Ekonomik krizin ücretli kesimleri ve dar gelirlileri adeta cendereye aldığı bir süreçten geçiyoruz. Yaşam ve çalışma koşullarımızın her geçen gün daha da zorlaştığı bu yakıcı süreçte başta emekçiler ve dar gelirliler olmak üzere 81 milyonun geleceğini yakından ilgilendiren 2020 yılı bütçe yasası, yapılan görüşmeler sonucu TBMM tarafından kabul edildi.

KESK’e Bağlı Eğitim-Sen Zonguldak Şube Başkanı Orhan Yılmz; “Artmaya devam eden hayat pahalılığı sonucunda halkımız tüketimini alabildiğine kısmıştır. Diğer taraftan resmi veriler gelir dağılımında yaşanan adaletsizliğin de artmaya devam ettiğini ortaya koymaktadır. Emeği ile geçim mücadelesi veren tüm kesimler gibi eğitim emekçileri olarak bizlerin de sorunları artmaktadır. Toplu sözleşmelerle sefalet oranında artırılan maaşlarımız yaşanan hayat pahalılığı karşısında erimeye devam etmektedir. Ortalama kamu emekçisi maaşı ile alınan çeyrek altın sayısı 15 yılda 13,35 adet azalmıştır. Maaşlarımıza yapılan sefalet oranlı artışlar, yıllardır sürdürülen adaletsizlikler sonucunda cebimize girmeden gelir vergisi olarak geri alınmaktadır. Adaletsiz gelir vergisi dilimleri ile yılın ikinci yarısına varmadan maaşlarımız kırpılmaya başlamakta temmuz zammı (!)  vergi kayıplarını karşılamamaktadır. Öte yandan artan işsizliğin, yoksulluğun insanlarımızı intihara sürüklediği, kapılarında “Dikkat siyanür var, polisi arayın, içeri girmeyin, yazan, yoksulluğun sindiği evlerden cansız bedenlerin çıkarıldığı 2019’ un Türkiye’ si milyonların yaşadığı çaresizlikler rakama, veriye ihtiyaç bırakmamaktadır. İktidarın suni gündem yaratma çabaları ve çizilen pembe tablolar emekçi sınıfları, yoksullaştırılan halkın yaşadığı gerçeği perdelemeye yetmemektedir. Milyonlarca işsiz iş, yoksulluğa sürüklenen emekçiler  insanca yaşamaya yetecek bir ücret, adil bir gelir dağılımı, başta maaşlarından-ücretlerinden kesilen gelir vergisi olmak üzere omuzlarına bindirilen vergi yükünün azaltılarak vergide adaletin sağlanmasını, ülkenin kaynaklarının %1’ lik mutlu azınlık için değil, %99’ un genel yararı için kullanılmasını beklemektedir .

Bütçe açığına neden olan kalemler en başta hükümetin çeşitli düzenlemelerle vazgeçtiği vergilerdir.  Alınmaktan vazgeçilen bu vergilerin büyük çoğunluğu sermaye kesimlerinin ödediği vergilerdir. Dolayısıyla çok kazananlardan, holdinglerden, şirketlerden, patronlardan vergi al(a)mayanlar tüm yükü kamu emekçilerine, işçilere yıkmaktadır.

Özelleştirmelerin, eğitim ve sağlık başta olmak üzere kamu hizmetlerinin piyasaya açılması sonucunda ödediğimiz vergiler de artık bize  “yol, su, elektrik”  olarak dönmemektedir.

Bizler mevcut gelir dağılımı adaletsizliğini daha da derinleştiren, yıllardır omuzlarımıza yıkılan vergi yükünü daha fazla artıran, bizim cebimizden alıp işverenlere-patronlara, yandaş müteahhitlere teşvik, prim desteği, ‘hazine garantisi’, faiz olarak aktarmayı, savunma ve güvenlik adı ile savaş araçlarına çevirmeyi temel alan bu BÜTÇEYİ KABUL ETMİYORUZ! Kamu hizmetlerinin tasfiye edilmesine, güvencesizliğe, insafsız vergi düzenine ve yoksullaşmaya karşı demokratik ve adil bir ülke için tüm emekçileri birlik olmaya davet ediyoruz