AKP’de Çağlayan Krizi

Uzun süredir AKP’de Merkez İlçe Başkanı Mustafa Çağlayan Krizi yaşanıyor.

Düz mantık bakınca bırakın İlçe Başkanı Mustafa Çağlayan’ı gözden çıkarmayı ödüllendirilmesi gerekmez miydi.

Çünkü ?

AKP 31 Yerel seçimlerinde Zonguldak’ın en büyük iki ilçesi Kdz Ereğli ve Devrek ilçelerinde Belediyeleri CHP’ye kaptırdı.Yani oralarda örgüt darbe aldı.Ereğli’yi Milletvekili Hamdi Uçar, Devrek yani Vadi’yi de Ahmet Çokaloğlu örgütlü yordu.

Bir anlamda da kaybeden deneyimli, ilçe-il başkanlığı yapmış sonra milletvekili olan Hamdi Uçar’dı aslında.

Ahmet Çolakoğlu Çaycuma’da ve Devrek’te önemli fark yedi.

Yani AKP’nin 3 Milletvekilinden ikisi aslında bölgelerinde kaybetmişti.

Deneyimli siyasetçi Polat Türkmen Kilimli’de kazandı ve her ne kadar Köksal Toptan’ın ağabeylik rolüne üstlense de gerek parti içi gerekse belediye örgüt sorunlarında o da çok başarılı olamadı.

Yani geleceği şekillendirme adına üç vekil aslında AKP’ye, onun genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a verecekleri bir şeyi kalmamıştı.

Hamdi Uçar’ın en çok kullandığı yerlilik üzerine siyasetin dışında, kendisini hiç geliştirmeyen,daha çok adı “iş görür” üzerinden çalışma yapan ama partinin geleneksel siyasetine, bir anlamda da AKP’nin bugününe uygun bir siyasetçiden çok klasik feodal bağlarla işini yürüten bir çizgi izledi bugüne kadar.

Daha da açık söylersen yıllardır siyasetin içinde olmasına rağmen kendini en az geliştiren (ideolojik olarak) bir vekil pozisyonunda.

İşte tüm bu gelişmeler bir anlamda geleceğin potansiyel tipini de öne çıkardı.

Merkez İlçede 31 Mart’ta CHP’den Belediye’yi almış, genç,bugünü iyi okuyan, Genel Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın bir anlamda da as kadrosu olacak bir pozisyonda ki Mustafa Çağlayan’ın, ben diyeyim acemiliği,siz deyin ki milletvekillerine güvenmesine derseniz deyin ama yaptığı hata (partiye yapılması gereken nakti yardımı kendi hesabına aktarması iddiası) AKP’de Çağlayan Krizi’nin de fitilini ateşledi.

Mustafa Çağlayan, iyi bir siyasi kadro. Bu sadece AKP için değil kentin yetişmiş insanı açısından değerlendirdiğimizde (hangi partide olursa olsun önemli olan kadroların yerli yerinde olmasını savunuyorum) Mustafa Çağlayan ideolojik çizgi olarak, muhafazakar, parti kodlarını düzgün okuyan, genç ve dinamik, özellikle partinin 18 yıllık tarihsel geçmişinin içinde yoğrulmuş, aile ve geçmiş geleneği olarak Anadolu Geleneğinin yaşam biçimini bilen, kent insanı ile sıcak ilişki kuran, pratik, insiaytif sahibi bir kişilik.

Benim anlamadığım haydi bu üç vekilden ikisi Çağlayan’ın bu özelliklerinden rahatsızlık duydu. Kendi geleceklerini potansiyel tehlike olarak gördüler, deneyimli Polat Türkmen nasıl bu oyuna geldi de, hepsi birden Çağlayan’ın karşısına geçti.

Bu çatışmanın en önemli ayaklarından biri de doğal olarak Yerel Yönetim ayağı. Belediye Başkanı Selim Alan.

Aslında AKP Genel Merkezi’de bazen yaşananları doğru okumadığı, sadece basının, sosyal medyanın yaptığı propaganda ile olacak Belediye Başkanı Selim Alan’ın Ankaralarda Merkez İlçe Başkanı Mustafa Çağlayan’ı görevden aldırmak için koşuşturması, bir anlamda da kendi ipini de çektiğini gösteriyor.

Selim Alan göreve ilk geldiğinde, “Ben bu göreve bir dönemliğine gelmiyorum”dedi.Ama ilk kavgası Merkez İlçe Başkanıyla yaşadı.Bu aslında yaptığı en büyük yanlışlardan biriydi.

İkinci yanlışı Mustafa Çağlayan karşıtı güçlerin (İlçe Başkan adaylarının) basını manüpüle ve destekle yıpratmak için uğraşması partide önemli bir kırılma yaşandığını gösteriyor.

Şunu açık söylemek lazım ki AKP bugün yerel yönetimi merkez ilçede aldı. Bunda Mustafa Çağlayan ve eki binin önemli payı olduğunu herkes biliyor.

Bu kırılma aslında bugün değil, AKP Merkez İlçe Başkanı Metin Karaduman’ın istifası sonrasından bugüne geliyor.

O günde sahnede aynı güçler vardı. Bugünde, ama şunu biliyoruz ki bu krizi Hamdi Uçar yarattığı gibi çözemez ise, bundan başta zararlı kendisi çıkacaktır.

Neden mi?

Aslında Merkez İlçe dışında aslında AKP örgütü yok.

Bana sayabilir misiniz İlçe Başkanlarını tanıyan var mı?

Hamdi bey, sen söyleyebilir misin?

AKP’de çıkan bu kriz henüz muhalefetin gündeminde yok.

Ama olmalı.

Ne demişler büyüklerimiz, “Bir Senet günü, birde seçim günü çabuk gelirmiş”

Sağlıcakla kalın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: