Kıdemli Muhbirler Görev Başında

Dün akşam CNN de yayınlanan Ahmet Hakan’ın Tarafsız Bölge programına katılan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek yine her zamanki görevini yaptı.

Son günlerde iktidarın izni ve icazetiyle TV kanallarında boy gösteren Perinçek 25 yıllık kamu görevlisini terörist ilan ederek hedef gösterdi.

Doğrusu ben pek yadırgamadım, çünkü o bir anlamda diyet ödüyor, görevini yapıyor.

Asıl sorun bu konuyu birilerinin sürekli olarak CHP içerisinden servis ediyor olması.

Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras daha yeni göreve başladığı günlerde;  aynı konuyu gündeme getirip, ayrımcılık, bölücülük yapmak isteyenler yine sahneye çıktı.

Adı geçen Başkan Yardımcısının hukukçu kimliği ve Baro yönetim kurulu üyeliği sıfatıyla o yıllarda kendisine verilen görevi, üstelik de çok kısa bir süre yapmasını” Apo!nun avukatı” diye manşet yaparak kullanmaya kalkanlar, kamuoyunda dikkate alınmayınca şimdi Doğu Perinçek üzerinden saldırıya geçtiler.

Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın başından itibaren kararlı biçimde sahip çıkmasıyla umduklarını bulamayanların, şimdi de farklı kanallardan yıpratma, itibarsızlaştırma politikası yürüttüklerini görüyoruz.

İşin bir diğer önemli yanı da; iktidarın artık kurtuluşu Perinçek gibi toplumda karşılığı olmayan, ipliği pazara çıkmış siyaset eskilerinde arıyor olması.

Öyle ki, başka zaman olsa yerel kanallara bile çıkamayan Doğu Perinçek her gün iktidar yanlısı medyanın nöbetçi konuğu haline geldi.

Bu konuda şimdi CHP önemli bir sınavın eşiğinde.

HDP ile olan ilişkilerinde hep bir mahcup, utangaç bir yaklaşım sergileyen CHP “İstanbul Büyükşehir Belediyesinde HDP liler nasıl çalışır?” diyen Perinçek’e ve bu tür ırkçılara karşı nasıl bir tavır alacak?

Selahattin Demirtaş’a da, Ahmet Altan’a da, Osman Kavala’ya da ve hatta kendi partililerine bile sahip çıkmakta ikircimli davranan CHP yönetimi bundan sonra nasıl bir politika izleyecek.

Üstelik de tüm engellemelere karşın Ankara’da yığınsal bir katılımla coşkulu bir kongre gerçekleştiren HDP nin de artık yeni bir yol ayrımına geldiği, bir Türkiye partisi olma yolunda kararlılık gösterdiği bir dönemde.

Hızla değişen ve yenilenen dünyada ülkemizin de bu değişime, yeniliklere ayak uydurması zorunlu. İktidarı, muhalefetiyle politikalarını güncellemeyenlerin tarihin sayfalarında yok olup gideceği bir döneme giriyoruz.

İktidar partisi genel başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan içerde kamuoyunu etkilemek adına “mahallenin kabadayısı” gibi davransa da dışarda şehrin kabadayılarının dediklerini uygulamak zorunda kalıyor.

İşin kötü yanı bu şehir kabadayıları çok acımasız.

Onların ne dini, ne imanı ne de vicdanı vardır.

Geçmişte pamuğuna el koyduğu Hindistan’a kendi ülkesinde ürettiği kumaşları satamayınca tezgahlarda el dokuması üretim yapan yoksullardan 100 bin kişinin parmaklarını kesen İngilizler, Afrikada köle ticareti dahil, her türlü ahlaksız ticareti yapan Fransız ve İtalyanlar, en büyük şehir kabadayısı ABD ve diğer emperyalist ülkelerin yanında, onlara racon kesen Ruslar’la aşık atmaya kalkarsan, bu durumdan en çok senin halkın zarar görür.

İsrail’in korkunç baskı ve saldırıları atında yaşam mücadelesi veren Filistin halkına yönelik göstermediğin merhameti Suriye’de, Libya’da rejim karşıtı gruplara gösterirsen her gün bir yerlerden şehit haberleri gelmeye devam eder.

“Mazlum halkların yanında olmak, onların ulusal kurtuluş mücadelesine destek vermek” elbette insani bir duruştur.

Ancak şu an Suriye de ve Libya da yaşananları böyle değerlendirmek ne kadar mümkün.

Güvenlik ve beka gerekçesiyle başkalarının topraklarında operasyon yapacaksan uluslararası kurum ve kuruluşları yanına alman gerekir.

Hele de dış politikada ilkeli olmak, çifte standart uygulamamak gerekir.

Suriye’de tüm dünyanın tanıdığı meşru hükümete karşı dururken, Libya’da aksini uygularsan giderek yalnızlaşırsın, dost bildiğin ülkelerin bile güvenini yitirirsin.

Kaldı ki; küresel dünyada tüm ilişkiler karşılıklı çıkar üzerine kurulmuşken.

Bir yandan ABD ye rest çekip Rusya’dan füze satın alacaksın, sıkışınca da “Haydi biraz da ABD den Patriot alalım” diyeceksin; böyle bir dış politikayla başarılı olmak ne mümkün!

İktidar tüm bunları yaparken, muhalefet ne yapıyor?

İl, ilçe kongrelerini tamamlayan siyasi partiler genel kurullarını yapmaya hazırlanıyor.

Hepsinde de amaç, parti içi iktidar olmak.

Öyle olunca da” kurtlar bulanık havayı sever” misali statüko yanlısı, askeri vesayet kalıntısı ve de ruh hastası kimi provakatörler ortaya çıkıveriyor.

Kimini PKK lı, kimini Fetöcü, kimini hain ve de en son yapıldığı gibi terörist avukatı diye hedef göstermeye, toplumsal linç uygulamaya kalkıyorlar.

Kimi sözde muhalif siyasiler de çıkıp “haydi PKK ya terörist de, haydi Apo’ya küfret” gibi basit, kışkırtıcı, ucuz söylemlerle HDP ye oy veren ya da destekleyenlere saldırıyorlar.

Biz bu filmi çok gördük.

Artık ne bu filmleri izlemeye tahammülümüz, ne de bu tür tescilli muhbirlere ayıracak zamanımız var. Türkiye’nin geleceği, barıştan yana tüm demokratik güçlerin güç ve eylem birliğinden geçiyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: