“Hep Beraber Yeni Bir Hikaye Yazalım“

Zonguldak’ta yayın yapan Doğru Haber Gazetesi İmtiyaz Sahibi Yıldırım Yılmaz, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Zonguldak Merkez İlçe de başlayan seçim takvimi ve geleceğe dair düşüncelerimi içeren röportaj yaptı. Röportajı aynen yayınlıyorum.

Gazetede ve sosyal medyada yayınlanması sonrasında iyi niyetli düşüncelerini paylaşan tüm dostlarıma, arkadaşlarıma, Zonguldak kamuoyuna teşekkür ediyorum

Zonguldak bir dönem belediye meclis üyeliği yapmış olan Gazeteci Bahaddin Arı CHP’den ilçe başkanı adayı olmaya hazırlanıyor. Ekip arkadaşları ile birlikte yeni bir yola çıkan ARI bu yolda kendisi ile yürümek isteyenlere gazetemiz aracılı ile seslendi.

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Yıldırım Yılmaz’a konuşan Bahaddin Arı dünden bugüne yaşananları değerlendirdi ve bu yolda gelecek için gelin hep birlikte bir hikaye yazalım diyerek tüm CHP’lilere seslendi. İşte Aday olduğunu ilk kez bu kadar net bir şekilde seslendiren ARI’nın anlattıkları…

Yıldırım YILMAZ sordu, Bahaddin ARI içtenlikle ve dobra dobra cevapladı…

1) Öncelikle şunu bir netleştirelim. Bahaddin Arı aday mı ? Nereye aday ? Biz bu röportajı aday Bahaddin Arı ile mi yapıyoruz, yoksa ne yapacağına karar vermemiş bir Bahaddin Arı ile mi yapıyoruz ?

Cevap: Hayır sizin dediğiniz gibi başlamayalım.Öncelikle ne yapacağımı,ne yaptığımı biliyorum,burada anlaşalım.Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)’de kongre süreçlerinin en alt basamağı olan ve demokratik bir işleyişin önemli olan basamağı delege seçimleri henüz yeni bitti.

Adaymısın? sorusundan çok bu konuda bu konuda görev almak ister miyim? İsterim. İşte bu nedenle de bu en alt basamak olan delege seçimlerine mahallemden katıldım ve değerli üyelerimizin oylarıyla mahalle delegesi oldum.Yani işin birinci aşamasını kazandım.Bu aşamadan sonra İlçe Başkanlığına adaymısın sorusu na şunu söyleyebilirim.Enerjim,motivasyonum,deneyimim  var ve yeni bir hikaye yazmaya hazırım.

2) CHP İlçe Başkanlığına adayım dediniz ? Peki neden adaysanız ? İlçe Başkanlığının bir vaadi olmaz ama siz partinize neleri kazandıracaksınız ? Üyelere delegelere neyi daha iyi yapacağınızı belirtmek istersiniz ?

Cevap; Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Türkiye’nin en önemli,en güçlü kitle partilerinden biri.Bir anlamda da toplumsal muhalefetin en önemli motor gücü.Özellikle Cumhurbaşkanlığı ve 31 Mart seçimleri sonrasında ülke genelinde yakaladığı önemli avantajı aynı oranda kentimizde yakalamadı.Uzun süredir kentte Partinin kurumsal,kadrosal yapısı ve özellikle de siyaset-politika yapma becerisi tartışılır oldu.Partinin politik-programatik sorunlarından çok,kişilerin,eski yeni görevde olan vekillerin “adamı” olmak üzere yarışıldı.Parti kentte ki temel sorunlara çözüm üretmede,bu konuda politik tutum almak ve kitleleri harekete geçirmede atıl kaldı.

İşte ben yılların verdiği devrimci geleneğin,son 10 yılda gerek yerel yönetim ve parti içi deneyimlerimin ışığında yukarıdaki sorunlara çözüm üretecek,parti üyelerinin,parti kitlesinin,partiden beklentisi olan on binlerce yurttaşımıza yeni bir ufuk,yeni bir gelecek kazandırabileceğime inanıyorum. 18 Yıllık AKP iktidarının kentin üzerine çöktürdüğü karabasını,karabulutları kaldıracak,partinin tıpkı ülke genelinde olduğu bir bir umut,bir yaşam tarzı ve gelecek için mücadele etmeye değer bir noktaya taşıyacağı inancı taşıyorum.

3) Herkesin bir ekibi var görünüyor ? Herkesin bir rengi var ? Sizin bir ekibiniz var mı, kimler bu yolda yanınızda… Belli başlı isimler verebilir misiniz ? Sonuçta siyaset ekip işi…

Cevap; Teşekkür ediyorum bu soru içim.Çünkü gerçekten bu tür görevler, her ne kadar insanın kendi iradesi,cesareti,özgüveni,deneyimi ve birikimi olsa da iş geliyor iyi bir ekip olarak,kollektif bir çalışmayla başarılacak işler olarak önümüze.Öncelikle şunu söylemeliyim, partide parti üyeleri bir gruptan çok, programa-tüzüğe göre hareket eder.Doğaldır seçim zamanları ister ülke genelinde farklı görüşler olsun ister partilerin kendi iç içlerinde olsun adaylıklar,yarışlar mutlaka farklı bakışları-farklı değerlendirmeleri de beraberinde getiriyor.Örneğin siyasette; Partiler nasıl bir yelpazede yer alıyor.Sol’da sosyal demokrat,devrimci demokrat,sosyalist,komünist vb. Merkez partiler,Merkez Sağ,Muhafazakar,Milliyetçi Muhafazakar,İslamcı,.Liberal,Vb tüm bunlar aynı zamanda yapılan politika-siyasetinde nereden,kimden yana politika yaptıklarının da somutlaşmış şekli.Tüm bunlar bu çeşitlilik bir anlamda da demokrasinin zenginliği olarak karşımıza çıkıyor.

Sorunuza gelirsem, delege seçimlerinde renkler ortaya çıktı.Bana sorarsanız bu renklerin parti programı ,politika yapma,kent ve parti kitlesine yönelik dertlerden,sorunlardan,isteklerden mi yana çıktı.Hayır derim daha çok bizimde baştan beri söylediğimiz,”adamcılık” diye tarif edilen ve neredeyse son 15 yıldır parti üyelerine sindirilmiş bir anlayışın sandığa yansıması olarak değerlendirebiliriz.

Çünkü sizlerde takip ettiğiniz gibi ve seçim sonuçları açıklandığında ,Mavi Liste,Beyaz Liste,Kırmızı  renkleri bir politik duruştan çok kişilerin isimleriyle anılmaya başladı.

Ben ve benimle birlikte bu yola çıkan yoldaşlarım,dostlarım bu “adamcılık” üzerine yapılanmaya aslında itiraz ederek çalışmalara başladık.Yaklaşık 3 ay önce benim ve bir kaç arkadaşın bir araya gelerek daha sonra genişletilmiş yaklaşık 20 partili yoldaşla yaptığımız bir dizi toplantılar sonucunda delege seçimlerine hazırandık.

Yukarıda ki üç renk kitlelerde ilk şu adlarla anıldı.Beyaz Renkler (Mevcut Yönetim ve Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz,Belediye Başkan Adayı Şenol Şanal) Mavi Renkler (Eski İl Başkanlarından Halil Furat-Şenol Şanal), Kırmızı Liste (Ebru Uzun-Eski Vekillerden Harun Akın) ilk refleksler böyle yansıdı.Yorumlar öyle yazıldı.

Bunun dışında Sarı ve Lila Renkleri ise bir anlamda bu adamcılık,partinin mevcut durumundan hoşnut olmayan,itiraz eden kesimler olarak yansıdı.Fakat burada da iç içe geçişler oldu.

Örneğin Bahçelievler’de Zonguldak’ın en büyük mahallesi nde bzimle 3 ay önce yola çıkmış gruptan arkadaşlar kendilerinin insiyatif alıp ayrı liste yerine Kırmızı Liste içinde yer aldılar.Çok detaya girmeden birde Beyaz ve Mavi içinde örnek vermek gerekirse,  benim mahallem olan Meşrutiyette Beyaz ve Mavi Liste birleşerek Mavi liste adı altında seçime girdiler.

Yani, seçimler öncesi bizler yanyana gelerek  partinin durumuna,adamcılığa karşı durarak bir deklarason yayınladık.O deklarasyonda,

BizleraşağıdaimzalarıolanCumhuriyetHalkPartisi’ninçeşitlikademelerindegörevyapmış,yöneticiveüyeleriolarak, partiilkelerinebağlı-TüzüğünveProgramınyolgöstericiliğindeyereldepartimizinbugünküolumsuzdurumundançıkmasıiçintümüyelerimizi,partiyegönülvermişpartidostlarımızı,kitlemiziönümüzdekisüreceilişkinolarakbilgilendirmekveyenidenCHP’yibölgedegüçlükılmakiçinbirdiziçalışmabaşlattığımızıduyurmakistiyoruz.”dedik

Ve; “Sosyal demokrat kimlikli bir parti olarak; çoğulculuk ve katılımcılığı, insan haklarını, özgürlük ve hukuk devleti kurallarına sahip çıkmayı, eşitlik ve adalet ilkelerini, dayanışmayı, barış ve hoşgörüyü, emeğin önceliği ve bütünlüğünü, Çevrenin ve doğanın korunmasını, Yani sosyal demokrasinin çağdaş evrensel değerlerini her koşul ve ortamda sahiplenen, politikalarını rehber edinmelidir.”diye ifade ettik.

Delege seçimleri öncesinde başlattığımız çalışmada ki bazı isimler şunlardı, “Murat Pulat,İsmail Kal,Zeki Kefeli,Süleyman Kurt,Ali Hızır Ar,Erol Sarıal,Ali Bora Amasralı,Nevzat Odabaş,Harun Yücel,Cevdet Şahinhan,Mehmet Bilgili,Nuri Genç,İdris Şahin,Mahmut Gülenç,İzzet Bildirici,Tuncer Demirci,Zülfü Lök,Mehmet Kaplan,İzzet Sağır,Sedat Ölmez,Erol Kalyoncu,Nuri Turpçu

Gelinen noktada bu isimlerin ağırlıklı bölümü çalışmalara aktif katılarak mahalllerinden delege seçildiler.Daha sonra bu isimlere yeni yeni partililer katılarak çalışmalar yürüdü.Bu yola çıkarken benim ismimde yada başka bir arkadaşımın,yoldaşımın ismi öne çıkarak çalışma yapmadan,var olan durumu değerlendirdik ve ilerleyen süreçte kimin aday olacağı,kimin bu konuda istekli ve enerjisini,deneyimini,birikimini,zamanını en yoğun kimin harcayacaksa onu işaret edileceği tartışıldı.Şu aşamada her ne kadar kamuoyunda, parti tabanında benim ismim öne çıksa da kendi içimizde tartışmamız,değerlendirmelerimiz devam ediyor.Sürece uygun olarak bunun da bir sonu var tabi ki o süre geldiğinde sizlerde mutlaka bilgilendirileceksiniz

4) Gördüğümüz kadarıyla çok parçalı bir durum var… Bir siyasi partinin üstelik ana muhalefet partisi bir partinin mensuplarının bir ilçe veya il başkanlığı koltuğu için bu kadar hırslı ve hatta düşmanca tavırlar içinde olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz ?

Cevap; Öncelikle şunu belirtmeliyim, Ana muhalefet partisi doğal olarak iktidarında aynı zamanda önemli denetleyicisi.Yani o görev yerleri önemli.Ama sizlerinde söylediği gibi  “Koltuk” konusu bazen yerini Parti’nin değil kişilerin bir kavga arenasına dönüştürebiliyor.Bu sadece tabiki CHP’de değil, AKP’de,MHP’de,İYİ Parti’de ,SP de de kongrelerde masaların sandalyelerin havalarda uçuştuğunu çok gördük

Bizler yukarıda söylediğim ve “Parti İçi Girişim” olarak adlandırdığımız o çağrı metninde; “Son 10 yılda, parti politikasının ötesinde eski milletvekillerinin, eski il ilçe başkanlarının sürekli adamcılık üzerine kurduğu parti üye yapısı ve delege sisteminin dışında politik bir parti çalışmasından, sosyal demokrat parti ilkelerinin hayata geçmesinden çok, kişisel geleceklerinin yeniden kazanılması yada kaybedilmemesine hizmet eden bir anlayışa dönüştü.Parti kadroları bırakın birlikte politika-siyaset yapmayı, yolda, caddede birbirleriyle gezmeye korkar oldular.”Kiminle birlikte olursam karşı tarafın adamı olmam” düşüncesiyle yan yana gelmeye korkar oldu. Parti üyeleri kendi aralarında bölündü.”dedik işte bu durum ki bu çok parçalı ve bir anlamda da kavganın gerekçeleri-nedenleri olarak kamuoyuna yansıyor.Oysa bugünün acil sorunları var.

“Emeğin Başkenti”  demokrasi mücadelesinin önemli köşe taşlarından olan kentimiz Zonguldak’ın bu kimliği  ve ülkenin daha aydınlık bir geleceği için verilen mücadele geleneği son 10-15 yılında oldukça gerilere gitti. Özellikle 18 Yıllık AKP iktidarının ülkedeki ekonomik-politik-sosyal çöküntüsü Zonguldak’ı da derinden etkiledi.Buna yönelik politika üretip,buna uygun kadroların göreve gelmesi konusunda adımlar atılması gerekiyor.Burada Parti kitlesine,üyelerine,delegelerine,parti büyüklerine büyük görev düşüyor.

5)Sizin adaylığınızın yada başkan olursanız başkanlığınızın partide birleştirici bir güç olacağına inanıyor musunuz..? Bunu hangi gerekçelere bağlayabilirsiniz ?

Cevap; Dikkat ederseniz son yılların en çok kullanılan ve istenen şeyi  LİYAKAT (yani işin ehli)bugün 18 yılık iktidarda devlet kadrolarının pozisyonları tartışılıyor.En tepeden en alttaki görevliye kadar.Peki bu geri yada getirilen bu durumdan partiler nasiplerini almadılar mı?aldılar. Bugün hayatın her alanında çok örnekler verebiliriz.Yani bilgisi,becerisi,deneyenimi,birikimi,geçmişi olmayan kişiler koltukları doldurmu,yada doldurmak için yarışır durumda.

Delege seçimlerinden çıkan sonuçlara bakarsak yukarıda aktardım.Yine kişilere endeksli yapılar ortaya çıktı.Bizim yayınladığımız deklarasyona ekleme-çıkarma yapan yada daha ilerini dile getiren bir açıklama,program duymadım.

Ben yapı gereği, toplumla çabuk iletişim kurabilen,mesleğimiz (Gazetecilik)gereği, gündeme ilişkin daha çabuk bilgiye ulaşabilen,gençlik mücadelesinden,devrimci hareketin içinde şekillenmiş,farklı iş alanlarının da yaşamdaki deneyimlerimize kattığı bir çok avantaj ile, özellikle son 10 yılda kent siyasetine daha yakın pratik faaliyetler nedeniyle elde ettiğim tecrübeleri de ekleyerek partinin bu kötü gidişine dur diyebilecek, iyi donanımlı, parti tüzük ve programını iyi özümsemiş, teorik donanıma sahip, parti örgütlerinin yerelde nasıl çalışmalı, kitlelerle nasıl bağ kurmalı, parti tüzüğünün emrettiği hangi alanlarda çalışmalar yapması gerektiğini bilen kadrolar önemli oranda geriye düşmüş,savrulmuş, bir anlamda raydan çıkmış durumu yeniden rayına oturtabiliriz.

Bunun için, Gençliğin enerjisini ve dinamizmini değişimin itici gücüne dönüştürmek, değişim ve yenilik vizyonunu topluma aşılamayı önüne kayacak kadro politikasına ihtiyaç vardır.Kadınlarımızın, üretkenliğini, çalışkan, fedakâr, mücadeleci yanlarını öne çıkarak partiyi ayağa kaldırabiliriz.

6)Partililer arasında bu süreçte en çok konuşulan muhabbetlerden biride ihanetçiler… Partide ihanetçiler diye bir grup var mı.Ve bunlar göreve talip mi ?

Cevap; İhanet çok ağır bir kavram.Neyin İhanet neyin değil sorusuna benim buradan cevap vermem uygun olmaz.Ama Parti de öyle bir durum var sa bunun yolu belli.Tüzüğün gösterdiği maddeler açık.Disiplin kurulu ne iş yapıyor.Birileri,birilerini ihanetle suçluyorsa o zaman parti disipline sevk edecekler.O kurumsal ilişki dir ki kimin partide ihanet edip etmediğine karar versin.

Neden böyle bir dil ve tutum son yıllarda parti kitlesine yapıştı.örneğin; Halil Furat İl Başkanlığı döneminde İl yönetiminden 18 Kişi istifa etti.Halil Furat’ın yönetimi düştü.Parti Kayyuma devredildi.Geçtiğimiz günlerde Halil Furat bir TV kanalında dedi ki, (mealen söylüyorum) “Ben o günün Parti Genel Merkez Örgütlerden Sorumlu Tekin Bingöl’e defalarca gittim.Yönetim Kurlundaki arkadaşlar benim çalışmalarımı engelliyor, ya görevden alın yada disipline verin. Dedim ,bir türlü başaramadım.Defalarca söyleyince tam disipline vereceklerdi ki arkadaşlar istifa etti ve yönetim düştü” diye ifade etti.

Daha sonra ne oldu, gelen yönetim bu şikayetleri dikkate alıp disiplin mekanizmasını işletti mi?Hayır.Şimdi İstifa edenlerin içinde olan arkadaşımız Hakkı Güney İl Başkanlığı görevinde, diğer  il sekreteri arkadaşımız Nurettin Yolcu Parti eğitimden sorumlu bölge koordinatörü olarak görev yapıyor.

Şimdi kim suçlu,kim suçsuz buradan anlaşılması mümkün değil.Bir anlamda da Halil Furat’ın tersine arkadaşlarımız ödüllendirilmiş gibi görevdeler.

Yakı 31 Mart seçimlerinden örnek verelim: Belediye Meclisi ve İl Genel Meclisi listeleri hazırlık aşamasında ve son anda yapılan değişiklik basına kamuoyuna yansıdı.Dörtlü imza diye tabir edilen, İl Başkanı, Milletvekili,Merkez İlçe Başkanı,Belediye Başkan Adayı  Ankara’da imza altına aldıkları mühürlü zarfın açılıp isimlerin değiştirilmesi sonrasında dönemin Merkez İlçe Başkanı Fikret Zaman görevden alındı.Neden Onaylı,Mühürlü zarfı açmak ve imza altına alınan listeleri değiştirdi iddiasıyla.Peki Fikret Zaman bir disiplin suçu işlediyse o zaman niye dipline sevk edilmedi.

En önemli tartışma seninde asıl sorunun cevabı olarak beklediği konuya gelelim.31 Mart Yerel seçimlerinde aday belirleme tartışmaları ayyuka çıkmış, adaylık süresi başvurusu yapan,  “Şenol Şanal, Osman Yayla, Tahsin Erdem) dışında adaylık başvurusu yapmayan ama parti MYK tarafından  aday göstermek istenen (Harun Akın ve Ali Uzun) konusu çok tartışıldı ve özelikle Harun Akın’a yakınlığıyla bilinen kadroların yerel seçimlerde partinin adayına oy vermeme konusunda çalışma yaptığı ve çalışmalara Harun Akın dahil hiç bir kadronun katılmaması iddiası delege seçimlerinin de belki star sloganı olarak karşı grupların önemli bir propaganda malzemesi haline geldi

Peki partide bir yönetim var ve hala görevde, madem böyle bir iddiada var.Yapılması gereken varsa bir belge,bilgi vb hemen geciktiremeden (bugün bile çok geç kalınmış, yerel seçimlerin üzerinden neredeyse 8 Ay geçmiş ve Mevcut yönetim disiplin mekanizmasını işletmemiş bugün delege seçimleri var ve kamuoyuna da “İhanetçilere oy vermeyin”diye propaganda ile seçime gidildi.

Sonuç ortada, mevcut yönetim yaklaşık iki yıllık sürede ve son sekiz ayda ortaya atılan konuların, hak,huuk,adalet anlamında kavramları yerine getirmediğinden tüzüğü işletmediğinden bugün halk dilindeki söylemi, “yapanın yanına kar kalmak” sözüyle eş anlama geliyor.

Bunun için, iyi donanımlı, parti tüzük ve programını iyi özümsemiş, teorik donanıma sahip, parti örgütlerinin yerelde nasıl çalışmalı, kitlelerle nasıl bağ kurmalı, parti tüzüğünün emrettiği hangi alanlarda çalışmalar yapması gerektiğini bilen kadrolara ihtiyaç var.Tabi tüm bunlar bir cesaret ve enerjiistiyor.

7) Bu yola çıkarken milletvekilleri ile hiç bir görüşmeniz oldu mu ? Olduysa onlar buna ne dedi ? Olmadıysa neden görüşme gereği duymadınız ?

Cevap; Yola tek başıma çıkmadığım için bir grup disiplini içinde çalıştık.Şuana kadar mevcut milletvekilleri ile herhangi bir görüşmem olmadı.Vekillerden de herhangi  bir talep gelmedi.

8)Siz daha önce belediye meclis üyeliği yaptınız. Son yerel seçimlerde de meclis üyesi listesindeydiniz? Size göre seçimlerin kaybedilmesine neden olan stratejik hatalar nelerdi ?

Cevap; Evet 2009-2014 döneminde Belediye Meclis üyeliği yaptım.Mütevazi olmamayım, o dönemi ilk kez böyle bir göreve gelmeme rağmen oldukça aktif geçirdim.Yerel Yönetim konusunda ki ilgim nedeniyle de , hem zaman, hem enerji harcayarak, önemli ihtisas komisyonlarında çalıştım,başkanlık yaptım.Daha sonra 2014’de Belediye Başkan Aday Adayı oldum.O da ayrı bir tecrübe oldu.

Bu dönem dostlarımdan,çevremden ve benimde bir dönem daha görev yapma,deneyimlerimi pekiştirme nedeniyle aday oldum.

Her aşamanın kendine has bir zenginliği olduğuna inanırım,öyle çaba sarf ederim.Yerel seçim adaylık sırasının gerilerde olmasını fazla umursamadan bir anlamda da partinin gösterdiği adayın çalışmalarına katkı yapmak, geçmiş deneyimlerimizi,kitle bağlarımızı güçlendirmek adına aday açıklandıktan soran son güne kadar yoğun tempo ile çalıştım.

Kaybetmenin değişik nedenleri var; İlk kez söylüyorum.Aslında kavganın,yada kaybetmenin bir anlamda asıl nedeni 2014 Yerel seçimleri, 2015 genel milletvekili seçimlerinin rövanşı niteliğinde.Taraflar kentin,kitlelerin geleceği,partinin pozisyonundan çok kendilerinin pozisyonlarını koruma üzerine kurulduğu için yukarıda “İhanetçiler” sözüne de bir cevap oluyor.Çünkü seçim zamanları kim milletvekili olacak?Kim Belediye Başkanı olacak, benim adamım ,senin adamın üzerine oturtuldu.

2014’te Belediye Başkanlığında “Harun Akın olmasın” kurgusu, Muharrem Akdemir’i göreve getirdi.Sonuçlarını hep beraber yaşadık.

2015-2018 Milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı  sistemi seçimlerinde (7 Haziran ve 1Kasım Seçimleri) Milletvekili sıralaması,kontenjan tartışmaları bir anlamda 31 Mart yerel seçimlerinde yeniden kavga aranası olarak ortaya çıktı.Taraflar gardlarını “merkeze çevirerek bir ders verme üzerine kodlandı) aldılar.

Ana kavga bu alanda yaşandı. Adayın arkasında duranlar ve durmayanlar olarak parti bir anlamda karpuz gibi bölündü.

Yine sıralama ve meclis üyelerinin 19 mahalleye, yada toplumsal kesimlerin temsil hakkından çok, belli başlı isimlerin listelerde yer alması, Merkez İlçe Başkanının görevden alması-Milletvekili müdahaleleri kavgayı derinleştirdi.

Tüm bunların en başına belkide, CHP’li Belediye,Sosyal Demokrat Bir Belediye’nin parti politikasına uygun çalıştımı?Parti ile kadroları birbirlerini geliştirecek,yönlendirecek ve kent insanına daha iyi bir yaşam kalitesi sunacak birlikteliğe hani dedim ya günümüzün en çok kullanılan kelimesi LİAYAT sahibilermiydi.

İşte bu durum ki bugün Türkiye’nin ana metrpolerinde yenilmiş kaybetmiş AKP’ye karşılık Zonguldak’ta özellikle (Merkez İlçe-Kozlu-Kilimli) de kazanmış bir AKP ile karşı karşıyayız.

9) Sizce siyasette dün dündür, bugün de bugündür anlayışı geçerlimidir ?

Cevap; Ülkede Merhum Süleyman Demirel gibi 7 defa gidip gelen bir kültür olunca, özellikle de sağ siyasetin neredeyse 60 yıllık iktidarında bu en ücra noktalarda yaşayan insanımıza da bulaşıyor.Oysa partilerde neden program – ve Tüzük var ne anlam ifade ediyor.İlkeler,kurallar niye var.İşte bu olumsuzluklara karşı bir anlamda panzehir olması için.

Neden sorduğunu biliyorum.Bir makam gelmek için dün kavga etiğinle bugün yan yana gelişler var.Evet var, işte asıl mesele bu konuda siyaset kimin için,ne için yaptığına bağlı oluyor.Bir anlamda da elmalar,armutlar aynı yerde olurmu diyorsun, ama belki de bunların öyle bir dertleri ayrı olmak diye bir tutumları da yok.Çünkü neden ayrı oldukları,neden birlikte olduklarını bir fikir-bakış açısı,politik bir duruş olarak değil daha çok kim kiminle birlikte olursa il,ilçe başkanı,milletvekili olur üzerine kurulu bir davranışlar bütünü.

O nedenle ben yaşam tarzı olarak daha çok konulara ilkesel olarak yaklaşıyorum.Taraf oluyorum bu taraf daha çok, emek,demokrasi,ezilenler,yok sayılanlar,ötekileştirilenlerin,mazlumun yanında yer alıyorum.Daha insan merkezli,toplumsal ve düşünceler zenginliğini,farklı fikirlerin bir zenginlik ürünü olduğuna inanarak mücadele ediyorum.Makamlar, seçimle gelinen noktalar ömürlük olmadığına inanıyorum.Ne yazık ki uzun süredir kavgaların bir anlamda da asıl dinamiti sürekli eski görev yapmışların tekrar tekrar göreve gelmesi gelmiyorsa onu destekleyenlerin göreve getirilmesi üzerine kurgulanıyor.

Burada siyaset,toplumsal mücadele,kenti ve kent insanının geleceği vb sorunlar istekler yok.Ben merkezcilik var.Ben varsam sorun yok ben yoksam yakarım,yıkarım,bölerim,parçalarım var.İşte bu düşüncelerdir ki yer yer ayrışıyor,yer yer birleşiyor.Yok aslında birbirlerinden farkları.

10 ) CHP’de sürekli bir kavga siyaseti var. Bu genel merkezde de aynı, yerelde de aynı.. Bunun sebebi nedir. En azından Zonguldak özelinde bu kavga biter mi ?

Cevap; Partilerde bir canlı organizma sonuçta,siz kavga dersiniz örneğin ben tartışma derim.Yukarıda dedim ya  önemli olan ne için olduğuna bakmak lazım.Örneğn bugün CHP Genel Merkezi ile ilgili gündeme düşen kavga gibi görünen “Saraya giden CHP’li Kim” sorusu günlerdir ülke gündemini meşgul etti.Bunu anlamak zor değil, çünkü şuan Türkiye’de 31 Yerel seçimlerinde Toplumsal Muhalefet önemli başarı elde etti. 18 Yıllık AKP İktidarını geriletti.Metopollerin çoğunu AKP kaybetti.Bu mücadelede CHP ana omurgayı oluşturdu.Bunun yanında İYİ Parti,HDP,SP, Sosyalist Partiler,Devrimci Demokratlar birçok irili ufaklı muhalifler bir anlamda ortak vuruş yaptı.İşte burum doğal olarak AKP’yi,onun Genel Başkanı aynı zamanda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı rahatsız etti ve kavga diye ortaya atılan ve genel başkanlık tartışması yaratmak istendi.Çünkü bizdeki yerellerde başlayan delege seçimlerinin sonu Kurultay var.Ama Parti bu konuda çabuk insiyatif aldı ve tartışma yeri başka konulara,ülkenin gerçek,asıl konularına yoğunlaşmak gerektiğine dikkat çekildi

Yerel de de, delege seçimleri,yerel seçim yenilgisi vb tartışma devam ediyor.Burada da bir an önce il,ilçe başkanı ve yönetimleri seçimleri yapılmalı ve kentin,asıl sorunlarına (Ekonomik-Ekolojik-Politik) sorunlarına çözüm için mücadele edilmeli.

Bugün,; “Emeğin Başkenti”  demokrasi mücadelesinin önemli köşe taşlarından olan kentimiz Zonguldak’ın bu kimliği  ve ülkenin daha aydınlık bir geleceği için verilen mücadele geleneği son 10-15 yılında oldukça gerilere gitti. Özellikle 18 Yıllık AKP iktidarının ülkedeki ekonomik-politik-sosyal çöküntüsü Zonguldak’ı da derinden etkiledi.Buna çözüm bulacak,gençlerimizin,kadınlarımızın işsizlerimizin,çalışanlarımızın,esnafımızın dertlerine çare olacak çözüm önerileri geriletecek çalışmalara eğilmeliyiz.İşte o zaman kişiler değil politikalar konuşulur, kendi içimize dönük değil dışa dönük politikalar öne çıkar.

11) Sürekli demokrasi, adalet ve hak hukuktan bahseden bir siyasi partinin özellikle kongre süreçlerinde anti demokratik uygulamalarına şahit oluyoruz…  CHP’de demokrasi var mı ?

Cevap; Tabi bu kavramlar öyle söylendiği kadar yaşamda hayat bulması kolay değil.Bu insan yaşamında benzer çok örnekler verilebilir.İnsanlar daha mutlu olmak için evlenir,çocuk sahibi olur ama mutsuz bir yaşam sürer.Niyetlerle,gerçekler farkıldır.Niyetler duygularla, gerçekler somut la alakalıdır.Bugün herkes kendinien tepe kodlarla tarif edebilir.Bugün CHP Programatik olarak kendini Demokrat Parti olarak ifade diyor.Doğal olarak demokrasiyi en çok işlevli hale getirmesi gerekir diye bekliyoruz.Yukarıda söylediğim gibi bunun kadroları da bunu içselleştirecek bir düzeyde olmalı ki demokrasi işlesin.

Demokrasi farklı fikirlerin yan yana gelmesi,aynı zamanda da azınlığın yer bulması anlamını taşıyor.Ama demokrat olmak,demokrasiyi savunmak,azınlığın haklarını korumak,çoğunluğun üstünlüğünü bir baskı unsuru olarak görmemek tüm bunlar gelişmişlik ile ilgili.

Örneğin CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı ve milyonları kapsayan Hak,Hukuk,Adalet yürüyüşü sadece iktidara karşı bir mesaj değil aynı zamanda içe dönükte bir hamleydi.

Parti içi demokrasinin daha işlerli olması gerekiyor,daha çok gönüllü,istekli dmokratik davranışları genişletme,demokratik işleyişleri zengileştirme yerine “görev yenine gelsin” türünden bir işleyiş hakim.Bu bir yaşam tarzına dönüşmedikçe,parti içi demokrasiden bahsetmek mümkün olmaz.

12) Eğer bu süreçte milletvekilleri ve genel merkez olaya müdahil olur ve adaylıktan çekil… Tek adayla seçime girilecek denilirse tavrınız ne olur…  Adaylıktan çekilir misiniz ?

Cevap; Henüz böyle bir zamanda değiliz. Adaylık açıklamak, adaylıktan çekilmek bunlar siyasetin kalıpları içinde olan tutumlar. O zamanın, An’ın işi, yani bugünden yarına bir şey söylemek hoş olmaz. Yer gelir adaylıktan çekilirsin büyürsün, yer gelir adaylığa devam eder küçülürsün bunların hepsi somut duruma göre alınacak tutumdur. Erkenden bir şey söylemek doğru olmaz.

Teşkkür ediyorum

Cevap; Ben teşekküre ediyorum bu süreçte fikirlerimi kamuoyu ile paylaşma imkanı verdiğiniz için

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: