Asıl Tehdit Korona Mı Sağlık Sistemi Mi?

Korona virüsü ile mücadele ederken, elleri havaya kaldırıp, kendimizi önce Devlet-i  Aliyye’ye, sonra virüs uzmanlarına teslim ettik. Teslim etmeseydik de ne yapacaktık, çare var da biz mi kullanmadık? En azından devletin emirlerine uyup sokağa çıkmadık ve evde kaldık.

Medyaya bakılırsa en iyi işi Sağlık Bakanlığı Çalışanları ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca yaptı, basın mensuplarına iyi niyetli ve yakın davranarak.

Covid 19 virüsünün oluşumu, yayılışı, alınan önlemler, sebep olduğu temas mesafeleri ve ölümler derken konuşulanlara bakılırsa dünyaya yeni bir düzen, yeni bir nizam verecekmiş. Doğrudur, değişmeyen tek şey değişimin kendisidir, sözü boşuna söylenmiş bir söz değildir. Zaten “kendisi içinde iş gören, yeni bir insan doğmadan, yeni bir toplumun doğması mümkün değildir” ve insanın “ahlaki disiplin tarafından üretilen içselleştirilmiş otoriteden kurtarıldığı” zaman özgür olabileceğini belirtiyor radikal pedagoglar.

Covid 19, en çok yoksullarla sağlıkçıların ölümüne neden olduysa da kapitalizmin beşiği sayılan Avrupa’ya ile emperyalizmin saldırgan lideri ABD’ye hatırı sayılır cinsinden dersler verdi. Avrupa ve ABD, ceplerindeki paraya, ellerindeki teknoloji ve ilaç tekelleri ile virüse karşı başarılı operasyonlara imza atacaklarına, kalkınmamış ülkelere fark atacaklarına, hatta virüs salgınını fırsata çevireceklerine bile inandılar. Ama sonuç çuvallama oldu. İtalya, Fransa, İngiltere ve İspanya’da her birinde yaklaşık yirmişer bin, ABD’de yaklaşık yetmiş bin insan öldü. Türkiye ise bizim maskeleri, ilerde ne olur ne olmaz kabilinden başta ABD olmak üzere tıbbi giysilerle birlikte diğerlerine gönderip iyilik meleği oldu. Bana ise ne devletten geldi ne de paramla bulabildim.

Size iki bilim insanı, iki radikal pedagogdan söz edeceğim:

Joel Spring iki eğitim modelinden söz eder; “ İlki, düzen, plan ve yüksek verimlilik ile toplumsal ilerleme arayan teknolojik ve rasyonalist modele göre toplum, verimli işleyiş hedefine sahip bir makine olarak görülür. İnsanlar, değerleri toplumsal makinenin pürüzsüz işleyişine katkıları ile belirlenen “insan kaynakları” haline gelirler. Bu modelde insana “üzerinde çalışılacak ve toplumun iyiliği için biçimlendirilecek bir nesne” olarak yaklaşılır. İkinci modelde ise, önemli olan düzen ve verimlilik değil, bireysel özerkliğin arttırılmasıdır. Çalışmayı ve özgürlüğü sınırlayan toplumsal otoriteyi kaldırmaktır.

Pürüzsüz işleyen makine, kapitalizmin pürüzsüz işleyen sistemidir. İşleyişi de hem verimli, hem de pürüzsüz. İnsanlarsa virüse yakalanırsa ilaç tekelleri imdada yetişir ve yüksek karlar elde ederler. Sigortası olmayanlar için özel klinikler ne güne duruyor, giderler oralarda pahalı, pahalı tedavi olurlar. İlaç tekelleri de bunu fırsata dönüştürüveririler.

Sağlık, hepimiz için en büyük özgürlüktür. Fakat sağlığı korumak kolay değildir. Onu koruyabilmek için ya Küba’daki gibi bir sağlık sistemi olması lazım tüm dünyada, ya da çok para. Kapitalist sistemde herkeste para olamayacağına göre, o zaman hepimiz ücretsiz sağlık hizmeti ve sağlık eğitimi almayı talep etmek zorundayız. Çünkü sağlık o kadar çok pahalı ki yoksul birinin ulaşabilme imkânı olmadığını milletçe yaşıyoruz.

Ivan Illich, tüketici yönelimli modern toplumdan söz ederken, modern toplumun, her eylem için uzmanların öğüdüne dayanan bir karakter tipi gerektirdiğini, ileri sürer. Modern toplum uzmanlarca planlanmış paketlerin tüketimine dayanır. Okul, her yönüyle çocuğun sorumluluğunu üstlenerek toplum için hazırlar. Araba kullanmayı, cinsel eğitimi, giyinmeyi, kişilik problemleriyle uğraşmayı ve bir sürü ilgili şeyi öğretmeye çalışır, aynı zamanda bütün bunları yapmanın doğru ve uzmanca bir yolu olduğunu ve kişinin başkalarının uzmanlığına dayanması gerektiğini de öğretir. Okuldaki öğrenciler, özgürlük talep ettiklerinde, özgürlüğün sadece otoriteler tarafından verildiği ve uzmanlarca kullanılması gerektiği yolunda dersi alır. Bu bağımlık kişinin hareket etme yeteneğini yok eden bir yabancılaşma yaratır. Etkinlik artık bireye değil uzmana ve kuruma aittir.

Bizlerin bir tek güvencesi olan SGK’nın bizim adımıza karar vericileri, hep iktidarlar olmuş ve SGK’yı, ilaç tekellerini besleyen bir tüketim aracı haline getirmişlerdir

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: