Koronalı Günlerde Can Cana Yanyana

İki buçuk aylık karantinadan çıkıp normale dönmüş olmak yaşamımıza yeni anlamlar katmaya başladı. Sanki diplomamızı almış gençlik heyecanıyla bir işe başlıyoruz, sanki yeni nişanlanmış evliliğe adım atıyoruz, ya da ilkbahar yeni geliyormuş da doğayla birlikte biz de canlanıyoruz gibisinden, garip ama güzel duygular içerisindeyiz.

Bir Haziran itibariyle artık herkes işinde gücünde, biz 65 yaş üstüler kendimizi yalnız hissetsek, moralimiz bozulsa da izolasyona (yalıtım) bir süre daha devam edeceğiz. Bu virüs aramızdan ne yazık ki birçok sevdiğimizi alıp götürdü, hayatlarımızı değiştirdi. Hayatımızda eskiyenlerin yerini yeni şeyler almaya başladı. Bunlardan başında da dayanışma ruhu geldi.

Haftada beş altı saat de olsa dışarı çıkıp temiz bir havada dolaşırken dostları görmek, onlarla yan yana yürümek ve konuşabilmek, birinin elimizden tutup da insana güven vermesi ne kadar da büyük mutlulukmuş meğer. Anlaşılan bazı şeyleri öğrenmek yaşamaktan geçiyor. Yaşamda hiç paylaşılmayacak şeylerin başındaysa “yalnızlık” geliyor. Yalnızlık, zifiri bir karanlıkta unutulmak, değersiz hale gelmek, kimseye güvenememektir belki de.

Virüs, bir şekilde herkesin hayatına değdi, dedik. Devlet, her nedense virüslü günlerde fabrikatörlere 240 milyar dağıttığını söylerken, işini gücünü kaybeden cebinde iki buçuk lirası olanları göremedi. Elin zengini Amerika’ya, İngiltere’ye, İspanya’ya binlerce maske gönderdi de ben bir maske ile bir kolonya bile alamadım. Belediye yardımlarına el konuldu. Ama bu yanda bazen güzel şeyler de oldu. Şahsen çocuklarımın da içinde olduğu yeni kuşak gençlik, evden çıkamayan ihtiyaç sahiplerinin yardımına koştu, aralarında dayanışma ağları kurdular.

Evde kal, çağrısı, salgına karşı yerinde bir çağrıydı, fakat çağrı evde kalabilecekler için iyi de kalamayacak için açlık fermanı oldu. Burada “Salgının Panzehiri Dayanışmadır” diyen Fırat Fıstık’tan (I+I Forum 27.03.2020) bir iki dayanışma örneği vermek istedim:

Taksim’de Tarlabaşında, Urfalı Mehmet, Tarlabaşı Göçmen Dayanışma Mutfağında, uzun zamandır kurulan yemekhanede mahalle sakinlerine ve göçmenlere yemek dağıtılıyor, günde 20- 30 kişi geliyor. Dün elli kişiye çorba verdim, yetmedi, 78 yaşında tek odada, hiçbir şeyi olmayan bir ağabeyimiz var, ona her gün çorba veriyorum, diyor.

Fatih Saraçhane Parkı’na aşhane arabasını çekerek günde 200 kişiye yemek dağıttığını söyleyen Mustafa Karaman, evsizlerin ve ihtiyaç duyanların yemek yedikleri noktalar kapalı ve bir de üstüne günlük işler. Yani karton, atık toplama işleri de engellenmiş durumda. Bir iki lira da olsa imkânları, para kazanacak durumları kalmadığı için önceki zamanlardan daha fazla açlıkla yüz yüzeler. Evlerde bekleyenlere ve mültecilere de yemek dağıtıyoruz, diyor.

Kadıköy’de küçük grupların yanında demokratik kitle örgütleri ve partilerin katılımı ile örgütlenen topluluklar var. Onlardan biri de Kadıköy dayanışma Ağı. Gezi Forumlarının tecrübeleri ışığında yaratılan birikim ve birlikte mücadele etme deneyimiyle 700’ün üzerinde gönüllü ile ihtiyaç sahipleri eşleştirilerek ihtiyaçları karşılanıyor. Gençlik, hepimiz bir nebze de olsa hayatlarımızda değişiklik yapıp tüketim alışkanlıklarımızı, doğayla olan ilişkilerimizi sorgulamalıyız, et tüketimi, uçak seyahati, gereksiz alışverişten vazgeçebiliriz, diyor.

Almanya’dan Koral Elçi, askıda yemek kampanyasından sonra yarı zamanlı çalışan 35 kişilik bir ekiple evsizlerle ihtiyacı olanlar için 7 Euro’luk gıda paketleri satışa çıkardık ve paketleri satarak ihtiyacı olanlara gönderdiklerini, anlatıyor. Evsizler de evi olanlarla aynı haklara sahip olmalı, barınma ve beslenme ihtiyaçlarının ücretsiz olarak karşılanmasını talep ediyoruz. Dezavantajlı insanlar için kaynak ayrılmalı, diye de ekliyor.

Salgında genç kuşağın dayanışma ufku öylesine genişlemiş ki işte size bir iki mesaj: Bugün karşımıza korona virüs çıktı, yarın başka bir salgın yaşayabiliriz. Yaşadığımız şeyin kaynağı Neoliberalizm. Bu süreçte kim gözden çıkarıldı? İşçiler, emekçiler, işsizler, sağlık emekçileri, çocuk işçiler. Dayanışma kolilerinin içindeki erzak ve hijyen malzemeleri bizim açımızdan ezilenlerin ezilenlerle kurduğu diyalogun kendisi politiktir. Ve daha büyük bir politik ihtimalin önünü açar. Dayanışmadan kastımız, bireyin toplumun bir parçası olduğunun farkına varabilmesini sağlamak.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: