İktidarı Almak İstemeyenlerle Bırakmak İstemeyenler

Korona virüs salgını, sokağı idare edemeyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun istifası ile AKP İktidarını şöyle bir salladı. Bu vesile ile S Soylu kendince iktidar içi dengelere bir ders verdi. Dersin ne olduğu şimdilik derinlerde, ancak ya seçimlere yakın ortaya çıkar ya da iktidar içi bir hesaplaşma sırasında.

İktidar içi dengeler sarsılırken muhalefet tarafında yaprak kımıldamadı. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu S Soylu’nun, Cumhurbaşkanına siper olmak için istifa ettiğini, bunu anlayışla karşıladığını söylerken Süleyman Demirel’in Bülent Ecevit ile 1970’li yıllarda, 1990’larda da Turgut Özal ile yaptığı iktidar kavgalarını akla getirdi. S Demirel, ister Ecevit’in ister Özal’ın zayıf tarafını bulduğu an yakasına yapışır ve bırakmazdı.  Şimdi benzer politikayı Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli yapıyor.

Devlet Bahçeli, her dönem bir yolunu bulup, ya iktidar ortağı olmuş, ya da iktidara destek vererek iktidar ortağı olmuş ve istediklerini yaptırmıştır. Çakıcı affı ile adamlarını hapishanelerden salıverdiği gibi. Bizim kuşak, 1970’lerden bu yana hem devletin içinde nasıl örgütlendiğini ve Türkiye’yi 12 Eylül’e getiren Milliyetçi Cephe Hükümetlerinin vazgeçilmez ortağı olduğunu iyi bilir, şimdiki kuşak ise Recep Tayip Erdoğan’ı büyük bir hünerle nasıl Başkan yaptığını. Neyse, herkes ev ödevine iyi çalışıyor, demek ki.

Burjuva demokrasilerinde iktidarla muhalefet görev paylaşımı yaparlar da, muhalefet, iktidarı yanlış yaptıklarını sert şekilde güya hem eleştirir gibi yapar, iktidar da kolaysa sen gel yap der ve doğru işler yapıyormuş havası ile bildiklerini yapmaya devam eder. Ana Muhalefet de halkın kendisine oy vereceği ve iktidar olacağı günleri, ayları ve yılları bekler. Bugünlerde, ne olduğu tam da belli olmayan öyle bir şeyler oldu, oluyor. Ana Muhalefet, AKP – MHP koalisyonunun ekonomiyi çökerttiği, cezaevlerini boşaltıp zorbaları salıverdiği, düşünceyi hapsettiği ve virüs karşısında sokağı idare edemeyen İçişleri Bakanının istifasını değerlendirip İYİ PARTİ ve HDP ile birlikte bir iktidar olma iradesi ortaya koyamadı. Ülke sorunlarını çözme iradesi gösteremedi, kendilerini muhalefetle yükümlü gördüler, hazır Türkiye’nin 11 Büyük Şehir Belediye Başkanlıklarını kazanmışken. Korkarım iktidar bugünlerde büyük şehir belediyelerine açtığı soruşturmalardan sonra kayyum atarsa hiç şaşmam.

AKP ile MHP yakın zamana kadar, birbirlerine ağza alınmayacak sözler söyledikten sonra şimdi kanka olabiliyorken nedense CHP, İYİ PARTİ ve HDP ile yan yana görünmekten sanki utanıyor. Yerel seçimde İstanbul’da olduğu gibi seçmenler, diğer kentlerde muhalefeti sandıkta birleştirip Ana Muhalefet Partisi CHP’ye, dağınık muhalefeti toparlama ve iktidar yolunu açma görevi vermedi mi? Kimse kusura bakmasın, ben muhalefetin görevinin iktidar olmak olduğunu iddia ediyorum, yoksa iktidarı eften püften eleştirmek değil.

Kamuoyunun iktidar dururken muhalefeti eleştirmesinin haklı gerekçesi olmayabilir belki, ancak insanların AKP iktidarının 18 yıllık baskısından kurtulmak için muhalefetten beklentileri var. Ekonomide, tarım ve sanayi üretiminde, sağlıkta, siyasal alanda, demokratik hak ve özgürlüklerde, laik ve bilimsel eğitimde, sosyal güvenlikte, adalette, yargıda, medya ve basında, düşünce özgürlüğünde, Suriye sorununun çözümünde muhalefetin iktidar olmasına ihtiyaç var. Daha da önemlisi gayri safi milli hâsılanın (GSMH) işçi sınıfı ile işverenler (emek ve sermaye) arasındaki bölüşümünde yaşanan adaletsizliğin bir nebze de olsa hak arayabilme ile çözümlenmesinde yine muhalefetin iktidar olmasına ihtiyaç var. Çünkü varolan iktidar, sorun çözmüyor, sorun üretiyor.

Muhalefet partilerinin milletvekilleri ile birlikte, parti meclisleri, il ve ilçe yönetimleri, hatta parti üyelerinin, kendilerini bize karşı haklı gösterecek argüman üretmelerine gerek yok. Ama bir noktanın da altını çizelim, af yasasında muhalefetten 51 ret oyu çıktı, yazık değil mi bunca umutlara? Zonguldak ve ilçelerindeki CHP ve diğer muhalefet parti başkan ve yönetim kurulları, hatta üyeleri, her yıl 17 Nisanda Köy Enstitülerini birlikte anmaktan çok hoşlanıyoruz ama marifet bu değil. Marifet, iktidar olup onların yerine nasıl bir eğitim sistemini öngördüğünüz ve uygulamanızdır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: