davranışlarıyla, bize olan sevgileriyle kalbimizde ömür boyu kalabilirler. Bunlar, bir okul arkadaşı, bir öğretmen, bir şair, bir yazar, bir sevgili ya da bir coğrafya parçası olabilir. Onlar sayısız kişiden öne geçer ve ayak izleri ile hayatımızdan hiç silinmezler. Benzer şekilde bir toprak parçasında ya da bir toplumda biz de ayak izimizi bırakmışızdır.

Bir Mayıs’ta Zonguldak’ta dostlarla birlikte yürüdük bu sefer. Aklımız Taksim’de olsa da yine birlikte türküler söyleyip rengârenk bayraklar taşıdık. Hak ve adalet için haykırdık. Bir başka dünya için, sosyalizm için devrim istedik. Beşiktaş’tan Taksim’e çıkmaya çalışan Halkın Kurtuluş Partililerin ve diğer grupların polis tarafından tutuklanması biraz heyecan yarattıysa da Ereğli’den, Devrek’ten, Kozlu’dan, Çaycuma’dan, Bartın’dan, Cide’den gelenler ile Zonguldak’tan toplanan dostlarımız yüreğimizi ferahlattı. Meğer birbirimizi çok özlemişiz.

Bir Mayıs günü, bir dostun, bir şairin, bir yazarın bıraktığı iz gibi sınıf mücadelesinin de üzerimizde bıraktığı izleri fark ettim. Yetmişlerin başından bugüne kadar biriktirebildiğim dostlarımın bir kaçı ile buluşarak, sınıf mücadelesinde kat ettiğimiz yolu konuştuk. O günden bugüne köprülerin altından çok sular aktığını, sınıf kavgasında çok yoldaşımızı kaybettiğimizi ve yolda dökülenleri andık. İroni olacak belki ama yolun taşı, dikeni ayıklanınca geriye hayli dönenlerin olduğunu da gördük. İyi de oldu. Sınıf mücadelesini “taşı delen suyun gücü değil damlaların sürekliliğidir” anlayışıyla bugüne taşıyabilmenin mutluluğunu paylaştık.

Zonguldak, 1Mayıs etkinliği açısından hayli renkli görüntü verdi. Maden işçileri ve kamu çalışanları yanında siyasi partiler, yerel dernekler, hatta Haluk Levent’in liderlik ettiği “Ahbap” derneği de vardı. 1Mayıs marş ve türküler eşlik etti programa. Söylememiz gereken bir durum var ki, Hak İş, Türk İş, Memur Sen ve Türkiye Kamu Sen alanda yoktu. Sınıfın kalbi Taksim’de atarken anlaşılıyor ki sermaye tarafından başka alanlara yönlendirilmiş ve görevlendirilmişler. Ama insan söylemeden edemiyor, tüm sendika ve konfederasyonlar birlik olsalardı, evlerinde oturanlar, pikniğe gidenler de aramıza katılsalardı, oynamaz mıydı yer yerinden. O zaman, ne ekonomik kriz olurdu, ne kıdem tazminatı fona devredilirdi, tarlada izi olanların, yemeye de yüzü olurdu.

Sınıf mücadelesinin taşlı dikenli yollarında kendi ayak izlerimide görür gibi oluyorum. Biraz geçmişe dönersek, ilk 1Mayısı deneyimim, 37 şehit verdiğimiz 1977 1Mayısında oldu. Sonrasında TÖB DER, Eğit Der, Eğitim İş ve Eğitim Sen’in örgütlenmesinden, eylem ve etkinliklerinde sayısız okulun kapısını çalarak deneyim sahibi olabildik. Yüzlerce çalışanla tanışıp güç birliği ile sendikalara kavuştuk. Kahramanmaraş katliamı kolay protesto edilmedi. İyi ki o kapıları çalmışız da 1Mayısta onlarcası ile buluşup kimileriyle ayaküzeri üç beş dakika konuştuk, kimileriyle uzaktan selamlaştık.

Sınıf kavgasının elli yıla yaklaşan inişli çıkışlı başarısında, mücadeleden kopmadan ve bayrağı yere düşürmeden yürüdüğümüz yolda her birimizin ne kadar emeği ve ayak izi olduğu şimdi daha iyi anlaşılıyor. TÖS’DEN, TÖB DER’DEN aldığımız örgütlenme mirasını Eğitim Sen’e, KESK’E, genç kuşaklara, hatta “memurlar sendika kuramaz” diye beyinleri kabuk bağlayanlara, “damlaların sürekliliğini” sağlayarak ispatlamanın hazzını, heyecanını yaşadık.

1Mayısların tarihi kolay yazılmadı. Doksanlı yıllarda Türkiye’nin dört bir tarafından sınıf mücadelesi için gelen on binlerce mücadele arkadaşlarımızla doldurduk doksanlı Ankara Kızılay meydanını. Hem de yüzlerce kez. Polis ilk defa bizim üzerimizde denedi biber gazını. Sendikal hakların kazanılmasının cefası çok oldu. Şimdi sefası sürülüyor, hem de iktidarla kol kola girilerek. Ama unutulmamalıdır, her çıkışın bir inişi olduğunu. Görüntüyü verenler, tarih önünde kendilerini nasıl temizleyecekler, göreceğiz. Sendikal hakları elde etmek kolay değildi elbette, ama sermayenin saldırıları karşısında onu korumak daha da zorlaştı günümüzde.

Bu sene 1Mayısın gündemini kıdem tazminatı, ekonomik kriz ve İstanbul Büyük Şehir Belediye seçimi belirledi. Bir dostumun söylediği gibi “bizim düşüncelerimizse taze ve genç.”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: